05 Eylül 2010, Pazar
   
Metin boyutu

Eminağaoğlu: "İlhan Cihaner'in Tutuklanması İkinci Menemen Olayıdır!"

Kırmızı Beyaz: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) Erzurum’daki özel yetkili savcıları görevden alması çok tartışıldı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin bu kararın hukuki olmadığı yönünde açıklamalar yaptı. Sizce bu karar hukuka aykırı mıdır?
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Gerek anayasaya, gerekse HSYK yasasına göre, yargıç ve savcıların özlük hakları konusunda, belli maddelerde Adalet Bakanlığı, belli maddelerde ise HSYK yetkili ve görevlidir. Yargıç ve savcıların yetkilerinin alınması veya geçici olarak yetkilendirilmesi bütünüyle HSYK’nin görev alanı içerisindedir. Mevcut uygulama ne yasaya, ne de anayasaya aykırılık oluşturmaktadır. Sonuçta HSYK bu kişileri mesleki bir disiplin yaptırımına uğratarak bu kararı almıyor.

Disiplin süreci Adalet Bakanlığı’nın onayıyla başlayabiliyor. HSYK nasıl bir atama kararnamesi çıkarabiliyorsa, geniş yetkili mahkemelerde çalışacak kişileri yetkilendirebiliyorsa, o yetkiyi geri de alabilir. Ayrıca bunun gerekçesini de göstermiştir. Burada hiçbir şekilde Adalet Bakanlığı’nın yetkisi ve görevi yoktur. Gerçekleşen işlem bütünüyle yasaya ve hukuka uygundur.
HSYK’nin yaptığı işlemin bir ‘yargı darbesi’, ‘yargıya müdahale’ olduğunu ileri sürenler vardır. Bunu ileri sürenler HSYK toplantısında yer almayıp, iktidarın eşzamanlı yapmış olduğu toplantıya katılan ve bu toplantı sonrasında adeta meselenin bir tarafıymış gibi açıklama yapan kişilerdir. Yani yargıdaki soruşturmalarda kendisini taraf konumuna sokan belirli odaklar var. Sorgulanması gereken budur.
Kaldı ki sürece bakarsak, bu geniş yetkili mahkemelerin yargıç ve savcıları soruşturması konusu da son İlhan Cihaner olayından önce gündeme gelmiştir. Benim, Osman Kaçmaz’ın ve içlerinde İlhan Cihaner’in de bulunduğu diğer bazı hâkim ve savcıların haklarında, Ergenekon soruşturması gerekçe gösterilerek İstanbul’daki savcılar tarafından Adalet Bakanlığı’na bir dosya gönderilmiştir. Teftiş Kurulu yönetmeliğine 2007 yılında konulan bir hükümle temel hak ve özgürlükler, bırakın yasayı, yönetmelikle kısıtlanır hale getirilmiş, yargıç ve savcıların adalet müfettişleri eliyle dinletilmesi yolu açılmıştır. Müfettişler bu dinlemeleri yaptırmış, müfettişlerin işi bittikten sonra ise Adalet Bakanlığı’na gönderilen dosyalar tekrar İstanbul’a yollanmıştır. İstanbul’daki savcılar, birinci sınıfa ayrılmış yargıç ve savcılar Yargıtay’da yargılanabileceğinden, “Bunların soruşturmasını biz yapmaya yetkili değiliz” diyerek dosyaları bir daha Adalet Bakanlığı’na göndermişlerdir 20 Nisan 2009’da. 27 Mayıs 2009’da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, anayasanın 138. maddesine göre açıkça anayasaya ve hukuka aykırı yasadışı bir emir niteliğinde yazı göndererek, “Hayır, bunlar hakkında mutlaka siz soruşturma yapacaksınız” demiştir. Bu yazının üzerine buradaki savcılar, birinci sınıfa ayrılmış yargıç ve savcıları soruşturmaya başlamıştır.
Yargıya, soruşturmaya müdahale eden Adalet Bakanlığı’dır ve İstanbul’daki savcıların bile karşı görüşüne rağmen bu açık müdahaleyi yapmıştır. Yasadışı emri uygulayan savcıları HSYK yetkisine almış, yani hukuksuzluğu hukuka uygun hale getirmiştir. Bunu perdelemek için de şimdi, kamuoyunda bilgi kirliliği yaratmaktadır. Yargıya bir müdahale, evet, vardır. Ancak o müdahaleyi yapan 27 Mayıs 2009’da “Savcıları soruşturun!” emrini veren Adalet Bakanlığı’dır. İşte o emri uygulayan savcıların yetkisini HSYK almıştır; ama bunlar kamuoyuna yansıtılmamaktadır.

