24 Nisan 2014, Perşembe
   
Metin boyutu

100 yaşında bir garip



100 YAŞINDA BİR GARİP: ORHAN VELİ

Bir şiiri anlamak, önce şairi anlamakla mümkündür. Şairin değer yargıları, görüşleri kısacası şairi şair yapan değerler ortadan kalktığında şiir de yitip gider. Orhan Veli'nin "Ben Orhan Veli" adlı şiiri, otobiyografik şiir olma açısından güzel bir örnektir ve bize önce onun hayatını sonrasında da şiir anlayışını tanımak açısından bir kapı açar.

Kentlerdir bize hayatın şaşırtıcı renklerini gösteren; aşka bağlanmanın, ayrılığın, özlemin dilini anlatan. Sevince, kedere barınak; duyguları yeniden yaşamalara yurt olan kentler vardır hafızamızda. Bir kente duyulan sevgiyi, özlemi, bağlılığı en iyi anlatan eserlerden birini de yine Orhan Veli vermiştir. Satırlarından düşmeyen İstanbul'u, her dizesinde biraz daha farklı bir yönüyle yeniden tanırız adetâ. Rumeli Hisarı'na oturur bir türkü tuttururuz. Serin serin Kapalıçarşı'da, giyilmemiş çamaşır kokusunu doyasıya içimize çekeriz. Metropol hayatının insan çeşitliliğini gülümseyerek anarız "İstanbul'un orta yeri sinema" diyerek. Ve bir deniz kenarına gittiğimizde İstanbul sınırlarında, belki de istemsizce, gözlerimizi kapatıp, İstanbul'u dinleriz.

Aşkın sözcüsü olur bazen de şiirler. Her yönüyle, her türüyle çıkarır karşımıza aşkı. Kimi zaman çapkın bir şıpsevdinin Mualla'yı sandala atıp, ona şarkılar söylemesi, kimi zamansa imkânsız bir aşığın çok sevdiği salatayı bile aramaması şeklinde tezahür eder Orhan Veli şiirlerinde aşk. Ama her ikisinde de kendimizden bir parça buluruz yeri geldiğinde.

Dertsizken, normal seyrindeyken her şey, çevrenizdeki gelişmeler size mutluluk verir hep. Dinlediğiniz şarkılar, dışarıdan gelen sokak gürültüleri, kuş sesleri... Hepsi güzel gelir kulağınıza. Ama bir derdiniz olduğunda tüm bu sesler "tren sesi"ne dönüşür. Taşınmayla geçen çocukluğunuzun, vedalarını anımsatan bu hüzün dolu sese... Hüzünler de konu olmuştur Orhan Veli'nin şiirlerine.

Öyle ruh haline girersiniz ki bir zaman. Gördüğünüzü kimse görmez, duyduğunuzu kimse duymaz... Siz tercüman olmak istersiniz çevrenizde olup bitenlere ama bu sefer de kifayetsiz kalır kelimeler. Ve her şeyi söylemenin mümkün olduğu o yerde, hiçbir şey anlatamamanın çaresizliğine düşersiniz. Çaresizlik de yer alır Orhan Veli şiirlerinde.

Bazense bir tepkidir Orhan Veli şiiri. Her ne kadar "Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz, üdebâ arasındadır." dese de tutamadığı olur kendini. Japonya'ya atom bombasının alevleriyle tutuşurken A. Haşim'in "Yarin dudağından getirilmiş/ Bir katre alevdir karanfil" dizelerine tepkisiz kalamaz. Ve şöyle der:

Hakkınız var, güzel değildir ihtimal

Mübalağa sanatı kadar

Varşova'da ölmesi on bin kişinin

Ve benzememesi

Bir motörlü kıtanın bir karanfile,

"Yarin dudağından getirilmiş"

Sıradan insanı anlatır şiirlerinde Orhan Veli. Garip manifestosunda der ki: Bizim şiirimizin zevki, yaşamak için çalışmaya ihtiyaç duymayan ve azınlıkta olan yüksek sınıfın zevki değildir. Bugünkü dünyayı oluşturan çoğu insan, yaşama hakkını sürekli bir didişmenin sonucu bulur. Her şey gibi şiir de onların hakkıdır ve onların zevkine hitap edecektir." Bu anlayış doğrultusunda karşımıza çıkar Süleyman Efendi'nin nasırları. Montör Sabri... Çirkin yaratıldığından rahatsız insanlar...

Ve Orhan Veli, hep gülümsetir bizi. Bir belediye çukuruna düşmesiyle beyin kanamasından ölmesi bile trajikomiktir. Renkli mizacı çoğu zaman şiirlerine de yansır. Ciğercinin kedisiyle, sokak kedisinin atışmalarına güleriz, karpuz kabuğundan fenerler yaparız. Dedikodulara "Geç bunları anam, babam, geç!"deriz. Her sabah, hepimiz uykudayken, gökyüzünü boyayan kahramanımız Dalgacı Mahmut'la tanışarak "Gökyüzü neden mavi?" sorusuna yanıt buluruz.

