Kırmızı-Beyaz
Sayı:19
Gençlik Hareketi ve Üniversiteler- 68’in Kazanımları

GENÇLİK HAREKETİ TARİHİ
Gençlik hareketi deyince hepimizin aklına tarih sayfalarına adını yazdıran 68 hareketi gelir. 68’ler Türkiye’de ve dünyada 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yükselen anti-emperyalist gençlik hareketinin doruğudur. Yıllarca konuşulan, anlatılan, üzerine binlerce kitap yazılan, ‘Bağımsız Türkiye’ isteğiyle yükselen bir bilinç patlamasıdır.
68 hareketi üniversite sıralarından başlayıp toplumsal muhalefete ulaşmış, bugünün gençliğine umut aşılayan, cesaret veren engin bir deneyimdir, tarihe kazınan dersler bütünüdür.
68’li yıllar denilince akıllara bağımsızlık mücadelesi, 6.Filo, Kommer’lar, Bağımsızlık Yürüyüşleri vb. gelir. 68 hareketi aynı zamanda Türkiye üniversitelerinde eğitim haklarının iyileştirilmesi için mücadele eden örgütlü gençliğin zaferidir. Yazımız da biraz 68 hareketinin bu yönü ve hak kazanımları ile ilgili olacaktır.
Üniversitelerde Durum
1960’lı yıllarda sadece sekiz üniversite mevcuttur: İstanbul, Ankara, Atatürk, Karadeniz, Ege, Hacettepe, İstanbul Teknik ve Ortadoğu Teknik Üniversiteleri. İdari yönden özerk olan üniversiteler arasında Hacettepe ve ODTÜ aynı zamanda mali özerkliğe de sahiptir. O tarihlerde günümüzde kampuslarda cirit atan ‘sivilcikler’ yok; polis okula ancak rektörün talebiyle girebiliyor. Öğrenciler yaşam standartlarından ve eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumdan rahatsızdır. Eğitim sistemi için, 4–8 Eylül 1967 tarihinde Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) düzenlediği Devrimci Eğitim Şurası’nda eğitim düzeni için, “Üretimi arttırmak ve halkı bilinçlendirme yerine zenginler için kazançlı, kitleler için uyutucu bir yapı” denilmektedir.
Bir Eğitim Hakkı Mücadelesi: “Özel Okullara Hayır" Yürüyüşü
1967 yılına gelindiğinde özel yüksek okullar ve buralarda verilen eğitimin ciddiyetten ve bilimsellikten uzak bir hale getirilmesinden öğrenciler rahatsızdır. Özel okullar öğrencinin gözünde düpedüz ticarethane mantığı ile yönetilmekte, yalnızca kar hırsı güdülmektedir.
Sorunlarını anlatmak isteyen öğrenciler Ankara’ya yürüyüş kararı alırlar. 7 Kasım 1967 tarihinde başlayan yürüyüşe yaklaşık 150 öğrenci katılır. Yürüyüşe katılamayan okullarda ise boykotlar başlatılır. Yürüyen Fikir Kulüpleri üyesi gençler, “Halkçı eğitimin yıkılmak istendiğini, özel okulların bu amaçlarla açıldığını ve büyük kazanç ve rant konusu haline geldiğini, Anayasa’nın 39. Maddesi’ne göre özel okulların devleştirilmesi gerektiğini, aksi halde Türkiye’yi karanlık yarınların beklediğini, yıkılacak binaların, patlayacak fabrika kazanlarının bir felaket yaratacağını” bildirilerinde, konuşmalarında açıklamaktadırlar. Gençlik yürüyüş boyunca mahallelerde, köylerde konuşmalar yaparak ilerler ve yürüyüş 20 Kasım tarihinde Ankara mitingi ile son bulur.
Yürüyüş, Türkiye çapında tüm gençliğe moral olmuş ve basında geniş yer bulmuştur. Bu mücadele bir eğitim hakkı mücadelesi olarak tarihe geçmiş ve büyük bir kazanımla 50.000 öğrencili 50’ye yakın yüksek okul devletleştirilerek akademilere bağlanmıştır.
Yetmez! Yurt ve Kredilerimiz de İyileştirilsin!
