16 Nisan 2014, Çarşamba
   
Metin boyutu

ÖSO'lu Katilleri Protesto Eden Arkadaşlarımız Beraat Etti

Samsun'da gerçekleştirilen Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu'nun (UDEF) düzenlediği 6.Uluslararası Öğrenci Buluşması'nda ÖSO'lu katilleri protesto eden arkadaşlarımız beraat etti.

25 Mayıs 2013'de Cumhuriyet Meydanı'nda Samsun Uluslararası Öğrenci Derneği'nin düzenlediği buluşmada 60 ülkeden 300 öğrenci stant açtı. Stant açanlar arasında emperyalizm destekli silahlı çete Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) taraftarları da vardı. Aynı gün ÖSO'nun yasa dışı bayrak açarak etkinliğe katılmasını protesto ettik. Protesto sonrası 25 arkadaşımız gözaltına alınmıştı.

Arkadaşlarımıza açılan dava önceki gün sonuçlandı. Mahkeme beraat kararı verdi.

 

TGB İskenderun gitar kursu ve İngilizce dersine başladı

İskenderun örgütümüz dönem boyunca devam edeceği gitar kursu ve İngilizce derslerine başladı.
   

TGB Selçuk Twitter yasağını kaldırdı

TGB Selçuk, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla 'Tivit Duvarı'nı kamuya açtı.
 

Binlerce Sakarya Üniversitesi Öğrencisi Rektörlüğe Yürüdü

Sakarya Üniversitesi öğrencileri formasyon belirsizliğine tepki olarak Rektörlük Binası'na yürüdü.

TGB'nin önderliğinde yapılan  yürüyüşün sonunda, "Rektör öğrencine sahip çık" sloganıyla 2 binin üzerinde öğrenci Rektörlük Binası önünde basın açıklaması yaptı.

"Daha önceden de haklarımızı aramıştık. Eğer gerekli adımlar atılmazsa daha önceden de yaptığımız gibi, gerekirse Rektörlüğü işgal ederiz. Siz gerekeni yapamazsınız, biz gerekeni yapmasını çok iyi biliriz." açıklamasının ardından binlerce öğrenci Rektörlük Binası'nı işgal etti. Rektör Yardımcısı yüzlerce öğrenciyle görüşmek zorunda kaldı. TGB İl Yöneticisi Aslı Bahar Kartal arkadaşımız taleplerimizi iletti.

Rektör'ün yurtdışında olması sebebiyle telefon ile bağlanmasını istedik. Rektör Yardımcısı Musa Eken'in, "Rektör şu anda uçağa bindi. Bunu yapmamız imkansız." açıklaması öğrencileri inandıramadı.

TGB Sakarya İl Yönetim Kurulu üyesi Aslı Bahar Kartal öğrencilerin taleplerinin içeren dilekçeleri teslim etti. Gerekli kararlar alınana kadar mücadelemize devam edeceğiz.

Bundan sonraki sloganlarımızı senato odasından ilan ediyoruz: #Formasyon gelmezse rektör istifa!

   

Dünya Gençliği Birleşiyor

Türkiye Gençlik Birliği ve Arap Öğrenci Birliği'nin ev sahipliğini yaptığı "Teröre ve Gericiliğe Karşı Dünya Gençleri Buluşuyor" isimli sempozyum, Ortadoğu, Latin Amerika ve Avrupa'dan Gençlik örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirildi, aşağıdaki deklerasyon metni oy birliğiyle kabul edildi.

"Bizler, emperyalist-kapitalist sisteme karşı ayağa kalkan milletlerin gençlik temsilcileri olarak, dayanışmamızı kuvvetlendirme ve ortak eylemler gerçekleştirmek için bir birlik oluşturma kararı aldık. Bu birlik basit, özlü bir ilkeler birliği etrafında dünya ölçeğinde bütün anti-emperyalist örgütleri kucaklayacaktır.

Temel ilkelerimiz:

-Kardeşlik.

-Anti-emperyalizm

-Birlik

Kardeşlik, Dostluk, Dayanışma: Emperyalizme karşı mücadele eden bütün milletler ve halklar kardeştir. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı yıkım, bu yıkıma karşı ürettiğimiz çözümlerle benzeşiyoruz, yakınlaşıyoruz. Birliğimizin zemini kardeşliğimizdir.

Anti-emperyalizm: Başta ABD ve İsrail olmak üzere emperyalizmin her türlü saldırgan girişimine set çekeceğiz. Emperyalizme ve milletlerimizin üzerine sürdüğü gericilik ve teröre karşı duracağız. Vatanlarımızın parçalanmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizin ana ekseni anti-emperyalizmdir.