İçten üslubu yakınımızda hissettirir onu hep.O'nu okurken "Yahu Orhan Abi..." ile başlayan sorumuzu sormak üzere başımızı kitaptan kaldırıp, yanımızda olmadığını anladığımızdaysa adeta bakakalırız giden geminin ardından...

100. yaşın kutlu olsun Orhan Veli! Bil ki; şiir okumaya yeni başlayanlara şiiri sevdirdin. Koşuşturmaya dalmışlara hayatı hatırlattın. Ve en önemlisi şu dizeleri yazarak bizlere hayat derslerinin en büyüğünü verdin:

"Ne karpuz kabuğu gibi,

Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi...

İnsan gibi."


Elif Sedef Çelik

TGB İstanbul İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

 

TGB Bergama kuruldu

TGB büyümeye devam ediyor.
   

TGB siyasi parti değildir



TGB Genel Merkezi'nden Kamuoyuna Duyuru

Uzun süredir TGB'nin sosyal medya sayfalarından ilgili ilgisiz hangi paylaşım yapılırsa yapılsın, bazı siyasi partiler üzerinden TGB eleştirilmektedir. Bazı eleştirilerin tarzı ve yoğunluğu ve birbirleriyle olan benzerliği belli merkezlerden üretilen sistematik bir saldırı görüntüsü vermektedir.

TGB'nin bazı merkezler tarafından saldırı altında olmasını doğal karşılıyoruz, sevindiricidir. TGB düşmanla göğüs göğse savaşan bir kuvvettir ve düşman savaşan kuvvete saldırır. Yürütülen mücadelenin haklılığını ve sağlamlığını düşmanın saldırısına bakarak kavramak bir yöntemdir. TGB sistemin bağrında gedikler açarak ve düşmanı birbirine düşüren hamleler yaparak, düşmanın saldırısını hak etmektedir!

Biz Türkiye devrimcileri saldırılara pratiğimizle cevap veririz. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, denir! Ancak burada üzücü olan, birçok destekçimizin ve dostumuzun TGB'ye yönelik saldırı amacı taşıyan bu eleştirilerden etkilenmesidir. Dostlarımızın eleştirilerini önemsiyoruz ve dostlarımıza bir cevap verme gereksinimi duyuyoruz.

TGB bir siyasi parti değildir. Dolayısıyla siyasi partilere yönelik eleştirileri TGB üzerinden yapmak ve TGB'yi herhangi bir siyasi parti ile organik bir bağ içindeymiş gibi ele almak manasızdır! Eleştiri muhatabına yapılırsa bir anlam taşır.

TGB cephe siyaseti güden bir gençlik kitle örgütüdür. Dolayısıyla birçok siyasi parti, dernek ve kitle örgütü ile ortak etkinliklere imza atmakta ve zaman zaman ortak tavırlar almaktadır! Bu bizim emperyalist saldırıya karşı olabildiğince geniş kitleleri birleştirerek bir Türkiye cephesi yaratma siyasetimizin bir sonucudur. Önümüzdeki siyasal süreç dikkate alındığı zaman birlik siyaseti Türkiye'nin kurtuluşudur ve TGB bu birlik siyasetinin en belirleyici kuvvetlerinden olacaktır.

Türkiye'yi birleştireceğiz! Ülkemize ve geleceğimize yönelik saldırılara Türkiye'yi birleştirerek yanıt vereceğiz!

Kamuoyuna ve dostlarımıza saygıyla duyururuz.

TGB Genel Merkezi

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


tgb.gen.tr

 

TGB İskenderun gitar kursu ve İngilizce dersine başladı

İskenderun örgütümüz dönem boyunca devam edeceği gitar kursu ve İngilizce derslerine başladı.
   

TGB Selçuk Twitter yasağını kaldırdı

TGB Selçuk, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla 'Tivit Duvarı'nı kamuya açtı.
 

Eğer adalet buna diyorlarsa...

"eğer adalet buna diyorlarsa..."

Tarih boyunca nice haksızlıklara, zulümlere maruz kalan milletimizin, tozlu sayfalara mahkum bırakılan, unutturulmaya çalışılan tarihi de bu "makus talihten" kendi payına düşeni almaya devam ediyor.

Yaratılan polemikler, yeniden açıldığı iddia edilen AB markalı "dosyalar" , sözde "tarihle hesaplaşmalar" her gün karşımıza yeni, hepsi bir öncekinden daha süslü ve cüretkar bir şekilde çıkarılıyor.

Tarihten "hesap sormaya" kalkanlar, her defasında sırtlarını gericiliğe, işbirlikçiliğe dayarlar. Akp iktidarı boyunca bunun canlı tanıklarıyız hepimiz. Öncesi de farklı değildi. Öncesi; "tekerrür".

Nemrut Paşa'nın Hatırlattıkları

Tarihimizdeki ünlü "Nemrut Mustafa Paşa divanı" , bugünün Silivri'si misali, "hasta adam'ın son çırpınışlarında" vatanın kurtarılmasında dair içinde küçücük bir umut ışığı barındıran, "Bizans'ın Yıldız Burcunda" ikamet eden baykuşlara baş kaldıran, ilerici, vatansever kim varsa kendine düşman belleyen bu gerici odak, yine bugünün gericileri gibi "İttihat" ve "Terakki" arayışında olan herkese savaş açmıştı. Açılan bu savaşta kullanılanlar, bu gün yine aynı şekilde olduğu gibiydi; "Gizli tanıklar" , "uydurma suçlamalar" , "sahte kanıtlar"...