1967 yılında Ankara, İstanbul, İzmir, Erzurum, Eskişehir ve Trabzon’da Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı 10.000 öğrenci sadece 21 yurtta barındırılıyordu. Aylık 250 lira olarak verilen krediler öğrencilerin barınma ve beslenme giderlerini bile karşılamıyor, kitap vb. ihtiyaçlara bir şey kalmıyor, üstelik 3 öğrenciden sadece biri burs ve kredi alabiliyordu. Hakkını arayan gençlik işgal ve boykotlarla yurt sayısını arttırdı. Gençliğin mücadelesi sonucu, aylık 250 lira olan burs/kredi aylık 350 liraya çıkartıldı.
Anti-emperyalist gençlik mücadelesi kendi yaşam alanında haklar kazana kazana yükseldi, gençlik kendi sorunlarıyla yurt sorunları arasındaki ilişkiyi kurarak mücadelesine güç kattı.
İlk İsyan Liselilerden
Üniversitelerde önceki yıllarda başlayan hak arayışları 1968’de dünyada esen gençlik hareketi rüzgârının da etkisiyle kitleselleşti. 1968’de ilk isyan liselilerden gelmiştir. Ocak ayında Mersin’de liseli 5000 öğrenci sağanak yağmurda sessizce yürüdüler. Öğrenciler Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretimde sınıf geçme ile ilgili yeni yönetmeliği geri çekmesini talep ettiler. Boykotlar bir iki gün içinde Adana, Eskişehir, Mersin ve İstanbul’a da sıçradı, İstanbul’da öğrenciler Taksim Anıtı’na Ata’ya şikâyet çelengi bıraktı. Eylemler Senato gündemine gelmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı talepleri kabul etmek zorunda kalmıştı. Hak mücadelesi ve eylemsellik bir kez daha kazandı. “Not sistemi eskiden olduğu gibi 10 üzerinden değerlendirilecek, Eylül dönemi sınavlarına geri dönülecek, yönetmelik bir ay içinde talepler doğrultusunda son şeklini alacaktı” ( Hürriyet 25–26–28 Ocak 1968). Boykotla birlikte liseliler üniversitelilere sesleniyordu: “Ayaklanın; kazanacaksınız!”
Boykotlar tüm alanlarda Türkiye sathına yayılmaya devam etti. Erzurum, Ankara ve Ege Üniversiteleri Ziraat Fakültesi öğrencileri boykotlarla ziraat mühendisleri maaşları arasındaki farkın giderilmesini talep ettiler. Boykota Ziraat Mühendisleri Odası’nın da destek vermesiyle öğrencilerin talepleri kabul edildi.
FKF Halkı ve Gençliği Birleştiriyor
1965 yılında kurulan Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) kısa bir süre içinde gençliğin örgütlendiği bir güç halini aldı. FKF’nin anti-emperyalist, tam bağımsız Türkiye yolunda yürüyen, milli ve halkçı eğitimden yana olan devrimci gençlerin mücadelesine önderlik etmesi, 68 hareketinde örgütlü mücadele ve elde edilen haklar açısından bir dönüm noktasıdır. 1968 Mart’ında yapılan kurultayla gençlik örgütleri ile ilkeli birlikten yana, aktif, eylemsellikte halkın ve gençliğin tamamını birleştiren, emperyalizme karşı mücadeleyi esas alan bir FKF yönetiminin başa gelmesi ile Türkiye bağımsızlık ve gençlik hareketi ivme kazandı. Yeni yönetimin önderliğinde FKF, Türkiye tarihinin en kitlesel ve en önemli öğrenci eylemlerini gerçekleştirdi. Bunların içinde öğrencilerin kendi yaşam alanıyla ilgili, eğitimleri ve üniversiteleri ile ilgili, yani gelecekleri ile ilgili taleplerini elde edebilmek için yürüttükleri hak mücadelesi olanı ise, 10–25 Haziran üniversite işgalleridir.
