18 Nisan 2014, Cuma
   
Metin boyutu

TGB Kurucu Genel Başkanı Adnan Türkkan: "Kavga Türkiye'yi susturma kavgası"

roportaj-adnan-turkkan-kucukTGB Kurucu Genel Başkanı Adnan Türkkan'ın ulusalbakis.com ile röportajı;
İleri demokrasi denilen olgu her geçen gün hayatlarımızı  sarmalıyor. Hükümet yanlısı isimler ileri demokrasiyi överken bunun pratikteki uygulamaları faşizme benzemektedir. Öğrenciler, işçiler, medya baskı altında tutulmaktadır. Bu baskılara yürekli yurtseverler kişi ve kurumlar direnebilmektedir sadece. Ulusal Kanal'da yurtseverlerin sesini en güçlü duyurabildiği kanal durumunda. Biz de Ulusal Bakış olarak Ulusal Kanal'ın genç Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan ile yoğun programının arasında gündem ve kendisine açılan davalar hakkında konuştuk.

 

Ulusal Bakış (U.B): En başta Adnan Türkkan kimdir?

Adnan TÜRKKAN (A.T): Adnan Türkkan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni (GYY) dir.

Lise yıllarından beri ilerici, devrimci kitaplar okudum. Üniversiteden itibaren örgütçü mücadelenin içinde oldum. Ankara'da ADD Çankaya Şubesi Gençlik Kolu Başkanlığını, şubenin çıkarttığı Ulusal Direniş'in GYY'liğini 2 yıl sürdürdüm. 2004-2004 yılları arasında ADD Genel Merkez Gençlik Kolları'nda görev yaptım. 2006'da Türkiye Gençlik Birliği Kurucu Genel Başkanı oldum. 2011 Temmuz'unda Ulusal Kanal GYY Turan Özlü'nün Ergenekon tertibi ile tutuklanmasının ardından Ulusal Kanal GYY oldum.

U.B. : Şuanda Türkiye'nin en genç GYY siniz. Gelecek projeleriniz nelerdir? Bir gençlik programı düşünüyor musunuz?

A.T. : Ulusal Kanal 12 yıllık bir kurum. Tam anlamıyla halka bağlı bir halk televizyonu. 12 yıldır her türlü baskı ve susturma çabalarına karşı onları alt ederek güçlenen bir televizyon. Özellikle AKP iktidarının merkez medyaya bile tahammül etmediği, tasviye dilecek gazeteciler listesinin konuşulduğu bir ortamda Ulusal Kanal adeta tek başına muhalif sesin ortak çatısı olmayı başardı. Bu anlamda böyle bir görevi üstlenmek büyük bir sorumluluk ve mutluluk. Ulusal Kanal yönetimi sürece devrimci bir anlayışla müdahale etti. Daha önce 2008'de GYY'miz Ferit İlsever, Haber Dairesi Başkanımız Serhan Bolluk tutuklandı. Şimdi 3.kuşak GYY'miz Turan Özlü içeride. Biz de 4.kuşak olarak bu görevi üstlendik. Bu görevi genç birine vermek aynı zamanda tertibe bir cevaptı. Uzun yıllar mücadele etme ve gençleşme anlayışını ifade ediyor. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün cumhuriyeti gençliğe emanet etmesi gibi Ulusal Kanal da bu görevi gençliğe emanet etti. Böyle bir güvenle görev verilmesi bizi mutlu etti. Ulusal Kanal'a daha neler katabiliriz diye düşünüyoruz. Özellikle de daha hızlı haber vermek, gündemi yakalayabilmek hedefimiz. Şuan da mesela Suriye konusunda iktidar çizgisinde yayın yapılırken biz de onlara gerçeğin Aydınlığıyla cevap vermeye çalışıyoruz. Ulusal Kanal da şuanda 12 yıllık tecrübe ve muazzam bir genç kadro harmanlaması var. Haber merkezimizin yaş ortalaması şuanda 23. Haber Müdürü, program müdürümüz, teknik müdürümüz tamamen gazetecilik ve gerçeğe ulaşmak aşkıyla yanan gençlerden oluşuyor. Gençliğin canlılığı ve dinamizmini önümüzdeki dönemlerde daha fazla göreceğiz.

Yaz döneminde gençlik programı yapmıştık. Yeni dönemde de istiyoruz. Ulusal Kanal aslında bir pencere açıyor. O pencereyi doldurmak gençlerin elinde. Ulusal Kanal gençlere tamamen açık ve gençlerin hizmetindedir.

U.B. : Peki tek bir cümle ile ifade etmenizi istesek Ulusal Kanal sizin için ne anlam ifade ediyor?

A.T. : Ulusal Kanal, karanlıklar içerisinde Cumhuriyetin aydınlığını taşıyan, hiç kararmayacak bir penceredir.