Nemrut Paşa'nın hatırlattıkları, bu günleri yaşayanlar açısından birer tarihi olay değil, bir "tekerrürdür" aynı zamanda.

Bu yazımızda, Nemrut Paşa'nın torunlarının hala usanmadan saldırdıkları, "hassas liberallerin" ya da gözleri bu topraklara dair her şeye kör olan bazı "solcularımızın" muhtemelen haberlerinin bile olmadığı, İmparatorluğun son döneminde hürriyet için varını yoğunu ortaya koyan, çarpışan, düşman kurşunuyla değil, işbirlikçi eliyle katledilen vatansever bir kaymakamı hatırlatacağız :

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal

Cihan Harbinde Çarlık Rusya'sı ile ilişkili Ermeni ahaliden kurulu çetelerin faliyetleri, İttihat ve Terakki Partisinin önüne tehcir çözümünü koydu. Kaymakam Kemal bey, tehcir esnasında ilçede bulunan tüm Ermenilerin Suriye'ye sevk edilmesinden sorumlu mülki amir olarak görev yaptı. Savaş sonrasında yenilginin faturasını kesmek adına kolları sıvayıp İttihatçı avına çıkan Hürriyet ve İtilaf Fırkası, işgalci devletlerin baskısıyla, tehcir sırasında Ermeni ahalinin ölümünden sorumlu tutularak Âliye Divan-ı Harb-i Örfi'de (Nam-ı diğer Nemrut Mustafa Paşa Divanı) yargılandı. Mehmed Kemal bey, suçlamalara "Ben aldığım emri yerine getirdim. Sürgün edilenlere insanî şekilde davrandım. Süngü bağlamadım. Vicdan azabı duymuyorum. Kimsenin ölümü için emir vermedim." Diyerek cevap verdi. Ancak yargılama sonucunda idamına karar verilerek, 10 Nisan 1919'da, Beyazıt Meydanında katledildi.

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal, bugün bizler için vatanseverliği, onurlu mücadeleyi, kararlılığı, işbirlikçiliğe karşı ölümün üzerine gözünü kırpmadan yürümeyi temsil ediyor. O, 150 yıllık devrim birikimimizde yitirdiğimiz fedailerin yalnızca bir tanesi. Sistem her ne kadar Mehmed Kemal gibi değerlerimizi unutturmaya çalışırsa çalışsın, devrimciler sahte "insaniyetleri" , "mandacı" özgürlükçüleri değil, her zaman o fedaileri hatırlayacak, hatırlatacak, örnek alacaktır.

Yazımıza, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal'in katledilmeden önceki son sözleri ile son veriyoruz. Anıları, mücadelemizde yaşayacaktır.

"Sevgili vatandaşlarım! Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki ben masumum, son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun böyle adalet!"

Erkin Öncan

TGB Gyk Üyesi

tgb.gen.tr

   

Dünya Gençliği Birleşiyor

Türkiye Gençlik Birliği ve Arap Öğrenci Birliği'nin ev sahipliğini yaptığı "Teröre ve Gericiliğe Karşı Dünya Gençleri Buluşuyor" isimli sempozyum, Ortadoğu, Latin Amerika ve Avrupa'dan Gençlik örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirildi, aşağıdaki deklerasyon metni oy birliğiyle kabul edildi.

"Bizler, emperyalist-kapitalist sisteme karşı ayağa kalkan milletlerin gençlik temsilcileri olarak, dayanışmamızı kuvvetlendirme ve ortak eylemler gerçekleştirmek için bir birlik oluşturma kararı aldık. Bu birlik basit, özlü bir ilkeler birliği etrafında dünya ölçeğinde bütün anti-emperyalist örgütleri kucaklayacaktır.

Temel ilkelerimiz:

-Kardeşlik.

-Anti-emperyalizm

-Birlik

Kardeşlik, Dostluk, Dayanışma: Emperyalizme karşı mücadele eden bütün milletler ve halklar kardeştir. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı yıkım, bu yıkıma karşı ürettiğimiz çözümlerle benzeşiyoruz, yakınlaşıyoruz. Birliğimizin zemini kardeşliğimizdir.

Anti-emperyalizm: Başta ABD ve İsrail olmak üzere emperyalizmin her türlü saldırgan girişimine set çekeceğiz. Emperyalizme ve milletlerimizin üzerine sürdüğü gericilik ve teröre karşı duracağız. Vatanlarımızın parçalanmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizin ana ekseni anti-emperyalizmdir.

Birlik: Dayanışma ve ortak hareket, sevk ve idareye ihtiyaç duyar. Birliğimizi örgütlü bir düzeye kavuşturacağız. Gençlik, kardeşlik zemininde anti-emperyalist bir birliği inşa edecektir.

Bu ilkeler etrafında bir örgütlenme için Temmuz ayında geniş katılımlı bir kurultay gerçekleştireceğiz.