“Şen Ola Boykot Şen Ola”
10 Haziran Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) işgali davullu zurnalı başladı. “Davullar çifte vurula, fakülte baştan kurula, dekan terleyip yorula, şen ola boykot şen ola” sloganlarıyla FKF önderliğinde başlatılan boykot kısa bir süre içinde Türkiye’nin diğer üniversitelerine de yansıdı. Öğrenciler tarafından İstanbul, Ankara, Erzurum, Eskişehir ve İzmir’de 18 yüksekokul ve üniversitede işgaller yayılmış ve kamu hizmetleri durdurulmuştu. İstanbul Üniversitesi Öğrenci Birliği Deniz Gezmiş’lerle gençliği sağ sol demeden birleştiriyor ve kapitalizmin dayattığı eğitim sistemine başkaldırarak “Sağ Sol Yok; Boykot Var!” diyordu. İşgal komiteleri kuruldu ve öğrencilerin talepleri ‘İşgal Komitesi İstemleri’ olarak Senato’ya sunuldu. Hasan Yalçın’ların önderlik ettiği İTÜ Öğrenci Birliği’nin (İTÜ-ÖB) talebi gençliğin en önemli istemiydi: “Öğrenciler üniversite yönetimine katılmalı!”
İşgal Komitesi istemlerinden bazıları şunlardı:
“1. Halkın parası ile okuyan gençler olarak diyoruz ki; a) Öğrenim halka dönük olmalıdır. b) Bilimsel araştırmalar yurt gerçeklerini yansıtmalıdır. c) Öğretim sistemi kopyacılıktan çıkarılmalı yurt gerçeklerine uygun olmalıdır.
2. Öğrenciler mutlak surette yönetime katılmalı, yönetimde söz ve oy sahibi olmalıdır.
3. Öğrencilerin sosyal ve ekonomik sorunları kesin çözüme ulaştırılmalıdır. a) Burslar ve krediler günümüzün koşullarına göre uyarlanmalıdır. b) Türk Eğitim Vakfı’nın denetimi üniversiteler arası bir kurula bırakılmalıdır. c) Öğrencilere staj ve iş sağlanması için üniversitece yeni bir kurum tesis edilmelidir. d) Yüksek öğrenim gençliğinin konut sorununun çözümü için bütçeye konacak yeterli ödeneklerle kaliteli ve ucuz yurtlar açılmalıdır. e) Beslenme sorunu ucuz kaliteli, yeterli ve devamlı şekilde düzenlenmelidir.
4. Devlet üniversitelerinde öğretim üyeleri, üniversite dışında maddi çıkar için hiçbir görev almamalıdır. Asistanlık seçimi keyfilikten kurtarılmalı, adilane bir esasa bağlanmalıdır.
5. Lisan öğretimi bozuk ve yetersizdir. Bu uygulama yeniden düzenlenmelidir.”
Gençliğin fakültelerin özgül sorunlarına ilişkin çözüm istemleri, süreç içinde, ülkenin emperyalizme siyasi ve kültürel bağımlılığını hedef alan, “Halk için üniversite” talebini öne çıkaran eylemlere dönüşmüştü. Öğrenciler reform değil devrim istiyordu. Eylemler halk tarafından büyük ilgi ve destek buldu. Özellikle ‘öğrencilerin yönetimlere katılması’ istemi üzerinde önemle duruldu. İşgaller 25 Haziran’a kadar sürdü; taleplerin yerine getirilmemesi üzerine ODTÜ ve Ankara Üniversitesi’nde okulların açıldığı Eylül ayında da devam etti.
Halkçı eğitim ve demokratik üniversite talepleri işgallerle, boykotlarla 12 Mart muhtırasına kadar aralıklarla sürdürülmüştü.
