Banu Avar
Kırmızı Beyaz: Türk aydınının günümüzdeki sorumluluğunu nasıl tanımlıyorsunuz?Banu AVAR: Şimdi Atilla İLHAN’ ı anarak başlayalım isterseniz. Benim hayatımda benim kafamda belli şeyleri takır takır oturtan bir kitabı var:”Aydınlar Savaşı”.Şimdi hepinizle bunu paylaşmak istiyorum bir defa. Aydınlar Savaşı’nda şöyle diyor dışarıda bir takım şirketler var, çok uluslu şirketler. Bu çok uluslu şirketler mesela Türkiye’ye geliyor diyelim falanca kola. Geliyor buraya bir bayilik açıyor. Bu bayi açan rafçılık yapan adam komprador burjuvazi olarak nitelendiriliyor yani adam gerçek bir sanayici değil bir şey üretmiyor ama raf açıyor rafa da kolaları koyuyor. Türk aydınının durumu birebir aynıdır derdi ve bu benim kafamda gerçekten bir atlama bir sıçrama gerçekleştirdi. Çünkü bir türlü tam olarak anlayamıyordum(gülüyor). İşte Türk aydını gidiyor orda Sarter’la tanışıyor Fransa’da geliyor Türkiye’de Sarter’ın şubesini açıyor. Veyahut da gidiyor yurt dışında bilmem ne ile tanışıyor geliyor burada şube kuruyor. Yani aydın demek kendi toprağının verileriyle sentez yapan adam demektir. Yani sen burayı çok iyi tanıyacaksın bilimsel bilgin de olacak sonra bir sentez yapacaksın buraya özel bir sentez olacak o. İşte bunu yapabilen adam sayısı Atilla İLHAN gibi biraz az sayıda kaldı. Çünkü neden böyle oldu yani Amerikan gözlüğüyle ya da İngiliz ya da Fransız gözlüğüyle kendi halkına bakıyor adam. Bizim aydınların büyük bir çoğunluğu bu hatayı yaptılar. Gözlükleri yabancı gözlüğü onun için halkı anlama ihtimalleri sıfır neredeyse. Bunu çok uzun süredir yapıyor yani 15 senelik ATATÜRK’ ten sonra İsmet İNÖNÜ’ nün üçlü anlaşma yapması. Tanzimat kafasıyla kalkıp İngiltere ve Fransa’yla anlaşma yapması ve tamamen bizi yeniden batıya bağlaması ve buna bağlı olarak da hristiyan batı eğitimini ön görmesi. Köy enstitülerinde kalkıp sadece ve sadece batı yunan ,Latin edebiyatının okutulması yani kendine ait olan kendinden kaynaklı bir hareketin olmaması daha sonra böyle havalarda uçuşan aydınlara bakan ve onlardan nefret eden halkın tarikatlara, cemaatlere gidip ümmet kültürüne geçmesine neden oldu. Dolayısıyla bir tarafta hristiyan batı kültürü, bir tarafta ümmet cemaat kültürü yaygınlaştı ve bunlar birbirine ters olarak gelişti o yüzden de esas mesele doğru düzgün milli bir ekonomi olmadığı için komprador burjuva ekonomisi olduğu için üstündeki aydınlar da komprador burjuva aydınları oldular komprador aydınlar oldular buraya getirip çeşitli batılı düşünürlerin fikirlerinde şube açtılar. Bu nedenle bir türlü aydınlarımız yerine oturamıyorlar, bir türlü aydınlarla işçiler, aydınlarla halk arasında bir birleşim sağlanamıyor. Bir uçurum var sürekli(gülüyor) kendi halkıyla arasında böyle bir millet yaratıyorlar. Bu tek örnek biz değiliz amerika’nın genellikle işte bu biraz sonra anlatacağım şeyde uçurumlar açmak dolayısıyla halkıyla uçurumu olan bir aydın grubu hiçbir zaman belli bir noktaya varamaz. Hep böyle arada CHP mi, AKP mi, MHP mi öteki mi beriki mi diye arada kalıyor. İşte böyle oluyor yani.
Kırmızı Beyaz: işçi sınıfının mücadelesine destek amacıyla TEKEL dayanışma grubu kuruldu siz de bunun içinde bulunan aydınlardasınız. işçi sınıfının bu mücadelesini nasıl yorumluyorsunuz?