K.B.: Siz de önceki dönemde YARSAV’a başkanlık ettiniz. YARSAV’ın İlhan Cihaner’in tutuklanmasına giden süreçte aldığı tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ö. F. E.: Kamuoyuna yansımayan birçok boyut var. Benim başkan olduğum dönemde Sabih Kanadoğlu’na yönelik yapılan eylemi biz yargıya yönelik bir operasyon olarak gördüğümüz için en sert bir biçimde tepki verdik. Osman Kaçmaz’a, Başbakan’ı tazminata mahkûm eden Kartal Hâkimi Sevgi Övüç’e yapılanları yine yargının baskılanması olarak gördüğümüz için en sert bir biçimde tepki verdik.
YARSAV bu süreçte, İlhan Cihaner’le ilgili olarak gerek Erzurum, gerekse Erzincan’da gerekli incelemelerde bulunmuştur. Ancak medyanın YARSAV’a bakışı sebebiyle bunlar maalesef kamuoyuna yansımamıştır. İlhan Cihaner’e yapılan işlem yargıya çok açık bir baskıdır. Hatta ve hatta buna bir ‘İkinci Menemen’ benzetmesi yapmanızda da hiçbir sakınca yoktur. Cemaatleri soruşturan bir savcının 26 yıl hapisle muhatap edilmesi, bugüne dek Türkiye’de yaşanmamış bir hukuki saldırıdır. Kaldı ki soruşturma mercilerinin soruşturma yetkisi ve tutuklama mercilerinin HSYK kanunu 85. maddesine göre tutuklama yetkisi yoktur. Bugün halen İlhan Cihaner’in dosyasını hangi merciinin inceleyeceği net değildir.

K.B.: Sorguda sorulan sorular da kararın arkasındaki cemaat baskısını gösteriyor zaten…

Ö. F. E.: İlhan Cihaner kimlere dokunduysa, baskının kaynağı da orasıdır.

K. B.: Peki, hükümetin ‘Yargı Reformu’ tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz? HSYK’ye meclis üzerinden üye atanması erkler ayrılığı ilkesine ne kadar uygundur?