Kurultaya kadar gerekli iş bölümünü ve planlamayı yürütmek üzere Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Venezuela ve İsviçre temsilcilerinden oluşan bir koordinasyon ekibi oluşturulmuştur.

Emperyalist-Kapitalist sistemin yarattığı 'Ezilen Dünya' artık emperyalizme karşı ekonomik, siyasal, toplumsal zaferlerle güçlenmektedir. Dünün 'Ezilen Dünya'sı, bugünün 'Gelişen Dünyası'dır. 'Gelişen Dünya'nın gençleri olarak bizler, katliamların, sömürünün, baskının olmadığı özgür bir geleceği yaratmak üzere kuvvetlerimizi birleştiriyoruz. Emperyalizm yenilecek, insanlık kazanacak.

Teröre ve Gericiliğe Karşı Uluslararası Gençlik Sempozyumu

- Türkiye Gençlik Birliği

- Arap Öğrenci Birliği

- Suriye Öğrenci Birliği

- Lübnan Öğrenci Birliği

- Lübnan Hizbullah Gençliği

- Irak Halk Hareketi Birliği

- Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi Gençliği

- Güney İsviçre Komünist Partisi Gençliği

 

 

 

ÖSO'lu Katilleri Protesto Eden Arkadaşlarımız Beraat Etti

Samsun'da gerçekleştirilen Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu'nun (UDEF) düzenlediği 6.Uluslararası Öğrenci Buluşması'nda ÖSO'lu katilleri protesto eden arkadaşlarımız beraat etti.

25 Mayıs 2013'de Cumhuriyet Meydanı'nda Samsun Uluslararası Öğrenci Derneği'nin düzenlediği buluşmada 60 ülkeden 300 öğrenci stant açtı. Stant açanlar arasında emperyalizm destekli silahlı çete Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) taraftarları da vardı. Aynı gün ÖSO'nun yasa dışı bayrak açarak etkinliğe katılmasını protesto ettik. Protesto sonrası 25 arkadaşımız gözaltına alınmıştı.

Arkadaşlarımıza açılan dava önceki gün sonuçlandı. Mahkeme beraat kararı verdi.

   

TGB Mudanya Niğde'de verdiğimiz şehitler için basın açıklaması gerçekleştirdi

TGB Mudanya: "Bu saldırının sorumlusu Tayyip Erdoğan'dır."
 

Binlerce Sakarya Üniversitesi Öğrencisi Rektörlüğe Yürüdü

Sakarya Üniversitesi öğrencileri formasyon belirsizliğine tepki olarak Rektörlük Binası'na yürüdü.

TGB'nin önderliğinde yapılan  yürüyüşün sonunda, "Rektör öğrencine sahip çık" sloganıyla 2 binin üzerinde öğrenci Rektörlük Binası önünde basın açıklaması yaptı.

"Daha önceden de haklarımızı aramıştık. Eğer gerekli adımlar atılmazsa daha önceden de yaptığımız gibi, gerekirse Rektörlüğü işgal ederiz. Siz gerekeni yapamazsınız, biz gerekeni yapmasını çok iyi biliriz." açıklamasının ardından binlerce öğrenci Rektörlük Binası'nı işgal etti. Rektör Yardımcısı yüzlerce öğrenciyle görüşmek zorunda kaldı. TGB İl Yöneticisi Aslı Bahar Kartal arkadaşımız taleplerimizi iletti.

Rektör'ün yurtdışında olması sebebiyle telefon ile bağlanmasını istedik. Rektör Yardımcısı Musa Eken'in, "Rektör şu anda uçağa bindi. Bunu yapmamız imkansız." açıklaması öğrencileri inandıramadı.

TGB Sakarya İl Yönetim Kurulu üyesi Aslı Bahar Kartal öğrencilerin taleplerinin içeren dilekçeleri teslim etti. Gerekli kararlar alınana kadar mücadelemize devam edeceğiz.

Bundan sonraki sloganlarımızı senato odasından ilan ediyoruz: #Formasyon gelmezse rektör istifa!

   

Hollanda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutladı

  TGB Hollanda ve STOC (Türkçe Eğitim Merkezi) Amsterdam'da Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutladı.
 

"Ara çözümler mezara, devrimci çözüm iktidara!”

30 Mart yerel seçim sonuçları, "büyük beklentileri" boşa çıkardı. 19 Mayıs 2012'de
   

SDÜ'de kantin boykotu

SDÜ öğrencileri yüksek fiyatlara karşı kantin boykotu başlattı.

 

 

Yerel Seçim Sonrası Önümüzde Duran Görevler

Türkiye şaibeler ile dolu bir seçimi daha geride bıraktı. Gerekli değerlendirmeler yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ortaya çıkan yeni durumu ve acil görevlerimizi belirlemek ve derhal harekete geçmek en acil görevimizdir.