Banu AVAR: Ben de işsiz bir gazeteci olarak kendi kurtuluşumu da burada görüyorum. Tekel işçileri bunun sembolü oldular ama arkasından malum 56 hidroelektrik santrali kapanıyor, şeker fabrikaları kapanıyor, itfaiyeci ve demir yolcularının durumu ortada. Türkiye’de işsiz durumu resmi rakamlarla %15 e vardı biz bunu %30 olarak tahmin ediyoruz. Burada tek kurtuluş gerçekten bu ülkenin kurtuluşu bu mücadelede. Yani tekel işçilerinin sembolize ettiği ve kendi konfederasyonlarının da önüne geçerek öncülüğü kendi ellerine alıp gittiği bu mücadele hayati önemdedir Türkiye için. Çünkü öncü güçtür işçiler. Türkiye’de sadece işçiler değil ^halkın ara tabakaları esnaf, çiftçiler. Mesela tütün yaprak diyorsun tütün yetişmiyor ülkede, pancar yetişmiyor o yetişmiyor bu yetişmiyor. Türkiye’de böyle bir farklılık ta var yani sadece işçi sınıfı değil ama bütün ara tabakları ile bütün halk tabakaları şu anda ezim ezim ezilmekte. Zaten çalışacak herhangi bir işyeri de kalmadı 91’den bu yana özelleştirmeler sürüyor çok büyük bir hızla. Dolayısıyla ben kendi kurtuluşumu da başka sınıfların ve başka iş kollarındaki insanların da kurtuluşunu bunu sahiplenmekte buluyorum. Eğer o bilince gelinirse yani onların etrafında toplanılabilirse o zaman bambaşka bir yere varacağız. Eğer o bilinçte değilsek ve biraz daha zaman istiyorsak bu yine olacaktır ama biraz daha geç olacaktır. Olay bu ben bunu çok önemsiyorum. Şimdi 1989’da IMF yada dünyayı yöneten küresel elit diyelim BASEL anlaşmalarını imzaladı. Ulusal kanalda Cuma geceleri Çetin ÜNSALAN diye bir ekonomist var. Çok önemli bir adam Çetin ÜNSALAN. Bazen de Mete AKINCI ona eşlik ediyor. Bu iki adam bugüne kadar hiçbir ekonomistin söylemediği ve altını çizmediği BASEL anlaşmalarının Türkiye için neler öngördüğünü ve 2012’de nasıl hepimizin 4-C li olacağını bir anlamda küresel elitin köle yaratma sürecinde şu anda biz tek tük örnekler görüyor olabiliriz ama uzman çavuşlardan şu anda üniversitenizin şoförü YÜKSEL o adamla konuşun çok ilginç bir adam. Yüksel’in inanılmaz deneyimleri var o da aynı şekilde 4-C’li çalışmış. TRT’deki herkes 4-C’li. Bu giderek yavaş yavaş çoğalacaktır. Yani öyle bir durum var ki BASEL anlaşmasına göre önce bilginin küreselleşmesi öngörüldü 1992’den 2002’ye kadar yani bilgi küreselleşmesi finans sektörüyle ilişkiliydi. Ve zaten Rockefeller diyor ki “Biz yakında bütün ülkeleri beşe ona parçalayacağız ve her birinin başına da bir finansçı getireceğiz. Onlar güzelce idare eder diyor. Amaç buydu o yüzden Bill GATES çıktı o yüzden internet bu kadar yayıldı. Çünkü internet üstünden sanal bankalar kurulacaktı ve bunu yaptılar. Patır patır 2002’de çöktü. 2002 ve 2012 arasında da yabancı müteşebbislerin serbest dolaşımı yine bankalar aracılığıyla internet aracılığıyla bir anlamda serbest dolaşım tamamen yaygınlaşacaktı fakat 1 Mart tezkeresine bağlı olarak bu tam olarak yapılamadı Amerika Irak ta çöktü Türkiye ile İran savaşını başlatamadı dolayısıyla 4,5 trilyon dolar zarar etti. Dolayısıyla en büyük nefretleri bu 1 Mart tezkeresidir. İstedikleri gibi olay gelişmedi ve 2012’de de BASEL 3’e geçilecekti bu da serbest iş gücü dolaşımı demekti. Serbest iş gücü dolaşımı olduğu zaman bizim buradaki köyündeki adam oraya gidemeyecek ama beyaz yakalı bir Alman gelip