Ö. F. E.: Bunu yaparken AB ülkelerini örnek gösteriyorlar. “Bakın AB ülkelerinde yasama organları bizdeki HSYK’nin dengi kurullara üye seçiyor. Bizde de bu model olsun” deniliyor. O zaman bunu yaparken gelin siyasi partiler yasası ve seçim yasasını da Avrupa normlarına göre düzenleyelim. Yasama organını da Avrupa normlarına göre oluşturalım; tek kişinin belirlediği milletvekillerinden oluşan bir yasama organı olmasın! Yasama organı bu biçimde oluşuyorsa, HSYK’ye kimin atanacağına da yine aynı kişi karar verecektir RTÜK örneğinde yaşadığımız gibi. Yani HSYK’ye seçilecek kişiler doğrudan iktidar partisinin ve onun başkanının işaret edeceği kişiler olacak.
AB’yi örnek gösterenler şunu da atlamasınlar: Belirli ülkelerde, belirli yasama organları için seçim yaptırılıyor. Ama gelin bunu yapan ülkelere bir bakalım: Mesela Almanya’da yargıç ve savcıların siyasi parti üyesi olmaları yasak değildir. Yargıç ve savcılar siyasi parti üyesi olabilir; parti organlarında da görev alabilir. Almanya’da temas içinde olduğumuz, siyasi parti il başkanı yargıç ve savcılar da vardır. Bir modeli alacaksanız onu bütünüyle görmek zorundasınız. O zaman Türkiye’de de yargıç ve savcılara yönelik siyasi parti üyelik yasağını kaldırmanız gerekiyor. Bu Türk toplumuna ve buradaki işleyişe ne kadar uygun?
Avrupa’da bu kuralların getirilmesinde ilke çoğulculuğu sağlamaktır; subjektifliği ortadan kaldırıp objektif kararlar alınmasını sağlamaktır. Oradaki demokrasinin yerleşmişliğini bir tarafa bırakın, Türkiye’de böyle bir ilkeyi hayata geçirmek için meclisi bu sürece dâhil etmek mi, yoksa dışında tutmak mı gerekiyor? Esas olan meclisin seçimi değil, ilkeyi yaşama geçirmek.
Biz Türkiye’de, mevcut anayasa ve siyasi partiler yasaları bu halde dururken yasama organını devreye sokarsanız, iktidardaki siyasi yapıyı aynen HSYK’ye ve yargıya taşırsınız. Bu da yargıyı siyasi etkilerin dışına taşımanın aksine, iktidarın bir kolu haline getirir; erkler ayrılığını da ortadan kaldırır.
Türkiye’de mevcut yasama organını aynen bu işin içine soktuğunuz zaman objektifliği yok edersiniz. Objektifliği sağlamanın da yolu vardır: Üye sayısını artırırsınız, kürsüdeki yargıçlar arasında da seçim yapılmasını sağlarsınız, yüksek yargıdan da seçime yönelik kontenjan sayısını yükseltirsiniz. Ama siyasi partiyi işin içine sokmak, yargıyı yürütmenin bir kolu haline getirir ve 1961 anayasası öncesindeki tablo ortaya çıkar. 1961 öncesinde HSYK de, Anayasa Mahkemesi de yoktu. Eğer o dönemde bu gibi kurumlar olsaydı, Türkiye askeri yönetimlerle hiçbir biçimde tanışmazdı. 1950–60 arasında yaşanan süreçte yasama organını denetleyen bir Anayasa Mahkemesi olsaydı, yargıç ve savcılara gerçek anlamda güvence olabilecek bir HSYK olsaydı, yargı bağımsızlığı olsaydı, hiçbir askeri müdahale gerçekleşmezdi.
Siyasi ve hukuki tarihimizde yaşadığımız bütün olayları elimizin tersiyle itiyoruz, görmezden geliyoruz ve “Buyurun TBMM seçsin” diyoruz. Bu Türkiye’de, demokrasiyi de, erkler ayrılığını da ortadan kaldıracak bir gidişe doğru ülkeyi sürükleyecektir ve son derece tehlikelidir. Bu işin sonu, hukuk devletinin varlığı-yokluğu tartışmasına dek gidecektir.