Yerel seçimlere; Türkiye'de Amerikancı sistemin çöküşte olduğu, AKP'nin parçalandığı, hırsızlığın ifşa olduğu, Ergenekon tertibinin çökertildiği koşullarda girdik. Yerel seçimlerde AKP'nin aldığı yüzde 45 oy Türkiye'yi daha iyi yönetebileceği ya da sistemin çöküşünü kurtaracağı anlamına gelmez. AKP çözemeyeceği ve yıkılışının besleneceği görev ve sorunlar ile karşı karşıyadır. AKP karşıtlığını yükseltmek, sistem içi çözümleri mahkum ederek Cumhuriyet Devrimi'nin çözümünü gençliğin ve halkın önüne koymak esas vazifemizdir. Bu kapsamda;

1) BÖLÜNME SENARYOLARI'NA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Yerel seçimler öncesi PKK ile ortaklığı son hızla sürdüren AKP, seçim sürecinde PKK ile arasına mesafe çekmiş gibi gözükse de BOP kapsamında bölünme senaryoları uygulanmaya devam etmektedir. Önümüzde ki günlerde açılım ve bölünme rüzgarı AKP eli ile arttırılmaya devam edecektir. Bu rüzgara karşı milletin direnci sert olacaktır. Bölücü anayasayı çöpe atan milletimiz bu senaryoyu da boşa çıkaracaktır. Sistem bu senaryoyu Türk-Kürt kavgası üzerinden uygulamaya koymayı ve toplumu çatışmalar ile bölmeyi planlaya dursun, bizler Türk-Kürt birlikteliğini örmeye devam edeceğiz. Özellikle Türkiye'nin birçok üniversitesinde bu senaryonun kıvılcımları çakılmaya çalışılıyor. Birinci vazife Amerikan destekli bölücülüğün ve Kürt düşmanlığının önüne geçip bölünmeye karşı mücadeleyi doğru zeminde yürütmektir.

2) SURİYE İLE SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Seçimlerin hemen ardından Erdoğan Suriye'yi düşman ilan etti ve fiili savaş durumunda olduklarını beyan etti. Seçim sonuçlarının hemen ardından ABD Dışişleri Bakanlığı'da Erdoğan'ın önüne görevini koydu. Erdoğan'ın iktidarda kalabilmesinin yolu Suriye'yi düşürmekten geçiyor. Geçtiğimiz dönemlerde Suriye Cephesi'nin engeline takılan AKP savaş çığırtkanlığına devam edecektir. Görevimizi hem Türkiye'de hem de uluslararası düzeyde mücadele yürüterek savaşa engel olmaktır. Savaşa engel olmak Türkiye'yi savunmaktır. Suriye engeline takılan AKP'nin düşüşü hızlı olacaktır.

3) EKONOMİK KRİZDE EMEKÇİ HALKIMIZIN YANINDA OLACAĞIZ

AKP altından kalkamayacağı bir krizle karşı karşıyadır. BOP'ta ki başarısızlık, sıcak para musluklarının kesilmesi ve Haziran sonrası AKP'nin gidiş biletinin kesilmesi sistemin para kaynaklarını kurutmuş ve Türkiye'nin altı oyulmuştur. Avrasya ittifakının ekonomik alanda dünya liderliğini eline alması Türkiye'de ki Atlantik sisteminin de sonunu ilan etmiştir. Bu yük emekçi halkımızın üzerine yüklenmek istenecektir. Seçimlerden önce 'Kıdem Tazminatı' yasasını ve zamlar geri çeken AKP, seçimlerden hemen sonra yeni hamleler yapmaya başladı. Bizlerde geçmiş dönemde Yatağan ve Zonguldak işçilerinin yanında saf tuttuğumuz gibi yükselen emek hareketine omuz vereceğiz. Emekçiler ile birleşen gençlik hareketi AKP'nin sonunu hızlandıracaktır.

4) DİKTATÖRLÜĞE KARŞI DİRENCİMİZİ ARTTIRACAĞIZ

AKP'nin yukarıda saydığımız görevleri yerine getirmesinin tek yolu vardır; Diktatörlük düzenini beslemek!

Son dönemde Cemaat çekişmesi bahanesi getirilen yasaklar daha büyük adımların habercisidir. Bölünme, savaş ve kriz senaryolarının oluştuğu bir tabloda diktatörlük düzeni bunun harcı olacaktır. Türk Milleti diktatörlüğe boyun eğmeyeceğini hem Haziran Ayaklanması'nda hem de Ergenekon tertibini çökerterek göstermiştir. Sırada ki görev Balyoz Tertibi'ne karşı mücadeleyi yükseltmektir. AKP dövüşerek gitme hesabı yapıyor. Türk milleti ile dövüşmenin bedelini ödeyecektir.

5) ÜNİVERSİTELERDE GERİCİLİĞE VE SERMAYE DÜZENİNE GEÇİT YOK

Üniversitelerde sermaye düzeni çelikleşmeye, üniversite gençliği de bu kapsamda çöken sistemin kucağına itilmeye devam ediyor. Ayrıca gericilik üniversitelerde kurumsallaştırılmaya ve üniversiteler AKP'nin güdümüne sokulmaya çalışıyor. Üniversiteler Cumhuriyet tarihinin en gerici ve en örgütlü saldırısı ile karşı karşıyadır. Üniversitelerimiz özgürleştirme mücadelesi diğer siyasal görevlerimizle aynı ölçüdedir. Üniversiteleri savunma gücümüz artmıştır, kazanımlar elde etme dönemi başlamıştır. Tüm gövdemizle üniversiteleri özgürleştirmeye devam edeceğiz.