ben bu bankada çalışmak istiyorum diyebilecekti. Dediği taktirde de eğer işe almazsa uluslar arası tahkime bağlı olduğumuz için Türkiye Cumhuriyeti olarak adama takır takır tazminat verecektik. Korkunç bir komplonun içindeyiz şuanda. Şimdi BASEL 2 tam olarak bitirilemediği için gümrük birliği anlaşmaları yani bu da BASEL’ e bağlıdır adam diyor ki “ Biz bunu bitiremeyeceğiz ama 4-C’ yi yaygınlaştıralım köleleri şimdiden 4-C vasıtasıyla bütün ülkelerde yapalım- yani sadece bizde değil 68 ülkede birden durum aynı. Herkes 4-C’li yapalım bir defa. 4-C’li olmak ne demek? Senin hiçbir hakkın olmayacak iki dudak arasındasın “defol” dendiği zaman gidersin. Dolayısıyla her şeyi elinden alınmış bir köle sistemleri yerleştiriyor. Bunlar işte robotik olarak çalışan hayatında hiçbir gelecek güvencesi olmayan, çoğu aç ve işsiz insan grupları demek. Mesela Singapur’da ben bunu gözümle gördüm. Adam 80 yaşında ama süpermarketlerin önünde araba yerleştiriyor çünkü hiçbir emekliliği yok ve durduğu anda ölüyor yani böyle bir durumu yerleştirmeye çalışıyor. Bu son derece önemli bir şeydir ama millet tekel işçileri zannetti bunu yani “tekel işçisi aman bana ne !” falan. Tekel işçisi değil bu. Bu hepimiz için çok yakında gelecek olan bir şey. Sonra Aaaa!! Yandım ben dediğin zaman yapacak bir şey kalmayacak. O yüzden şuanda herkesin 4-C’ye, özelleştirmelere karşı avaz avaz bağırması ve sokaklara dökülmesi lazım. Yani kendimiz için bu başkaları için değil. Yani bunun birçok örneğini görüyoruz dışarıda. Tekel işçileri bu anlamda çok önemli. Bu işçilerle oynayan birçok merkez var. Kendi içlerindeki konfederasyonlar bile onlara sahip çıkmıyor aslında en başında oraya cami avlusuna bırakılmış çocuk olarak getirildiler. Başka bir plan vardı o planı bozdu tekel işçileri. Çok dirençli çıktı. Zaten Türkiye işçi sınıfı tarihinde ilk kez 70 günü aşan bir eylemle karşı karşıyayız. Birçok profesörden bilim adamı kılıklı aydından çok daha bilinçliler. Orda kaldık geçen hafta sonu. Gördüğüm şu ki Yugoslavya’da oynanan oyun oynanacak. Yugoslavya’da şöyle yaptılar. Önce özelleştirdiler insanları sokağa döktüler falan sonra dediler ki sen Hırvat’sın Hırvat sendikacılığı yap, sen Sırp’sın sen Sırp sendikacılığı yap, sen Boşnaksın Boşnak sendikacılığı yap. En korkunç şey bu faşizan ırkçı sendikacılıktır. Bunu soktukları zaman kavgayı fitillemek çok kolay olur. Şimdi Diyarbakır çadırından BDP çıkmıyor. Dolayısıyla orda zannediyorum bir Kürt sendikacılığı için bir takım kararlar aldırmaya çalışacaklar. Bu işçi bunu yer mi bilmiyorum inşallah yemez. Biz de orada konuşmalar yaptık ama ırka balı sendikacılık ırka bağlı herhangi bir şeycilik kadar kötü bir şey olamaz ama bunu yapmaya çalışıyorlar. Bunu görebilen var göremeyen var. Göremeyen bazı sanatçı arkadaşlarımız da onlara destek oluyorlar. Çok korkunç olur böyle bir şey yaparlarsa. Umarım böyle bir şey olmaz. Hepsinin derdi aynıdır ekmektir, 4-C’dir özelleştirmelere hayır demeleridir. İnşallah ayrışmadan ırka bağlı olarak ayrışmadan bu mücadeleyi götürürler diye umuyorum. Biz de onların sonuna kadar arkasındayız. 15 Aralık’ta kuruldu Tekel Dayanışma Grubu. Ben ve Ziraat Mühendisleri odası beraber karar vererek bunu kurduk. Ve banuavar.com.tr’de bununla ilgili ayrıntılı basın açıklamam var.