K.B.: Yine erkler ayrılığı ilkesinin ihlali eksende, Tayyip Erdoğan’ın kısa süre önce yaptığı bir konuşmada yaptığı, parti kapatma yetkisinin Anayasa Mahkemesi’nden alınıp TBMM’ye devredilmesi önerisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ö. F. E.: Parti kapatmadan memnun olan hiç kimse yok; ama bu demek değil ki parti kapatma hiç olmasın. Siz, hem iktidar partisi olarak yasamayı da, yürütmeyi de, yargıyı da kendi elinizde toplamaya kalkacaksınız, hem de “Parti kapatma olmasın” diyeceksiniz… Parti kapatma yetkisini yasama organına vereceksiniz ve erkler ayrılığını hiçe sayan bir parti de çoğunluğu oluşturacak… O siyasi partinin kendi hakkındaki kapatma davasının iznini vermesi mümkün müdür? Hiç kimseyi kandırmayın; dünyada böyle bir model yok!
Siyasi partiler demokrasinin varlığı için olmazsa olmaz kurumlardır. Hiçbir ülkede siyasi parti demokrasinin varlığını tehlikeye atmak için faaliyette bulunmaz; demokrasiyi güçlendirmek için faaliyette bulunur. Parti kapatma davasının meclise verilmesine kafa yoracaklarına, demokrasiye uygun bir model bu siyasi parti içerisinde nasıl yaşama geçirilebilir, bir siyasi parti olarak demokrasiye zarar vermeden nasıl faaliyette bulunulur, demokrasi nasıl güçlenir, bunlara kafa yorsunlar. Siz bunları düşüneceğinize, “Kendi projemi uygulamak için demokrasiye tramvay gibi iner binerim” derseniz, o zaman ancak bilgi kirliliği yaratırsınız. Söylenen model hiçbir ülkede gerçek anlamda işletilmemektedir. Her yerde İnsan Hakları Mahkemesi de bu konuya böyle bakıyor.
Parti kapatma en radikal yaptırım olduğu için en son başvurulacak seçenektir. Biz de demiyoruz ki hemen birinci eylem görüldüğünde partiye kapatma yaptırımı uygulayın! Seçime katılmayı engelleme yaptırımı getirilsin; bu niye tartışılmıyor? Hazine yardımından yoksunluk yaptırımı getirildi. Bu yardımı alan partiler %7’yi geçen partiler zaten. Türkiye’deki siyasi partiler yasasına göre iktidar partisinin finansörü devlettir, diğer partilerden çok daha yüksek miktarda hazine yardımı alır. Devletin zaten kendi verdiği paranın bir kısmını kesmesi ne derece etkili bir yaptırımdır? Kapatmayı son çare olarak uygulayacağız diyorsanız, öncelikle seçimlere katılmayı yasaklama yaptırımı getirin. Buna rağmen, o siyasi parti aynı yolda yürümeye devam ediyorsa, kapatma yaptırımı uygulanmasına kimse bir şey diyemez. Ama bizde seçimlere katılmanın yasaklanması yaptırımı olmadığı gibi, olaya hazine yardımının kısılması bütün sorunları çözmüş gibi bakılıyor ve devlet bir eliyle verdiğinin yarısını öbür eliyle geri alıyor. Böyle bir yaptırım olamaz!

K.B.: Peki, partinin sözcülerine cezai yaptırım uygulayan bir düzenleme nasıl olur acaba?

Ö. F. E.: Kişisel yaptırım uygulamak isterseniz, orada da cezai boyutuyla dokunulmazlıklar karşınıza çıkar, orada adım atamazsınız. Seçilme hakkından yoksunluk getirmeye çalışmanız ise anayasa yönünden birtakım engeller yaratır. Burada, dokunulmazlıkların geniş kapsamlı olarak masaya yatırılması gerektiği karşımıza çıkıyor. Buna sıcak bakacak bir siyasi iradenin de Türkiye’de olduğu söylenemez.
Ama söylediğim gibi, parti kapatma kesinlikle olmasın denilemez. Kapatma, demokrasiyi koruyabilmek için başvurulması gereken son bir yöntemdir. Ancak bu noktaya gelmeden önce seçimlere katılmaktan yasaklanma gibi, partinin o anda kayıtlı tüm üyelerinin bir sonraki seçimlerde aday olmalarının engellenmesi gibi bir yaptırım anayasaya aykırı olmayacaktır ve orantısal olacaktır. Bunun örnekleri de vardır.

K.B.: Bir diğer gelişme de pek çok emekli ve muvazzaf subayın gözaltına alınması ve bir kısmının da tutuklanması. Bu durumun hukuki bir dayanağı var mı?

Ö. F. E.: Kişiler hakkında bir takım soruşturmalar yürütüyorsanız, itham veya iddialarda bulunuyorsanız bunun hukuk içersinde yapılması lazım. Geniş yetkili savcılıkların yetkisini düzenleyen madde çok net, CMK 250. madde çok net: Askeri mahkemelerin yetkisine giren konularda CMK 250’deki savcılık ve mahkemelerin yetkisi yok! Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarını da gözetirsek, muvazzaf subaylarla ilgili olarak, hiçbir şekilde, geniş yetkili mahkeme ve savcılıkların işlem yapma yetkisi söz konusu değil iken, bu yetki sadece askeri mahkemelerde iken sivil yargı kendini bu olayın içinde bulmuştur. Muvazzaf olmayan ve askerlikten bir şekilde ayrılmış olan kişiler yönünden sivil yargı yetkilidir; çünkü Uyuşmazlık Mahkemesi terhis olma hükümleri onlar için de uygulanır diyor. Ama görevdekilerle ilgili olarak yasa son derece açıktır: Sivil yargı yetkili değildir!
Buna rağmen yargı, hukuk dışı belli amaçlara yönlendirilerek bazı soruşturmalar yürütülmektedir.