Birlik: Dayanışma ve ortak hareket, sevk ve idareye ihtiyaç duyar. Birliğimizi örgütlü bir düzeye kavuşturacağız. Gençlik, kardeşlik zemininde anti-emperyalist bir birliği inşa edecektir.

Bu ilkeler etrafında bir örgütlenme için Temmuz ayında geniş katılımlı bir kurultay gerçekleştireceğiz.

Kurultaya kadar gerekli iş bölümünü ve planlamayı yürütmek üzere Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Venezuela ve İsviçre temsilcilerinden oluşan bir koordinasyon ekibi oluşturulmuştur.

Emperyalist-Kapitalist sistemin yarattığı 'Ezilen Dünya' artık emperyalizme karşı ekonomik, siyasal, toplumsal zaferlerle güçlenmektedir. Dünün 'Ezilen Dünya'sı, bugünün 'Gelişen Dünyası'dır. 'Gelişen Dünya'nın gençleri olarak bizler, katliamların, sömürünün, baskının olmadığı özgür bir geleceği yaratmak üzere kuvvetlerimizi birleştiriyoruz. Emperyalizm yenilecek, insanlık kazanacak.

Teröre ve Gericiliğe Karşı Uluslararası Gençlik Sempozyumu

- Türkiye Gençlik Birliği

- Arap Öğrenci Birliği

- Suriye Öğrenci Birliği

- Lübnan Öğrenci Birliği

- Lübnan Hizbullah Gençliği

- Irak Halk Hareketi Birliği

- Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi Gençliği

- Güney İsviçre Komünist Partisi Gençliği

 

 

 

"Ara çözümler mezara, devrimci çözüm iktidara!”

30 Mart yerel seçim sonuçları, "büyük beklentileri" boşa çıkardı. 19 Mayıs 2012'de
   

TGB Mudanya Niğde'de verdiğimiz şehitler için basın açıklaması gerçekleştirdi

TGB Mudanya: "Bu saldırının sorumlusu Tayyip Erdoğan'dır."
 

Yerel Seçim Sonrası Önümüzde Duran Görevler

Türkiye şaibeler ile dolu bir seçimi daha geride bıraktı. Gerekli değerlendirmeler yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ortaya çıkan yeni durumu ve acil görevlerimizi belirlemek ve derhal harekete geçmek en acil görevimizdir.

Yerel seçimlere; Türkiye'de Amerikancı sistemin çöküşte olduğu, AKP'nin parçalandığı, hırsızlığın ifşa olduğu, Ergenekon tertibinin çökertildiği koşullarda girdik. Yerel seçimlerde AKP'nin aldığı yüzde 45 oy Türkiye'yi daha iyi yönetebileceği ya da sistemin çöküşünü kurtaracağı anlamına gelmez. AKP çözemeyeceği ve yıkılışının besleneceği görev ve sorunlar ile karşı karşıyadır. AKP karşıtlığını yükseltmek, sistem içi çözümleri mahkum ederek Cumhuriyet Devrimi'nin çözümünü gençliğin ve halkın önüne koymak esas vazifemizdir. Bu kapsamda;

1) BÖLÜNME SENARYOLARI'NA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Yerel seçimler öncesi PKK ile ortaklığı son hızla sürdüren AKP, seçim sürecinde PKK ile arasına mesafe çekmiş gibi gözükse de BOP kapsamında bölünme senaryoları uygulanmaya devam etmektedir. Önümüzde ki günlerde açılım ve bölünme rüzgarı AKP eli ile arttırılmaya devam edecektir. Bu rüzgara karşı milletin direnci sert olacaktır. Bölücü anayasayı çöpe atan milletimiz bu senaryoyu da boşa çıkaracaktır. Sistem bu senaryoyu Türk-Kürt kavgası üzerinden uygulamaya koymayı ve toplumu çatışmalar ile bölmeyi planlaya dursun, bizler Türk-Kürt birlikteliğini örmeye devam edeceğiz. Özellikle Türkiye'nin birçok üniversitesinde bu senaryonun kıvılcımları çakılmaya çalışılıyor. Birinci vazife Amerikan destekli bölücülüğün ve Kürt düşmanlığının önüne geçip bölünmeye karşı mücadeleyi doğru zeminde yürütmektir.

2) SURİYE İLE SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Seçimlerin hemen ardından Erdoğan Suriye'yi düşman ilan etti ve fiili savaş durumunda olduklarını beyan etti. Seçim sonuçlarının hemen ardından ABD Dışişleri Bakanlığı'da Erdoğan'ın önüne görevini koydu. Erdoğan'ın iktidarda kalabilmesinin yolu Suriye'yi düşürmekten geçiyor. Geçtiğimiz dönemlerde Suriye Cephesi'nin engeline takılan AKP savaş çığırtkanlığına devam edecektir. Görevimizi hem Türkiye'de hem de uluslararası düzeyde mücadele yürüterek savaşa engel olmaktır. Savaşa engel olmak Türkiye'yi savunmaktır. Suriye engeline takılan AKP'nin düşüşü hızlı olacaktır.