Kırmızı Beyaz: 22 Şubat günü biliyorsunuz ki e.Kuvvet Komutanları BALYOZ planı soruşturmasında gözaltına alındılar. Ergenekon sürecini ve Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Banu AVAR: Bir darbe yapıldı Türkiye’ye 2001’de de yapılmıştı bugün de yapılıyor. Şimdi Yugoslavya’ya dönelim yine. Yugoslavya’da önce ordu kalkacak demişlerdi. Yugoslavya’yı bölme planının ilk aşamasında özelleştirmeler yapıldı herkes sokağa döküldü işsizlikten. Arkasından etnik olarak kaşıma başladı arkasından da bu ordu size fazla orduya gerek yok biz sizi koruruz dediler ve ordu halledildikten sonra da işgal ettiler. E Türkiye için de aynı! Metotlar çok yaratıcı değil birbirine benziyor. Türkiye’de de aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Benim dikkatimi çeken mesela Saldıray BERK 3.Ordu Komutanı çok özel bir adam okumuşsunuzdur sizler de bu adam Amerika’ya hiç gitmeyen NATO eğitiminden hiç geçmeyen 2 askerden biri Türkiye’de. Ve kendisi Rusça’yı çok iyi konuşuyor Moskova’da Ateşelik yapmış ve diyor ki “ Ben AVRASYA seçeneği üzerinde düşünüyorum” diyen konuşmaları var onun için hedefte. Aynı şekilde benim iyi tanıdığım birkaç subay da içeriye alındı bunlar da benim tanıdığım IQ’su yüksek inanılmaz ölçüde zeki birtakım insanlardı. Bir tanesi Apo’yu getiren subay, öbürü işte falanca ya karşı çıkıyor öteki buna karşı çıkıyor hep bunlar toplandı. Yani şuanda yapılan darbe ben buna darbe diyorum Türk Ordusunun en nadide subaylarına yapılan darbedir. Bu bir darbedir darbe falan aramasın kimse darbe zaten yapılmıştır. Bütün yapılmış darbeleri Amerika yapmıştır zaten sonra da söylemiştir biz yaptık bizim oğlanlar yaptı diye(gülüyor) onun için bunları ben son kitapta da verdim zaten. Biz yaptık evet biz yaparız kardeşim! Ben kendimi korumak için her şeyi yaparım dediler. İkincisi bu orduya bu kadar büyük saldırı ve sivil asker gibi bir ayrımı yapanlara şunu söylemek istiyoruz ki Amerika’yı idare eden en başında oturanlar National Security Agent(Ulusal Güvenlik Teşkilatı)’dır Ulusal Güvenlik Teşkilatı askerlerce yönetilir ve Amerika’da herhangi bir Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na eskaza herhangi bir gazeteci veya herhangi biri laf ederse üzerinden bir araba geçer veya 7. kattan aşağıya atılır bu şekilde hayatı sonlanır yani bu nettir. Mesela bizim bir arkadaşımız Irak’tan dönen bir askere gitti Phoenix’de ve çıkamadı evden anında geldiler FBI falan aldılar çocuğu 3 ay sonra bırakabildiler zebil haldeydi falan. Böyledir yani bu işler. O yüzden kimse bize yutturmaya çalışmasın demokrasi falan. Çünkü asker namustur namusunu korur aynı zamanda, Irak’ta gördük tecavüz edilen ve intihar eden kaç kadın olduğunu milyona ulaşıyor şuanda. Yani bir kadının da namusu bir ülkenin de namusudur ama ne yazık ki ordunun içinde de onlarla işbirliği eden birileri olacaktır her zaman bunu yapmaya çalışmışlardır. Ama genelinde bizim ordudur yani benim oğlumun ordusudur senin kardeşinin ordusudur yani halk ordusudur TSK bu anlamda çok önemlidir.
Kırmızı Beyaz: Bu süreçte gençliğe düşen görevleri nasıl tanımlarsınız?