K.B.: Bu süreçte yaşananlar şu an bir ‘devlet krizi’ olarak nitelendiriliyor. Sizce bu kriz nasıl aşılır?

Ö. F. E.: Türkiye laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti ise yargı organlarının bağımsızlık içinde, hukuka uygun hareket etmeleri ile bu süreç aşılacaktır. Siyaset yargıyı baskı altına alır ise, elbette kriz devam eder. Bir hukuk devletinde çözüm sadece hukuksaldır. Günümüz Türkiye’sinde maalesef etkin hukuksal denetim söz konusu olamamaktadır. Ama sonuçta hiçbir güç hukuka boyun eğdiremeyecektir. Eğdirmiş gibi görünse de bu kalıcı olmayacaktır. Günümüzde yaşanan sorunlar hukukun baskılanmasından kaynaklanmaktadır. Bu sorunlar da, yine hukuk yoluyla, er veya geç aşılacaktır. Kimsenin umutsuzluğa kapılmaması gerekir.

K.B.: Çok teşekkür ederiz.

Selin ÇELİK-Onurcan ÜLKER


İnternette Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Neden TGB'li Oldum?

Damla Dinçşahin-İstanbul(3 Eylül 2010) 

2006 yılında kurulduğunuzu öğrendiğimde, ne kadar çok zaman kaybetmişim dedim. Fakat hiç birşey için geç değildir diye düşünerek aranızda olmak istediğime karar verdim. Taksimde sizleri gördüğümde, sizi kameraya almakdan daha fazlasını yapmam gerektiği düşündüm. Benim için sizlerle olmak, sizlere ufak bi katkım olmasından daha fazla; sizlerle olmak kendim için önemli, kararlarım ve düşüncelerim için önemli.

Sinem Ayver-Uşak (2 Eylül 2010)
"Selaam videonuzu izledim çok mutlu oldum. sizlerle iletişime geçmek isterim yapabileceğim birşey varsa da yaparım.... teşekkürler herşey için."


Hasan RAY-Afyonkarahisar (2 Eylül 2010)
"Atatürk'ün mirası Cumhuriyeti korumak, laik devlet düzenini çulsuzlara peşkeş çektirmemek için Atatürkçü genç arkadaşlarımla beraber olmak istiyorum"

Uğur Kavoğlu-Tekirdağ (2 Eylül 2010)

"AKP Anayasasına HAYIRRRRR!.."

Cansu Şahin-Çorum (2 Eylül 2010)
"15 yaşımda olmama rağmen sizin sayenizde bazı gerçekleri ben de görüyorum artık"

Dinçer Özer-İzmir (2 Eylül 2010)

"Yeni kaybettiğim işe iade davamdan sonra bu ülkede hukuk, adalet ve eşitliğe olan inancımı tamamen kaybettiğim bu günlerden sonra, inandığım tüm çalışma ve eylemlerinize katılmayı gönülden dilerim."

Yasemin Arguz-İstanbul (2 Eylül 2010)
"Böyle güzel bi birligin farkına geç vardım. Aranıza katılıp gerçekleştirilen faaliyetlere elimden geldiğince katılıp destek olmak istiyorum. Teşekkürler..."

Bahattin Onur Güven-İstanbul (2 Eylül 2010)

"Bağımsız Türkiye için ben de varım..."

Anıl Arpacı-Hatay (2 Eylül 2010)
"Gençlik 'HAYIR' diyor..."

Salih Murat Özsaraç-Bolu (2 Eylül 2010)

"Elleri bağlanmış buldum yurdumu, heryeri işgal altında. Atatürk gençliğinin görevini yapma zamanıdır."

Onur Yücel Kırca-Aydın (2 Eylül 2010)

"Oluşumunuzda aktif olarak yer almak için hazırım. Oluşuma katılmam için ne yapmam gerekir acaba."

Ebru Yalbuğ-Mersin (2 Eylül 2010)
"Herkese selam hey Türk gençliği. ATATÜRK'ün yolunda devammmmmmm. BU ülke tayyipçilere feytullahçılara kalmaz...."