 

Sinan Sungur - TGB Genel Sekreter Yardımcısı

 

   

TGB Mersin, kumpasçılardan hesap sormaya çağırıyor

Tayyip Erdoğan'ın 13 Mart'ta Mersin'e geleceğini duyurmasının ardından TGB Mersin karşılamaya hazırlanıyor.
 

Üniversitelerde Katillere Geçit Yok

Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Yerleşkesi'nde kermes adı altında katil ÖSO çetesine para toplanmasına izin vermedik.

Daha önce Boğaziçi ve Çapa'da da üniversiteye "kermes" adı altında girmeye çalışan AKP, bu kez şansını YTÜ'de denedi. Genç Araştırmacılar Kulübü adı altında düzenlenen -ki kulüp başkanı etkinliğin kulüple bir ilgisinin olmadığını söyledi- kermesle Suriye'de halka kan kusturan emperyalizm destekli ÖSO çetelerine para yardımı sağlamaya çalışanlara üniversite öğrencileri geçit vermedi.

Öğrenciler sabahın erken saatlerinde üniversite öğrencisini bilgilendirmek üzere afiş, bildiri ve ozalit çalışmasına başladı.

Öğrenciler katillere üniversitelerinde geçit vermeyeceğini söyleyerek 'kermes' masasını kaldırmak üzere harekete geçti.

Özel Güvenlik ve Çevik Kuvvet öğrencilerin önüne barikat kurdu.

Suriye'de emperyalizm destekli çetelerin okullarında masa açmasına karşı birleşen öğrenciler, 'kermes' kalkmadan alandan ayrılmayacaklarını söyledi.

Verilen mücadele sonucunda 'kermes' masası kaldırılmak zorunda bırakıldı.

Gittikleri her yerde vatansever öğrenciler tarafından ifşa edilen çeteler, Davutpaşa'da da geldikleri gibi gittiler.

   

TGB Kırıkkale OHAL uygulamarına karşı basın açıklaması gerçekleştirdi

TGB Kırıkkale: "Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı işbirlikçiler nereye giderlerse gitsinler karşılarında Mustafa Kemal'in iradesini bulacaklardır."
 

Kime oy vermediğim belli

Türkiye sandık başında.

"Kime oy vermediğim belli" diyorsanız fotoğrafınızı çekin, bizimle paylaşın.

f/TurkiyeGenclikBirligi

t/genclikbirligi

 

Türkiye sandık başında.

"Kime oy vermediğim belli" diyorsanız fotoğrafınızı çekin, bizimle paylaşın.

f/TurkiyeGenclikBirligi

t/genclikbirligi

tgb.gen.tr

   

TGB Sivas gözaltılar hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi.

TGB Sivas: "Tayyip Erdoğanların 'Başbakan' sıfatı ile Sivas'a son gelişleridir."
 

Yerine Oy Kullandılar!

Ankara Altındağ Yıldırım Beyazıt Lisesi 1221 numaralı sandıkta oy kullanacak bir vatandaş, önceden kendisi yerine imza atıldığı için oy kullanamadı.

tgb.gen.tr

   

TGB Isparta, gözaltılar hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi

"Her kanunsuz uygulamanız bizi daha da büyütmektedir."
 

Türkün ve Kürdün Ortak Sınavı

Önce Fethiye Olayları sonra İTÜ'deki gerilim fırsat bilinerek TGB'ye yönelik bir karalama kampanyası daha başlatıldı. Yalan haberlere göre TGB kent merkezlerinde HDP heyetlerine yönelik linç girişimleri organize ediyor, üniversitelerde benzer girişimlerde bulunuyordu. Altını kalınca çizerek bir kez daha söylüyoruz: TGB kuruluşundan bu yana kitleleri başka gruplarla çatışmaya sevk eden hiçbir faaliyette bulunmamıştır, bundan sonra da bulunmayacaktır. Eğer "ne kadar çok yalan üretirsek o kadar çok kara çalarız" anlayışı hala hevesliyse boşuna umutlanmasın. Yalanlarla mücadele devrimciliğin tarihiyle başlar, sürer gider.

Türkiye'de 80 sonrası belirginleşen ve son on yılda azgınlaşan bir şekilde çok şey baş aşağı oturtuldu. Resmi ideolojiyle hesaplaşmak "solcu"larımıza ve liberallerimize düzenin içinden çıkartabileceği en geri iktidar olan AKP döneminde, hükümetin kanatları altında nasip oldu.

Öyle ya istisnasız Cumhuriyet Devrimi ve Mustafa Kemal'i sahiplenen 68 kuşağı da resmi ideolojinin bir parçasıydı. "Kürt" dediği için düzenin zindanlara tıktığı devrimciler aynı zamanda bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları olduklarını haykırıyordu. Ama bunu ayıklamak gerekiyordu, ne de olsa resmi ideoloji her şeyin içine biraz sinmişti.