Banu AVAR: Şimdi ben genç bir kızken 70’li yıllarda kendimizi kaptırıp sokaklarda dolaşırken okulu bitiremedik. Ben otuz yaşında okulu bitirebildim bu nedenle ve dersleriyle fazlasıyla uğraşıp yanımdan gelip geçenler.. Üzüldüm yani son derece geri kaldım bir süre. Onun için ben bütün arkadaşlarıma bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacakları için derslerine, okulu bitirmeye, hatta master yapmaya belki üniversitede kalmaya çok önem vermelerini istiyorum. Çünkü üniversitelerdeki mürettebatın büyük bir çoğunluğu başka havada gidiyor buna da dikkat çekiyorum. Bizim düştüğümüz hatalara düşmeyin yani sadece ben memleketim için çalışırım dersime falan bakmam deyince yanınızdan zırt diye biri geçiyor gidiyor ve oradan size iş verecek olan yerin başında oturuyor oluyor. Bunun benim hayatımda çok acı bir yeri var bunu bir defa söyleyeyim. Aynı anda yürütmek lazım her şeyi. Siz tam olarak belli bir sınıf değilsiniz yahut da belli bir yerde bulunmuyorsunuz ama öğrenciler de etraflarında belli bir örgütlenme yapıp etraflarında tamamen bilinçsiz, tamamen televizyonun etkisinde veya belli bir operasyonların etkisinde olan insanları aydınlatmakla yükümlüdürler diye düşünüyorum. Aynı zamanda öğrenci mutlaka gerçekten dönüşümü sağlayacak olan işçi sınıfıyla, halkın çeşitli kademeleriyle, esnafla küçümsemeden ve onlardan öğreneceği şeyler olduğunu bilerek, sinirlenmeden onlarla birlikte temas kurabilme ve bu teması geliştirmeli, bu yeteneğini geliştirmeli. Şimdi biz uzun zamanlardır ayrı bırakıldık halktan. Yani halkla konuşmayı bile bilemiyorsun bazen gidiyorsun o sana züppe diye bakıyor sen ona bilmem ne diye bakıyorsun. Ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum yani mutlaka ve mutlaka konuşabilir pozisyonda olmak lazım.
Röportaj: Ulaş Efe - Onur Özcan
İnternette Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Neden TGB'li Oldum?
Nurten Volkan-İstanbul (6 Eylül 2010) Sude Gergeroğlu-Yalova (7 Eylül 2010) "Atatürkçü Düşünceyi yaşatmak, Ata'dan devraldığımız görevi yerine getirmek, emperyalist güçlerin ve diğer çıkar çevrelerinin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunlara bir dur demek gerekiyor. Düşüncelerime ses vermeniz ve sesinize ses katmam dileğiyle.." Damla Dinçşahin-İstanbul(3 Eylül 2010) 2006 yılında kurulduğunuzu öğrendiğimde, ne kadar çok zaman kaybetmişim dedim. Fakat hiç birşey için geç değildir diye düşünerek aranızda olmak istediğime karar verdim. Taksimde sizleri gördüğümde, sizi kameraya almakdan daha fazlasını yapmam gerektiği düşündüm. Benim için sizlerle olmak, sizlere ufak bi katkım olmasından daha fazla; sizlerle olmak kendim için önemli, kararlarım ve düşüncelerim için önemli. Sinem Ayver-Uşak (2 Eylül 2010) Hakkı Doğan-Balıkesir (1 Eylül 2010)
Zeliha Üzgün-Trabzon (1 Eylül 2010) Uğur Arslan-İstanbul (31 Ağustos 2010) "Uğur Arslan - İstanbul (31 Ağustos Salı) Mehmet Bozyel-Çanakkale (31 Ağustos 2020) "Geleceğimizin aydınlık Türkiyesi için, mutlaka olmazsa olmazlardan biri ATATÜR'ün ilerici aydınlık yolunda ilerleyecek gençlerimizi yetiştirmemizdir." Hakan Ak-Tekirdağ (31 Ağustos 2020) Onur Encür-Çanakkale (30 Ağustos 2010) Ergin Doğruer-İstanbul (29 Ağustos 2010) Nakşi Gökdoğan-Şanlıurfa (28 Ağustos 2010) Abdullah Karaman-Balıkesir (28 Ağustos 2010) Korcan Baysan (28 Ağustos 2010) Nesibe Oktav-Sakarya (27 Ağustos 2010) Bora Güldiker (24 Ağustos 2010): Suzan Yılmaz (23 Ağustos 2010): Pınar Saros (21 Ağustos 2010): Emir Kağan Arkıl (21 Ağustos 2010):
|
Görsel Galeri
Yeni Videolar
Son Yorumlar
TGB Hatay'da, İnternet Üyeleriyle Nikah ...
Hataylıyım ve bu etkinliklerin herkes tarafından duyulması i... Devamı...
07.09.10 00:35
Yazan: Hakan
Arkadaş! TGB'ye Hoşgeldin!
Yaşasın Tgb Devrimcileri.. Atatürk'ün Askerleriyiz.. Atatürk... Devamı...
06.09.10 23:12
Yazan: KorkusuzTürk
TGB Hatay'da, İnternet Üyeleriyle Nikah ...
selam yaprak ben hatay il yöneticisi murat özkücük murattgb_... Devamı...
06.09.10 22:55
Yazan: murat özkücük
Temel İlkeler Bildirgesi
Eskidendi bu dedikleriniz.. Bir neslin tum vatansever gencl... Devamı...
06.09.10 20:47
Yazan: asli















Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.