Perihan Eldeniz-Hatay (2 Eylül 2010)
"ATAMI karşısına alan beni de karşısına almış olur atama ve yarattığı ülkeye gelecek zarar bize gelmiştir ama bunu bilincine varamayan çok insanlar var ama inşallah onlarda doğru yolu bulacaklardır..."

Hakkı Doğan-Balıkesir (1 Eylül 2010)
"12 yıl ADD gençlik kolları şube başkanlığı yaptım ve TGB çalışmalarını gördüğüm zaman hep işte bu diyordum Türkiyenin ihtiyacı olan güç..."


Pınar Aktaş-Mersin (1 Eylül 2010)
Türk Gençlik Birliği'nin farkına geç vardım, üye olmak için zaman kaybetmek istemedim.!"

Utku Karakoç-Bilecik (1 Eylül 2010)
"Söylenecek birşey yok. Her daim bu cumhuriyetin koruyucusu ve sizin destekçinizim."

Ertan Aytekin-Şanlıurfa (1 Eylül 2010)
"Türküm, gencim, milletimi severim! TGB'ye destek veririm !"

Zeliha Üzgün-Trabzon (1 Eylül 2010)
"Ben de Atatürkçü bir genç olarak birliğinize üye olmak istiyorum. Bugüne kadar çok fazla ilgilenmedim, ama bundan sonra sizin de yardımlarınızla ben de daha fazla bilgi edinip fikir üretip bu birliğe ve ülkemize katkıda bulunmak istiyorum."

Salih Mete-Kocaeli (1 Eylül 2010)
"Satılmış başbakandan, ülkemin en güzel en stratejik noktalarını satan, işçiyi ezen, hiç bir fabrika açmayıp hep satan , yoldan başka birşey yapmayan, buğdayı princi, şekeri, kağıdı ithal etmemizi sağlayan sayın çok bilmiş başbakanımıza olan saygısızlığımdan dolayı özür dileyerek buraya üye olmak istiyorum. Atatürk genci olarak utanıyorum, vatanımın bu halini gördükçe."

Sezgin Kavas-Çanakkale (1 Eylül 2010)
"Çok başarılı işlere imza atmış olmanızın bende yarattığı etki ile üye olmak istedim.tepkisini dile getirebilen sayılı gruplardan birisiniz etki alanınız büyük,ortak hareket etmek,birlikte yapılacak her ne varsa katkı sağlamak istiyorum."

Serhat Kadan-Bursa (1 Eylül 2010)
"Benim de bi HAYIR'ım dokunsun istedim ."

Özhan İnderesi-Gazimağusa/KKTC (1 Eylül 2010)

"Kemalistleri bir arada görmek gurur verici."

Funda Kavas-Çanakkale (1 Eylül 2010)
"Elimden gelebilecek her ne olursa, her an hazır askerim, bu kadar takdir edilecek yanı olan bir ekibin içinde olmak ve destek olmak istedim. Keşke tüm gençlerimiz sizler kadar cesur ve bilinçli olsalar. Herşeye rağmen siz umutsunuz ve çığ gibi büyüyüp, hep birlikte hak edenlerin cezası olacağız."

Serkan Abo-İzmir (1 Eylül 2010)
"Uzun zamandır oluşumunuzu internet üzerinden bilgilendirme olarakta olsa takip ediyorum. Ve gerçekten düşündüklerimi eyleme geçiren siz arkadaşları tebrik etmek istiyor ve sizin aranızda olmanın beni onure edeceğini eklemek istiyorum."

Seda bilgiç-Kütahya (1 Eylül 2010)
"Atatürkçüyüz..."
 
Asena Kübra Soydas-Mengen/Almanya (1 Eylül 2010)
"Merhaba,
Türkiye Genclik Birligi'ne kurulusundan beri katilmak istiyorum. Ülkemizdeki son gelismelerden dolayi herzamankinden daha da cok , kendimde birseyler yapmak istiyorum.
17 yasindayim ve ailemle Almanya'da yasiyoruz. Asiri dincilerin, akp´cilerin vs. buradaki genclerin beyinlerini yikamalarina engel olmak sart. Öyleki, Atatürk´ü inkar edenler git gide cogaliyor.
Bu birliğe ben de dahil olmak ve kendi çapimda bir seyler yapmak isterim. Buna izin verirseniz cok sevinirim."