Basın susarsa Türkiye susar.

U.B. : Tayyip Erdoğan'ın "İçeri de sadece 6 gazeteci var", AB Bakanı Egemen Bağış'ın "İçeride gazeteciler değil tecavüzcüler var" cümleleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

A.T. : Bu basın mensuplarına, gazetecilere düpedüz bir hakarettir. Ulusal Kanal'ın GYY Turan Özlü 7aydır cezaevinde ve iddianamesi bile hazır değil. Bu kanalın yıllardır başında olan bir kişinin gazeteci olup olmadığına Başbakan nasıl karar verebiliyor? Fatih Altaylı da aynı şekilde cevap verdi. Yaklaşık 30 yıldır bu mesleğin içinde olan Fatih Altaylı da Başbakana göre gazeteci değil. Herhalde kendi gazetecileriyle karıştırdılar. Tecavüzcü deyince benim aklıma başkaları geliyor. İçeri deki gazetecilerin ortak yönü bence halkın çıkarlarını savunmaları. Görüşlerini beğenelim beğenmeyelim içerideki gazeteciler büyük bir baskı içerisinde. İçerideki gazeteciler üzerinden dışarıda kalanları da tehdit ediyorlar. Eğer haddinizi bilmez, beyefendiye karşı çıkarsanız sizi de oraya atarız diyorlar. Bunu bakanlar düzeyinde de söylüyorlar. Atatürk'ün bir sözü var " Basın milletin müşterek sesidir." Diye. Bugün milletin o müşterek sesi kesilmeye çalışılıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası'na yapılan baskılar gayet açık gözüküyor. Basın susarsa Türkiye susar.

Milletten gizli aldıkları görevi yapıyorlar. Suriye konusunda AKP'nin aldığı görevin AKP tabanından bile saklanması gerekiyor. Görevleri Türkiye'yi komşu Suriye halkıyla savaşa sokmak. Ama bunu halka kabul ettiremezler. 1 Martta Müslüman Irak halkına yapılan saldırıya Türkiye'yi de sokmak için Tayyip Erdoğanlar ve Abdullah Güller cansiperane çalıştılar. Ama en başta Ulusal Kanal büyük bir aydınlanma ve bilgilendirme seferberliği yaratarak milleti uyandırdı. Ve o milletin uyanışı mecliste CHP ve bir kısım AKP'li vekillere yansıdı ve o tezkere geçmedi. O tezkerenin geçmemesi AKP'ye büyük zarar verdi, kulağını çektiler. Şimdi de Suriye konusunda aynı sonu yaşamak istemedikleri için halktan gizliyorlar. Diğer yandan Anayasa hazırlıkları var. Bunlara halk izin vermeyeceği için halktan gizliyorlar.

Biz Ulusal Kanal olarak yıllardır bu tür baskıları yaşadığımız için alışığız ve bu baskıları Ulusal Kanal izleyicileri ve gönüllülerinin de destekleri ile aşıyoruz.

U.B. : Suriye konusunda hemen hemen bütün basın organlarında Suriye'de devleti yönetenlerin soykırım yaptıkları, insanlık suçu işlediğini okuyoruz. Ama Ulusal Kanal daha önce Libya konusunda olduğu gibi diğer medya kuruluşlarından farklı söylemler kullanıyor.

A.T. : Ben 1.5 ay kadar önce Şam'daydım. Şam'da olduğumuz sürece Türkiye'de ki birçok medya organında Şam da ölüm kol geziyor, vahşet sokaklara indi şeklinde haberler yapıldı. Biz akşamları Şam sokaklarını bizi gezdiren heyetin dışında da gezdik. En ufak bir olay yaşanmamıştı. Olayın yaşandığı söylenen Kabun Kasabası'na gittik. Dedik burada bir olay yaşanıyor, biz de gidip görelim. Bizi oraya götürdüler. 6 aydır oraya bir gazeteci gitmediğini söylediler. Türkiye'deki o gazetede muhabirinin o haberi o kasabada yaptığını söylüyor. Amerika planlarını çok açık yapıyor. ABD eski Dışişleri Bakanı Condoliza Rice 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini söyledi . Bu ülkelerin içindeki Suriye daha farklı ama.

Cemaat – AKP; Hedefleri Aynı

U.B. : Bugün baktığımızda sanki cemaat ve AKP arasında bir mücadele yaşanıyormuş gibi bir görüntü var.

A.T. : 1996da İstanbul Büyükşehir Başkanı iken başbakanlığa hazırlananlar Suriye'ye saldırı konusunda çok zor durumdalar. Ama Amerika çok aceleci davranıyor. Bu doğrultu da hükümeti zorlamak için bu tür şantaj malzemeleri kullanılıyor. Yoksa hedef ve ideoloji anlamında aralarında farklılık yok.