Uluslararası sermaye gümrükleri yıkma, sınırları kaldırma, kamu kurumlarını özelleştirmeyi gündeme aldığı zaman "kamuculuk" ilkesine, "millet" kavramına küfreden türedi aydınlar ekranları yeni yeni doldurmaya başlıyordu.

Örnekler çoğaltılabilir. Niyetimiz neoliberalizmin Türkiye'de ideolojik iklimi nasıl değiştirdiğini uzun uzun anlatmak değil.

Devrimciler yıllarca şu fikrin tartışmasını sürdürdü: Kürt meselesi ortaya çıkışı itibariyle sadece güvenlik tedbirleriyle çözülecek bir terör sorunundan ibaret değildir. Bölgede feodal ilişkilerin kalıntıları, aşiret yapıları, kadına baskı, ekonomik yıkım ve devlet görevlilerinin geçmişe dayanan yanlış uygulamaları vardır. Emperyalizm bir sorunu yoktan var edemez. Olanı kaşıyarak kendi çıkarına ve halkların zararına kullanır. İnsanları eline silah alması için kışkırtılmaya açık hale gelmiş etkenler var.

Yıllarca bu tezleri samimiyetle dillendirenler baş aşağı durmaktan şu soruyu akıllarına getiremiyor: Fethiye'de olsun, İTÜ'de olsun provokatörler bir tepkiyi yoktan örgütleyebilir mi? 1999-2002 sürecinde şehit haberleri artık gelmiyorken PKK'yı azdıran, ona Kuzey Irak'ta güvenli bölge sağlayan AKP-ABD politikaları toplumda bir etki yaratmamış mıdır? "Emperyalist devletlerin taşeronuyum" diyen Öcalan devletin memurları aracılığıyla örgüt yönetirken toplumda bunun hiçbir yansıması yok mudur? Özerklik inşa edeceğiz, kendi asayiş birimimizi kuruyoruz diyen KCK'nın açıklamalarına karşı toplumda kendiliğinden bir tepki yok mu?

Irkçılıkla aramıza mesafe koyacaksak soruları iki türlü de sormak zorundayız. İki durumda da toplumda var olan gerilimler söz konusudur. İkisi de provokasyona ve çatışmacılığa açıktır. İkisi de emperyalistlerin kışkırtmalarıyla iç savaş tohumlarını içinde taşır. Etnik köken siyasetinin Türkiye'yi getirdiği yer budur.

Yaşadığımız coğrafyada kan gövdeyi götürüyor. Görünürdeki neden: etnik ve mezhepsel çatışmalar. Arabın, Süryaninin, Kürdün akan kanı çok uluslu şirketlere kârlı petrol anlaşmaları ve yeni pazarlar olarak geri dönüyor.

Bugünün kanlı Ortadoğu'sunda iki şey paha biçilemez: Laiklik ve Milletleşme.

Etnik milliyetçilerimiz dediklerimizi ötekileştirme, tektipleştirme, zulüm diye tarif ediyor. Kenan Evren'den Atatürkçü çıkarırsanız, Atatürk'ün Cumhuriyet gazetesinin başyazarı Nadir Nadi'nin Kenan Evren'e karşı yazdığı "Ben Atatürkçü Değilim" kitabını hiç duymamışsınız demektir.

Şeyh Sait'ten, Seyit Rıza'dan devrimci çıkaracak kadar ortaçağ dostuysanız, buyurun, namus cinayetlerine de "kültürel şeyler bunlar" diyip geçin. İnsanı kul eden, mürit eden kültür olur mu? Olur. Ve devrim gelir o gerici kültürü tepeler!

Tarih bizlere büyük dersler veriyor. Ortadoğu'nun kardeş halkları bizlere daha da büyük dersler veriyor. Dersi aldık, sınavı da vereceğiz.

Hepimizin ortak bir sınavı var. Türkün, Kürdün, Alevinin, Sünninin.

İş halkları köleleştirmeye geldiğinde; bizi bölenler, sömürenler, kaynaklarımızı hortumlayanlar kendi cephelerinde Alman, İngiliz, Fransız, Amerikalı diye kavgaya tutuşmanın anlamsızlığını biliyor. Ya da AKP'nin satın aldığı gazetecilerin Türk-Kürt diye ayrıldığını gördünüz mü?

Bağımsızlık ve birlik için Türk-Kürt omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz.

Eğri oturup doğru konuşmak gerek: ne etnik kökenle ne mezheple birleşebiliriz.

Anadolu'nun tüm renklerinden beslenen Türk Milleti etnik kökenine bakmadan, mezhebine bakmadan halk iktidarını kuracak bir Cumhuriyet arıyor.

O Cumhuriyet'e hepimizin ihtiyacı var.

Cumhuriyet'imizi yeniden kuralım.

 

Uğur Aytaç – TGB Gen. Bşk. Yrd.

 

   

Bakanlar 'Hırsız Yakalama Timi'ne yakalandı

Bakanlar Denizli'de protestoyla karşılandı. TGB üyeleri üzerinde "Hırsız Yakalama Timi" yazan tişörtler ve sloganlarla bakanları protesto etti.