3) EKONOMİK KRİZDE EMEKÇİ HALKIMIZIN YANINDA OLACAĞIZ

AKP altından kalkamayacağı bir krizle karşı karşıyadır. BOP'ta ki başarısızlık, sıcak para musluklarının kesilmesi ve Haziran sonrası AKP'nin gidiş biletinin kesilmesi sistemin para kaynaklarını kurutmuş ve Türkiye'nin altı oyulmuştur. Avrasya ittifakının ekonomik alanda dünya liderliğini eline alması Türkiye'de ki Atlantik sisteminin de sonunu ilan etmiştir. Bu yük emekçi halkımızın üzerine yüklenmek istenecektir. Seçimlerden önce 'Kıdem Tazminatı' yasasını ve zamlar geri çeken AKP, seçimlerden hemen sonra yeni hamleler yapmaya başladı. Bizlerde geçmiş dönemde Yatağan ve Zonguldak işçilerinin yanında saf tuttuğumuz gibi yükselen emek hareketine omuz vereceğiz. Emekçiler ile birleşen gençlik hareketi AKP'nin sonunu hızlandıracaktır.

4) DİKTATÖRLÜĞE KARŞI DİRENCİMİZİ ARTTIRACAĞIZ

AKP'nin yukarıda saydığımız görevleri yerine getirmesinin tek yolu vardır; Diktatörlük düzenini beslemek!

Son dönemde Cemaat çekişmesi bahanesi getirilen yasaklar daha büyük adımların habercisidir. Bölünme, savaş ve kriz senaryolarının oluştuğu bir tabloda diktatörlük düzeni bunun harcı olacaktır. Türk Milleti diktatörlüğe boyun eğmeyeceğini hem Haziran Ayaklanması'nda hem de Ergenekon tertibini çökerterek göstermiştir. Sırada ki görev Balyoz Tertibi'ne karşı mücadeleyi yükseltmektir. AKP dövüşerek gitme hesabı yapıyor. Türk milleti ile dövüşmenin bedelini ödeyecektir.

5) ÜNİVERSİTELERDE GERİCİLİĞE VE SERMAYE DÜZENİNE GEÇİT YOK

Üniversitelerde sermaye düzeni çelikleşmeye, üniversite gençliği de bu kapsamda çöken sistemin kucağına itilmeye devam ediyor. Ayrıca gericilik üniversitelerde kurumsallaştırılmaya ve üniversiteler AKP'nin güdümüne sokulmaya çalışıyor. Üniversiteler Cumhuriyet tarihinin en gerici ve en örgütlü saldırısı ile karşı karşıyadır. Üniversitelerimiz özgürleştirme mücadelesi diğer siyasal görevlerimizle aynı ölçüdedir. Üniversiteleri savunma gücümüz artmıştır, kazanımlar elde etme dönemi başlamıştır. Tüm gövdemizle üniversiteleri özgürleştirmeye devam edeceğiz.

 

Sinan Sungur - TGB Genel Sekreter Yardımcısı

 

   

Hollanda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutladı

  TGB Hollanda ve STOC (Türkçe Eğitim Merkezi) Amsterdam'da Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutladı.
 

Üniversitelerde Katillere Geçit Yok

Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Yerleşkesi'nde kermes adı altında katil ÖSO çetesine para toplanmasına izin vermedik.

Daha önce Boğaziçi ve Çapa'da da üniversiteye "kermes" adı altında girmeye çalışan AKP, bu kez şansını YTÜ'de denedi. Genç Araştırmacılar Kulübü adı altında düzenlenen -ki kulüp başkanı etkinliğin kulüple bir ilgisinin olmadığını söyledi- kermesle Suriye'de halka kan kusturan emperyalizm destekli ÖSO çetelerine para yardımı sağlamaya çalışanlara üniversite öğrencileri geçit vermedi.

Öğrenciler sabahın erken saatlerinde üniversite öğrencisini bilgilendirmek üzere afiş, bildiri ve ozalit çalışmasına başladı.

Öğrenciler katillere üniversitelerinde geçit vermeyeceğini söyleyerek 'kermes' masasını kaldırmak üzere harekete geçti.

Özel Güvenlik ve Çevik Kuvvet öğrencilerin önüne barikat kurdu.

Suriye'de emperyalizm destekli çetelerin okullarında masa açmasına karşı birleşen öğrenciler, 'kermes' kalkmadan alandan ayrılmayacaklarını söyledi.

Verilen mücadele sonucunda 'kermes' masası kaldırılmak zorunda bırakıldı.

Gittikleri her yerde vatansever öğrenciler tarafından ifşa edilen çeteler, Davutpaşa'da da geldikleri gibi gittiler.