Anayasamız Gençliğe Hitabe, Liderimiz ATATÜRK

U.B. : Hakkınız da özellikle TGB Genel Başkanlığınız döneminde açılan davalar var. Bilgi verir misiniz?

A.T. : Bu davalar o mücadelenin tuzu biberi oluyor. Aslında bu davalar Türkiye Gençlik Birliği (TGB)'ne açılmıştır.

1980lerden sonra üzerinden adeta tır geçen, sindirilen, ülkenin sömürge haline getirilmesine karşı Türk Gençliğinin isyanıdır TGB. Cumhuriyeti ve bağımsızlığı Atatürk'ten emanet almış gençliğin kararlılığını ortaya koymaktır TGB. Ama her açılan davada TGB daha da büyümüştür. Cumhuriyet Yıkıcısından cumhurbaşkanı olmaz dediğimiz için dava açıldı, ben bu davadan beraat ettim. 2008 yılında Silivri ve Hasdal'daki aydınlara selam gönderdiğimiz için suçu ve suçluyu övmek bahanesiyle yargılandık. Hepsinden beraat ettim. 2008de Ergenekon tertibi kapsamında tutuklandım. Hala yargılama devam ediyor. TGB cumhuriyetin aydınlarını mahvetmek, zindanlarda çürütmek isteyenlerin hedefi haline gelmeseydi o zaman biz kendimizi sorgulardık. Cumhuriyeti yıkan bir süreç var, Türkiye'nin vatanseverlerini yargılıyor ama TGB'ye dokunmuyor. Bu TGB tarafından kabul edilmez bir şeydir. Kendimizi başarısız olarak görürdük. O açıdan bu davalar TGB'nin yürüttüğü mücadelenin karşılığıdır. TGB'nin bütün üyeleri bir Atatürk gencine yakışır olgunlukta durmuştur. TGB'nin anayasası Gençliğe Hitabedir, Lideri Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bunu özel savcıların yüzlerine de haykırdık. Bugün Gençliğe Hitabe'deki koşullar gerçekleşmektedir. Çıkarlarını emperyalistlerin çıkarlarıyla birleştirmiş kişilere karşı mücadele etmek Atatürk'ten alınan bir yetkidir. TGB de bu görevi başarıyla yerine getiriyor, getirmeye de devam edecek.

U.B. : TBMM'de muhalefet vekillerinin dövüldüğünü de gördük.

A.T. : AKP'nin niyeti çok açık ortada. Mecliste CHP'li vekiller AKP'nin saldırılarına karşı "Kahrolsun Faşizm" diye slogan atıyorlar. Ben AKP'nin saldırısına çok şaşırmadım. İsmet İnönü'nün bir lafı var; "Ayıyla bir yatağa girilmez, girilirse ne olacağı belli olmaz." Diye. Şimdi oturmuşuz her alanda dayatmacı AKP ile uzlaşmacı bir anayasa çıkartacağız deniyor. Burada muhalefet partilerine büyük görev düşüyor. Bence burada YCHP yönetimi hatalı davranıyor. Bu olaydan sonra AKP ile ortak, uzlaşmacı bir anayasa yapılamayacağı ortada. CHP'nin bu komisyondan bir an önce çıkması gerekmektedir.

U.B. : Sivas'ta 37 canın yandığı dava zaman aşımından düştü, katiller serbest kaldı. Bu konu hakkında düşünceleriniz nedir?

A.T. : Sivas büyük bir aydın katliamıdır. Gericiliğin zalim eylemlerinden biridir. Bu acının sönmesi mümkün değil. Sivas'ta o gün aydınlarımızı katleden zihniyet bugün iktidardadır. Orada "Cumhuriyet Sivas'ta kuruldu, Sivas'ta yıkılacaktır" şeklinde slogan atmışlardır. Bu eylemi yapanları, onları yargılamak yerine vekil yapanları lanetliyoruz. Toplum onları hiçbir zaman affetmeyecektir.

U.B. : Son olarak Ulusal Bakış okurlarına mesajlarınızı alabilir miyiz?

A.T. : İnternet çok önemli bir alan. Gerici dediklerimiz zihniyetini yaymak için teknolojiyi herkesten daha fazla kullanmaktadır. Bu anlamda özellikle internet üzerinden mücadele çok önemli. Genç kadrosuyla bu işi yapan Ulusal Bakış çok önemli bir boşluğu dolduruyor. Ulusal Bakış'ı yaratanlara, devam ettirenlere kolaylıklar diliyorum. Bizler de elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

U.B. : Çalışmalarınızda başarılar diler, teşekkür ederiz.

A.T. : Ben de başarılar dilerim.

Röportaj :Ercan KÜÇÜK
ulusalbakis.com

roportaj-trkiyeyi-kavgas




Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Yorum ekle


Son Yorumlananlar

Yönetici Girişi