 

Batı Asya - Güney Amerika hattı

Türkiye Gençlik Birliği ile Arap Öğrenci Birliği'nin Hatay Samandağ'da düzenlediği "Gericilik ve Teröre Karşı Dünya Gençliği Buluşuyor" sempozyumu çok yararlı tartışmalara sahne oldu. İlgilendiğim konular bakımından özellikle Iraklı ve Lübnanlı kardeşlerimizden çok şey öğrendim.

Bu arada sempozyumda yaptığım "Kürt Koridoru" konuşması Venezuelalı kardeşlerimiz tarafından ilginç ve şaşırtıcı bulundu. Zira yıllarca Kürt sorunu konusunda tek yanlı ve yanlış bilgilendirilmişlerdi.

Türk hükümetleri ne yazık ki ABD işbirliği nedeniyle Kürt, Ermeni ve Kıbrıs meselelerini Batı'ya doğru anlat(a)mamıştı. Anlaşılan Ermeni meselesi konusunda Türkiye'ye önemli bir kazanım sağlatan İşçi Partisi'ne daha çok iş düşmekteydi.

2300 yıllık kardeşlik

Bu arada sizlerle paylaşayım. Hatay'ın sevilen turizmcilerinden Ayhan Kara anlattı: Sempozyum için toplandığımız Samandağ milattan önce 300'de, yani 2300 yıl önce, çok önemli bir kardeşlik anlaşmasına sahne olmuştu.

Selevkiya, Antiyokya, Laodikya ve Apamiya kent-devletleri, yani Samandağ, Antakya, Lazkiye ve Hama şehirleri arasında 2300 yıl önce bir anlaşma yapılmıştı.

Türkiye'nin Samandağ ve Antakya'sı ile Suriye'nin Lazkiye ve Hama'sı 2300 yıl önce kardeşlikle bağlanmıştı. Selevkiya'nın kurucusu Selevkos, bu dört şehirin sonsuza kadar kardeş olmasını istemişti.

İşte şimdi de TGB'nin çabalarıyla yine Samandağ'da Türk, Iraklı, Suriyeli, Lübnanlı ve Venezuelalı gençler bir dayanışma platformu inşa ediyordu: Kardeşlik, anti-emperyalizm, birlik!

'Tarihi bir iş yapıyoruz'

Anti-emperyalist gençlerin Samandağ'dan inşa etmeye başladığı bu platform, bu kardeşlik projesi tüm dünyayı etkileyecek bir potansiyel taşıyor.

Nitekim Iraklı temsilci Münaf El Ubeydi konuşmasına bu nedenle "dünyanın merkezindeyim" diye başladı.

Çok doğruydu ve bize göre iki nedenle böyleydi:

1) Hatay bugün emperyalizm ile Ortadoğu'nun düğüm merkezlerinin başında gelmektedir.

2) Hatay'da anti-emperyalist dünya gençliğinin çatı örgütü inşa ediliyor.

Nitekim sempozyuma videokonferans sistemiyle katılabilen Arap Öğrenci Birliği Genel Sekreteri Nidal Ammar da bu noktaya dikkat çekti: "Sıradan bir sempozyum değil, tarihi bir iş yapıyoruz, tarihi bir adım atıyoruz. Orada yalnız değilsiniz. Gelemeyen, sınırı geçemeyen, yanınıza bırakılmayan, vize alamayan biz gençlik örgütü temsilcileri de yanınızdayız. Orada bir üst örgüt kuruyorsunuz. Bu bir şemsiye olacak. Buradan çıkacak kararlar bütün dünya anti-emperyalist gençliğine ulaşmalı."

Birlikte mücadele

Gerçekten de Hatay Samandağ'da bir tarih yazıldı. Konuşmamda da vurgulu olması için biraz abartarak söylediğim gibi "yüzyıl önce İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurarak birlikte mücadele eden Türk, Kürt, Arap öğrenciler yüzyıl sonra yeniden birlikte mücadele etme kararı alıyorlar."

Iraklı gazeteci Münaf El Ubeydi'nin Suriye'den videokonferansla sempozyuma katılan Nidal Ammar'a sorduğu şu soru aslında bu gerçeğe işaret ediyordu: "Benim babam Irak, annem de Suriye. 21 Mart biliyorsun anneler günü. Annem Suriye nasıl?"

Direniş değil taarruz hattı

Venezuela temsilcileri Micaela Ovalear ve Yurimar Longart Hatay'da bir tarih yazıldığına katıldığını belirttiler ve daha da ötesine geçtiler. Ovalear ve Longart Hatay'dan Karakas'a bir dayanışma hattının kurulmaya başladığına dikkat çektiler.

Evet, Samandağ'nda emperyalizme karşı bir taarruz hattının temeli atıldı: Hatay'dan, Ortadoğu'dan, Batı Asya'dan Venezuela'nın başkenti Karakas'a, Güney Amerika'ya kadar dünya anti-emperyalist gençleri yeni bir dünya kurmak için birleşti.

 

Mehmet Ali Güller / Aydınlık

 

   

Sayfa 1 / 273

Son Yorumlananlar