   

SDÜ'de kantin boykotu

SDÜ öğrencileri yüksek fiyatlara karşı kantin boykotu başlattı.

 

 

Kime oy vermediğim belli

Türkiye sandık başında.

"Kime oy vermediğim belli" diyorsanız fotoğrafınızı çekin, bizimle paylaşın.

f/TurkiyeGenclikBirligi

t/genclikbirligi

 

Türkiye sandık başında.

"Kime oy vermediğim belli" diyorsanız fotoğrafınızı çekin, bizimle paylaşın.

f/TurkiyeGenclikBirligi

t/genclikbirligi

tgb.gen.tr

   

TGB Mersin, kumpasçılardan hesap sormaya çağırıyor

Tayyip Erdoğan'ın 13 Mart'ta Mersin'e geleceğini duyurmasının ardından TGB Mersin karşılamaya hazırlanıyor.
 

Yerine Oy Kullandılar!

Ankara Altındağ Yıldırım Beyazıt Lisesi 1221 numaralı sandıkta oy kullanacak bir vatandaş, önceden kendisi yerine imza atıldığı için oy kullanamadı.

tgb.gen.tr

   

TGB Kırıkkale OHAL uygulamarına karşı basın açıklaması gerçekleştirdi

TGB Kırıkkale: "Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı işbirlikçiler nereye giderlerse gitsinler karşılarında Mustafa Kemal'in iradesini bulacaklardır."
 

Türkün ve Kürdün Ortak Sınavı

Önce Fethiye Olayları sonra İTÜ'deki gerilim fırsat bilinerek TGB'ye yönelik bir karalama kampanyası daha başlatıldı. Yalan haberlere göre TGB kent merkezlerinde HDP heyetlerine yönelik linç girişimleri organize ediyor, üniversitelerde benzer girişimlerde bulunuyordu. Altını kalınca çizerek bir kez daha söylüyoruz: TGB kuruluşundan bu yana kitleleri başka gruplarla çatışmaya sevk eden hiçbir faaliyette bulunmamıştır, bundan sonra da bulunmayacaktır. Eğer "ne kadar çok yalan üretirsek o kadar çok kara çalarız" anlayışı hala hevesliyse boşuna umutlanmasın. Yalanlarla mücadele devrimciliğin tarihiyle başlar, sürer gider.

Türkiye'de 80 sonrası belirginleşen ve son on yılda azgınlaşan bir şekilde çok şey baş aşağı oturtuldu. Resmi ideolojiyle hesaplaşmak "solcu"larımıza ve liberallerimize düzenin içinden çıkartabileceği en geri iktidar olan AKP döneminde, hükümetin kanatları altında nasip oldu.

Öyle ya istisnasız Cumhuriyet Devrimi ve Mustafa Kemal'i sahiplenen 68 kuşağı da resmi ideolojinin bir parçasıydı. "Kürt" dediği için düzenin zindanlara tıktığı devrimciler aynı zamanda bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları olduklarını haykırıyordu. Ama bunu ayıklamak gerekiyordu, ne de olsa resmi ideoloji her şeyin içine biraz sinmişti.

Uluslararası sermaye gümrükleri yıkma, sınırları kaldırma, kamu kurumlarını özelleştirmeyi gündeme aldığı zaman "kamuculuk" ilkesine, "millet" kavramına küfreden türedi aydınlar ekranları yeni yeni doldurmaya başlıyordu.

Örnekler çoğaltılabilir. Niyetimiz neoliberalizmin Türkiye'de ideolojik iklimi nasıl değiştirdiğini uzun uzun anlatmak değil.

Devrimciler yıllarca şu fikrin tartışmasını sürdürdü: Kürt meselesi ortaya çıkışı itibariyle sadece güvenlik tedbirleriyle çözülecek bir terör sorunundan ibaret değildir. Bölgede feodal ilişkilerin kalıntıları, aşiret yapıları, kadına baskı, ekonomik yıkım ve devlet görevlilerinin geçmişe dayanan yanlış uygulamaları vardır. Emperyalizm bir sorunu yoktan var edemez. Olanı kaşıyarak kendi çıkarına ve halkların zararına kullanır. İnsanları eline silah alması için kışkırtılmaya açık hale gelmiş etkenler var.

Yıllarca bu tezleri samimiyetle dillendirenler baş aşağı durmaktan şu soruyu akıllarına getiremiyor: Fethiye'de olsun, İTÜ'de olsun provokatörler bir tepkiyi yoktan örgütleyebilir mi? 1999-2002 sürecinde şehit haberleri artık gelmiyorken PKK'yı azdıran, ona Kuzey Irak'ta güvenli bölge sağlayan AKP-ABD politikaları toplumda bir etki yaratmamış mıdır? "Emperyalist devletlerin taşeronuyum" diyen Öcalan devletin memurları aracılığıyla örgüt yönetirken toplumda bunun hiçbir yansıması yok mudur? Özerklik inşa edeceğiz, kendi asayiş birimimizi kuruyoruz diyen KCK'nın açıklamalarına karşı toplumda kendiliğinden bir tepki yok mu?