Sonuç
İşgaller üniversitelerden, gençlik hareketinin bağrından başlayarak toplumsal hareketin pratiği olmuştur. FKF önderliğinde örgütlenen gençliğin, 17 Temmuz’da Amerikan askerlerini def edişi, 10 Kasım Samsun-Ankara Mustafa Kemal yürüyüşleri ile 68 ruhunu ve hareketini oluşturmuştur. Gençlik hareketi dalga dalga işçi sınıfının direnişiyle buluşarak halk hareketlerinin dinamosu olmuştur. Öğrenci hareketleri 15–16 Haziran İşçi Direnişi, Derby Lastik Fabrikası İşgali, Kauçuk-İş ve Lastik-İş’te örgütlü işçilerin fabrika işgalleri ile birleşerek bir hak mücadelesinin bir halk mücadelesine dönüşmesinin temellerini atmıştır. Yükselen anti-emperyalist hareketin mihenk taşı olmuş, gençliğe engin bir umut ve mücadele azmi bırakmıştır. Yıllar içinde öğrencilerin yönetimlerde Öğrenci Konseyi ile söz sahibi olmasını sağlamış, İstanbul Üniversitesi’nde açılışlarda Öğrenci Konseyi temsilcilerinin konuşmasını, öğrenciye seslenmesini bir gelenek haline getirmiştir. 1980’lerin apolitik gençlik yaratma projelerine rağmen bugünün gençliğine, bizlere, demokratik ve halkçı üniversiteye, Cumhuriyet üniversitelerine AKP’nin azgın saldırılarına göğüs gererek sahip çıkmayı öğretmiştir. Direnmeyi, mücadele etmeyi ve başarmayı öğretmiştir. 68’lerde elde edildiği gibi, örgütlü mücadelenin ışığında ilerleyen gençliğin elde edeceği hak ve kazanımlar, günümüzde de “Ne olacak yürüseniz”cilere, “Ne değişir ki eylem yapsanız”cılara en büyük cevap olacaktır.
68’lerden bugünlere kalan en değerli tarihsel miras, tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye için üniversitelerde yürüteceğimiz mücadelenin işçi-köylü ve bütün halkımızla birleşerek bir halk mücadelesine dönüşeceği gerçeğidir.
Utku Faik YILMAZ
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Neden TGB'li Oldum?
Damla Dinçşahin-İstanbul(3 Eylül 2010) 2006 yılında kurulduğunuzu öğrendiğimde, ne kadar çok zaman kaybetmişim dedim. Fakat hiç birşey için geç değildir diye düşünerek aranızda olmak istediğime karar verdim. Taksimde sizleri gördüğümde, sizi kameraya almakdan daha fazlasını yapmam gerektiği düşündüm. Benim için sizlerle olmak, sizlere ufak bi katkım olmasından daha fazla; sizlerle olmak kendim için önemli, kararlarım ve düşüncelerim için önemli. Sinem Ayver-Uşak (2 Eylül 2010) Hakkı Doğan-Balıkesir (1 Eylül 2010)
Zeliha Üzgün-Trabzon (1 Eylül 2010) Uğur Arslan-İstanbul (31 Ağustos 2010) "Uğur Arslan - İstanbul (31 Ağustos Salı) Mehmet Bozyel-Çanakkale (31 Ağustos 2020) "Geleceğimizin aydınlık Türkiyesi için, mutlaka olmazsa olmazlardan biri ATATÜR'ün ilerici aydınlık yolunda ilerleyecek gençlerimizi yetiştirmemizdir." Hakan Ak-Tekirdağ (31 Ağustos 2020) Onur Encür-Çanakkale (30 Ağustos 2010) Ergin Doğruer-İstanbul (29 Ağustos 2010) Nakşi Gökdoğan-Şanlıurfa (28 Ağustos 2010) Abdullah Karaman-Balıkesir (28 Ağustos 2010) Korcan Baysan (28 Ağustos 2010) Nesibe Oktav-Sakarya (27 Ağustos 2010) Bora Güldiker (24 Ağustos 2010): Suzan Yılmaz (23 Ağustos 2010): Pınar Saros (21 Ağustos 2010): Emir Kağan Arkıl (21 Ağustos 2010):
|
Görsel Galeri
Yeni Videolar
Son Yorumlar
Zaman Yanlış Yumurtaları Sıktı
Aç tavuktan ziyade eceli gelen köpek mevzusuna benziyor bu d... Devamı...
06.09.10 01:03
Yazan: Osman
Zaman Yanlış Yumurtaları Sıktı
Evet doğru ve güzel bir eylem olsa da Öğrenci Kolektifleri'... Devamı...
06.09.10 00:59
Yazan: Neresi Karalama?
Biz Kimiz?
Neinn davasındasınız.. önemli olan şu anda iktidarr.. hem yi... Devamı...
06.09.10 00:17
Yazan: Aliemre..
Video Haber: TGB'nin Bakırköy Masası Hab...
Güzel Ülkemin Güzel Çocukları,63 yaşındayım,yurt dışında yaş... Devamı...
06.09.10 00:09
Yazan: aslan yoldaş