Irkçılıkla aramıza mesafe koyacaksak soruları iki türlü de sormak zorundayız. İki durumda da toplumda var olan gerilimler söz konusudur. İkisi de provokasyona ve çatışmacılığa açıktır. İkisi de emperyalistlerin kışkırtmalarıyla iç savaş tohumlarını içinde taşır. Etnik köken siyasetinin Türkiye'yi getirdiği yer budur.

Yaşadığımız coğrafyada kan gövdeyi götürüyor. Görünürdeki neden: etnik ve mezhepsel çatışmalar. Arabın, Süryaninin, Kürdün akan kanı çok uluslu şirketlere kârlı petrol anlaşmaları ve yeni pazarlar olarak geri dönüyor.

Bugünün kanlı Ortadoğu'sunda iki şey paha biçilemez: Laiklik ve Milletleşme.

Etnik milliyetçilerimiz dediklerimizi ötekileştirme, tektipleştirme, zulüm diye tarif ediyor. Kenan Evren'den Atatürkçü çıkarırsanız, Atatürk'ün Cumhuriyet gazetesinin başyazarı Nadir Nadi'nin Kenan Evren'e karşı yazdığı "Ben Atatürkçü Değilim" kitabını hiç duymamışsınız demektir.

Şeyh Sait'ten, Seyit Rıza'dan devrimci çıkaracak kadar ortaçağ dostuysanız, buyurun, namus cinayetlerine de "kültürel şeyler bunlar" diyip geçin. İnsanı kul eden, mürit eden kültür olur mu? Olur. Ve devrim gelir o gerici kültürü tepeler!

Tarih bizlere büyük dersler veriyor. Ortadoğu'nun kardeş halkları bizlere daha da büyük dersler veriyor. Dersi aldık, sınavı da vereceğiz.

Hepimizin ortak bir sınavı var. Türkün, Kürdün, Alevinin, Sünninin.

İş halkları köleleştirmeye geldiğinde; bizi bölenler, sömürenler, kaynaklarımızı hortumlayanlar kendi cephelerinde Alman, İngiliz, Fransız, Amerikalı diye kavgaya tutuşmanın anlamsızlığını biliyor. Ya da AKP'nin satın aldığı gazetecilerin Türk-Kürt diye ayrıldığını gördünüz mü?

Bağımsızlık ve birlik için Türk-Kürt omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz.

Eğri oturup doğru konuşmak gerek: ne etnik kökenle ne mezheple birleşebiliriz.

Anadolu'nun tüm renklerinden beslenen Türk Milleti etnik kökenine bakmadan, mezhebine bakmadan halk iktidarını kuracak bir Cumhuriyet arıyor.

O Cumhuriyet'e hepimizin ihtiyacı var.

Cumhuriyet'imizi yeniden kuralım.

 

Uğur Aytaç – TGB Gen. Bşk. Yrd.

 

   

TGB Sivas gözaltılar hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi.

TGB Sivas: "Tayyip Erdoğanların 'Başbakan' sıfatı ile Sivas'a son gelişleridir."
 

Batı Asya - Güney Amerika hattı

Türkiye Gençlik Birliği ile Arap Öğrenci Birliği'nin Hatay Samandağ'da düzenlediği "Gericilik ve Teröre Karşı Dünya Gençliği Buluşuyor" sempozyumu çok yararlı tartışmalara sahne oldu. İlgilendiğim konular bakımından özellikle Iraklı ve Lübnanlı kardeşlerimizden çok şey öğrendim.

Bu arada sempozyumda yaptığım "Kürt Koridoru" konuşması Venezuelalı kardeşlerimiz tarafından ilginç ve şaşırtıcı bulundu. Zira yıllarca Kürt sorunu konusunda tek yanlı ve yanlış bilgilendirilmişlerdi.

Türk hükümetleri ne yazık ki ABD işbirliği nedeniyle Kürt, Ermeni ve Kıbrıs meselelerini Batı'ya doğru anlat(a)mamıştı. Anlaşılan Ermeni meselesi konusunda Türkiye'ye önemli bir kazanım sağlatan İşçi Partisi'ne daha çok iş düşmekteydi.

2300 yıllık kardeşlik

Bu arada sizlerle paylaşayım. Hatay'ın sevilen turizmcilerinden Ayhan Kara anlattı: Sempozyum için toplandığımız Samandağ milattan önce 300'de, yani 2300 yıl önce, çok önemli bir kardeşlik anlaşmasına sahne olmuştu.

Selevkiya, Antiyokya, Laodikya ve Apamiya kent-devletleri, yani Samandağ, Antakya, Lazkiye ve Hama şehirleri arasında 2300 yıl önce bir anlaşma yapılmıştı.

Türkiye'nin Samandağ ve Antakya'sı ile Suriye'nin Lazkiye ve Hama'sı 2300 yıl önce kardeşlikle bağlanmıştı. Selevkiya'nın kurucusu Selevkos, bu dört şehirin sonsuza kadar kardeş olmasını istemişti.

İşte şimdi de TGB'nin çabalarıyla yine Samandağ'da Türk, Iraklı, Suriyeli, Lübnanlı ve Venezuelalı gençler bir dayanışma platformu inşa ediyordu: Kardeşlik, anti-emperyalizm, birlik!

'Tarihi bir iş yapıyoruz'

Anti-emperyalist gençlerin Samandağ'dan inşa etmeye başladığı bu platform, bu kardeşlik projesi tüm dünyayı etkileyecek bir potansiyel taşıyor.

Nitekim Iraklı temsilci Münaf El Ubeydi konuşmasına bu nedenle "dünyanın merkezindeyim" diye başladı.

Çok doğruydu ve bize göre iki nedenle böyleydi:

1) Hatay bugün emperyalizm ile Ortadoğu'nun düğüm merkezlerinin başında gelmektedir.

2) Hatay'da anti-emperyalist dünya gençliğinin çatı örgütü inşa ediliyor.

Nitekim sempozyuma videokonferans sistemiyle katılabilen Arap Öğrenci Birliği Genel Sekreteri Nidal Ammar da bu noktaya dikkat çekti: "Sıradan bir sempozyum değil, tarihi bir iş yapıyoruz, tarihi bir adım atıyoruz. Orada yalnız değilsiniz. Gelemeyen, sınırı geçemeyen, yanınıza bırakılmayan, vize alamayan biz gençlik örgütü temsilcileri de yanınızdayız. Orada bir üst örgüt kuruyorsunuz. Bu bir şemsiye olacak. Buradan çıkacak kararlar bütün dünya anti-emperyalist gençliğine ulaşmalı."

Birlikte mücadele

Gerçekten de Hatay Samandağ'da bir tarih yazıldı. Konuşmamda da vurgulu olması için biraz abartarak söylediğim gibi "yüzyıl önce İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurarak birlikte mücadele eden Türk, Kürt, Arap öğrenciler yüzyıl sonra yeniden birlikte mücadele etme kararı alıyorlar."

Iraklı gazeteci Münaf El Ubeydi'nin Suriye'den videokonferansla sempozyuma katılan Nidal Ammar'a sorduğu şu soru aslında bu gerçeğe işaret ediyordu: "Benim babam Irak, annem de Suriye. 21 Mart biliyorsun anneler günü. Annem Suriye nasıl?"

Direniş değil taarruz hattı

Venezuela temsilcileri Micaela Ovalear ve Yurimar Longart Hatay'da bir tarih yazıldığına katıldığını belirttiler ve daha da ötesine geçtiler. Ovalear ve Longart Hatay'dan Karakas'a bir dayanışma hattının kurulmaya başladığına dikkat çektiler.

Evet, Samandağ'nda emperyalizme karşı bir taarruz hattının temeli atıldı: Hatay'dan, Ortadoğu'dan, Batı Asya'dan Venezuela'nın başkenti Karakas'a, Güney Amerika'ya kadar dünya anti-emperyalist gençleri yeni bir dünya kurmak için birleşti.

 

Mehmet Ali Güller / Aydınlık

 

   

TGB Isparta, gözaltılar hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi

"Her kanunsuz uygulamanız bizi daha da büyütmektedir."
 

Kürt koridoru + El Kaide kuşağı Akdeniz'e uzandı



Kürt koridoru + El Kaide kuşağı Akdeniz'e uzandı

İki yıl kadar önceydi. Suriye'nin liman kenti Lazkiye'deyiz. Kara ulaşımı tekin değildi. Şam'dan uçakla geldik.

Amacımız: Karayoluyla Türkiye'ye geçmek.

Lazkiye-Hatay arası "sakin" demişlerdi.

***

Konakladığımız otel, tarihi bir mekan.

Sömürge döneminde Fransız komutanın karargahıymış.

Şimdi çok bakımsız. Ambargo yüzünden bomboştu.

Yola erken çıktık. Antakya Havaalanı'na vaktinde yetişmeliyiz.

Emin olmak lazım.

Bir de şoförümüz Muhammed'e sorduk.

"Yolda çatışma varsa!?"

Güldü: "Hiçbir şey yok."

Gerçekten de öyleydi.

***

Yeşil bir yolculuktu. 5-6 Türkmen köyü.

En son Kesep kasabası. Çoğunluk Ermeni.

Bir saatte Yayladağ'dan Türkiye'deydik.

***

Aradan iki yıl geçti. Suriye yandı, yıkıldı.

Bütün kentleri savaşın cephesi oldu.

Lazkiye ve çevresi hariç.

5-6 gündür ateş buraya da sıçratıldı.

Şimdi: Kesep ve çevresi savaş alanı.

Saldıranlar belli:

İslam Cephesi ve El Nusra (El Kaide'nin kolu).

Birkaç da ÖSO kalıntısı grup.

İkisi de Suud/Selefi çizgide.

Hükümetin elinde tek kapı kalmıştı.

Artık radikal İslamcıların elinde.

***

İki sıcak bilgi aktaracağım.

Bunlar aslında nasıl örgütler, anlaşılsın.

Muhalifler geçen Cumartesi İstanbul'da toplandı

Lazkiye'de saldırı başlatan gruplar.

Dertleri: Para!

Yayladağ kapısının geliri nasıl paylaşılacak? Bunu tartışıyorlar.

Türkmenlere duyurulur:

Size pay vermeyi düşünmüyorlar.

Zaten toplantıya da çağırmadılar.

***

İkinci bilgi: Fidye sektörüyle ilgili.

Dün Suriyeli bir Türkmenle konuştum.

"Şimdi sınırdayım. Karşıya geçiyorum."

"Bir ağabeyimizi kaçırmışlar. Aracılık yapacağım."

Kaçırılan bir Türkmen.

Radikal milisler kaçırmış. Fidye için.

Bir not:

Muhalefetin kontrolündeki bölgelerde ekonomi çöktü.

Bir tek sektör ayakta: Fidyecilik.

Yüzmilyonlarca dolarlık cirodan söz ediliyor.

***

Pazar günü ne oldu?

İki Suriye uçağı Lazkiye'den havalandı?

Hedefi: Kesep ve etrafındaki köylere saldıran çeteler.

AKP hükümeti ne yaptı?

Ülkesini korumaya çalışan komşunun uçağını düşürdü?

Yani: El Kaide karadan, AKP havadan vurdu.

Hem de aynı anda.

***

AKP hükümeti yaptığını nasıl savunuyor?

"Angajman kurallarımı ihlal etti."

Angajmanın fiili anlamı ne?

Komşunun uçağına, komşunun toprağını yasaklamak.

Gerekçe: "Benim sınırıma yakın olduğu için."

***

Manzara şudur:

Türkiye sınırı boyunca uzanan.

5-15 km derinliğinde bir alan.

Fiilen tampon bölge sayılıyor.

Muhalif çetelere serbest.

Fakat Suriye devletine yasak.

***

Angajman Türkiye'ye ne getirdi?

Suriye'ye sınırımız: Yaklaşık 900 km.

Üç bölge PKK/PYD'nin kontrolünde:

Cizire, Kobani ve Afrin.

Aradaki bölgeleri de Selefiler kontrol ediyor.

El Kaide kafasındakiler yani.

Bir tek Lazkiye bölgesi kalmıştı.

Akdeniz'e ulaşmak için.

AKP hükümeti şimdi onu düşürüyor.

***

Bu bir AKP eseridir.

900 km'lik bir bölge düşünün.

Irak sınırından Akdeniz'e uzanan.

30-40 km derinliğinde.

Şimdi: Bir kısmı Kürt koridoru oldu.

Bir kısmı da El Kaide kuşağı.

***

TSK'nın uçakları bu oyunda kullanılıyor.

Erdoğan: Miting meydanlarında övünüyor.

Gül: Rol kapma telaşında. Telefonla tebrik ediyor.

Kılıçdaroğlu: "Ordu gereğini yapmıştır."

Aymazlık mı?

Bir yerlere sadakat yarışı mı?

***

Sonsöz: Endişelenmeyin!

Esad kuvvetleri 20 gündür ilerliyor.

Güneyden kuzeye doğru çetelere sürrüyor.

Muhalefetin siyasi/askeri zafer umudu kalmadı.

Rafet Ballı

 

tgb.gen.tr

   

Bakanlar 'Hırsız Yakalama Timi'ne yakalandı

Bakanlar Denizli'de protestoyla karşılandı. TGB üyeleri üzerinde "Hırsız Yakalama Timi" yazan tişörtler ve sloganlarla bakanları protesto etti.

 

TGB İTÜ'den açıklama



Üniversiteler bu oyuna gelmez!

İTÜ'de yaşanan olaylara ilişkin Fıratnews'in yaptığı haber, yandaş medyaya parmak ısırtacak haldedir.

Fıratnews'in yaptığı şey habercilik ise yazıklarını derhal kaldırmaları gerekir.

Fıratnews'inhaberine göre dayak yemeyi hazmedemeyen TGB'liler olay akşamı facebook üzerinden linç kampanyası örgütlemişler ve ertesi gün linç girişiminde bulunmuşlar.

İki gündür Maslak Kampüs'te yaşanan olaylarda hiçbir TGB üyesi yer almamıştır.

İTÜ TGB sosyal medya üzerinden 21 Mart tarihinde yapılacak yürüyüşe katılmayacağını açıklamış, sağduyulu öğrencileri de katılmamaya çağırmıştır.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde yaşananlara ilişkin İTÜ TGB'nin resmi facebook hesabından yapılan açıklama ise şöyledir:

20.03.2014 tarihinde İTÜ Ayazağa Kampüsünde Merkezi Derslik Binası Önünde Yaşanan Olaylara Dair Açıklama:

ÜNİVERSITELER BİRLİK VE KARDEŞLİĞİN MERKEZLERİDİR.

Bizleri birleştiren Mustafa Kemal'in şu sözleridir : "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir." Milletimizi oluşturan tüm kültürel değerler ise zenginliğimizdir. Türk'ün ve Kürt'ün destanları bile birbirine benzemektedir. Nevruzda bunlardan birisidir. Kardeşlik zeminine yansıması gereken Nevruz kutlamaları ise Amerikan Emperyalizminin bölünme programının gövde gösterisi olmuştur. Bu gövde gösterisine tepkisini dile getiren vatansever ITU öğrencisi kesinlikle çift yönlü bir provokasyonunun içinde yer almamalıdır. Kurtuluş Savaşı'na omuz omuza mücadele eden ve birlikte Cumhuriyeti kuran Türk ve Kürdün ayrışması mümkün değildir. Ayrışma yaratmaya çalışan hiç bir girişime izin vermiyoruz Bu tip bir girişime karşı duran öğrencilere saldıranları kınıyoruz.

Üniversiteler, bölünme senaryolarının uygulanacağı sahneler değil, birliğin ve kardeşliğin merkezidir. Üniversite öğrencileri de etnik gruplaşma ve boğazlaşmanın parçaları olamazlar, dolayısıyla yarın 21.03.2014 tarihli 12.30'da Rektörlük Binası önüne yapılacak yürüyüşe katılmayacağımızı bildirerek, bütün sağduyulu öğrencileri eyleme katılmamaya çağırıyoruz.

İTÜ TGB açıklaması için:

www.facebook.com/ItuTgb

Fıratnews'in sözde haberi:

www.firatnews.com/news/guncel/tgb-den-yurtsever-ogrencilere-linc-kampanyasi.htm

tgb.gen.tr

   

TGB Kayseri Kamil Dede ile söyleşi gerçekleştirdi

TGB Kayseri Kamil Dede ile "Gençlik Hareketinin Dünü, Bugünü, Yarını" başlıklı söyleşi gerçekleştirdi. 
 

Dünya gençliği birleşiyor


Dünya gençliği Hatay'da gericiliğe ve teröre karşı birleşiyor.

Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi gençlik heyeti Hatay'da. Viva Chavez!

 

Dünya gençliğinin buluştuğu "Emperyalizm Destekli Gericiliğe ve Teröre Karşı Sempozyum" başladı.

Genel Başkanımız Çağdaş Cengiz: "Yüz yıldır yıkım getiren emperyalistler son zamanlarını yaşamaktadır."


Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Güneş: "Onların binlerce, milyonlarca kanala ihtiyacı var yalanlarını anlatmak için."


Mehmet Ali Güller: "Bölgeye yapılan emperyalist saldırının tek nedeni ikinci İsrail'i, yani kukla Kürdistan'ı kurma çabasıdır."


Bush'u ülkesi Irak'tan kovan gazeteci El Zeydi de bizimle.


Hatay'da 11 ülkeden anti-emperyalist gençlik örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilen "Emperyalizm Destekli Gericiliğe ve Teröre Karşı Sempozyum"da önümüzdeki toplantı tarihini ve o zamana kadar yapılacak olan çalışmaları yürütmek adına oy birliğiyle bir sekreterya oluşturuldu. Sekreteryanın Türkiye Gençlik Birliği temsilcisi Mehmet Yaşar Yıldız seçildi.


 

Hatay'da gerçekleştirilen "Emperyalizm Destekli Gericiliğe ve Teröre Karşı Sempozyum"da Venezuela temsilcisi Micaelo Ovalean konuşuyor.

Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi: "BOP'u Amerika'nın ve İsrail'in başına geçireceğiz. Emperyalizmi bu coğrafyada, bizim birlikte mücadelemiz yenecektir."


   

Sayfa 1 / 273

Son Yorumlananlar