Bengi Yüzügüllü-Ankara (1 Eylül 2010)
"Şu dönemde birlik olup Cumhuriyetin bekçileri oldugumuzu göstermemizin tam zamanı diye düşünüyorum..."
 

Uğur Arslan-İstanbul (31 Ağustos 2010)

"Uğur Arslan - İstanbul (31 Ağustos Salı)
Merhaba. öncelikle kendimi size tanıtmak isterim. Bağcılarda/Mahmutbey de ikametgah etmekteyim. Orta halli bir ailenin çocuğuyum. Sosyalist bir düşünceye ve kemalist devrimci diyebiliceğimiz bir zihniyete sahibim. Deniz'lerin, Mahir'lerin, İnan'ların ki gibi, ben de vatan aşkıyla doluyum ve bu uğurda Deniz'in darağacındayken yaptıgı gibi ben de taburemi kendim devirecek kadar sevdalıyım bu topraklara.
Liseyi yeni bitirdim. ÖSS öğrencisiyim. Türkiye Gençlik Birliği'nin de düşüncelerimle paralel olduğunu düşündüğümden internet üzerinden de kaydımı yapmış bulunmaktayım ve TGB'ye, izin verirseniz, karınca kararınca destek vermek niyetindeyim.
Size kendimi tanıtmak açısından bir kaç şey daha söylemek isterim. Bir Dersimli ailenin evladı aynı zamanda bir muhtar çocuğuyum. Ben de sizinle omuz omuza haykırmak, bu hükümetin, bu Amerikan uşaklarının faaliyetlerine bir genç olarak sizinle birlikte dur demek, Atatürk'e olan müteşekkirligimi, bu gaflet ve dalalete dur diyenler arasında yer alarak ödemeyi bir borç biliyorum.
Saygılarımla..."

Mehmet Bozyel-Çanakkale (31 Ağustos 2020)

"Geleceğimizin aydınlık Türkiyesi için, mutlaka olmazsa olmazlardan biri ATATÜR'ün ilerici aydınlık yolunda ilerleyecek gençlerimizi yetiştirmemizdir."

Hakan Ak-Tekirdağ (31 Ağustos 2020)
"Daha çağdaş, daha özgür, daha KEMALİST gençlik için TGB ile olmaya karar verdim. Daha önceleri DEV-GENÇ'le mücadele ettiğim KEMALİST DEVRİM amacımın aslında DEV-GENÇ'le değil TGB ile olacağına karar verdim."

Ayşe Sezginer-Antalya (31 Ağustos 2020)
"Antalya bölgesi dahil Türkiyenin her yerinde ne yapmak gerekiyorsa, şimdiki      "

Cansu Acarbay-İzmir (31 Ağustos 2020)

"TGB 'le büyük bir ses getirdiniz. Çalışmalarınızı beğenerek takip ediyorum. Ben de size katılmak istiyorum. Zamanla artık bişey yapmalı."

Mert Kandemir-İstanbul (31 Ağustos 2020)
"Türk gençlerine katılmak ,Soran sogulayan gençlik için bende katılmak istiyorum..."

Özgür Savaş-Ankara (31 Ağustos 2020)
"Türkiye için genç ve kendini genç hisseden dostlarım için buradayım."

Onur Encür-Çanakkale (30 Ağustos 2010)
"Çanakkale Çan İlçesi Add ve Chp Gençlik Kolları Başkanıyım..."

Tayfur Yüksel-Mersin (30 Ağustos 2010)
"TGB'ni facebookta paylaşılan bir videoda görüp yaptıkları yürüyüşleri,şarkılarını,sözleri beğendim ve CUMHURİYETİN yılmaz bekçileri olduğunu görünce üye oldum"

Ceren Boztoprak-İzmir (30 Ağustos 2010)
"Sen bana 40 tane evet için neden sayabilirsin, ben sana hayır için tek bir neden söyliyeyim! TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ SEVİYORUM"

Emre Daş-Artvin/Arhavi (30 Ağustos 2010)
"Kurmuş olduğunuz ve yürütüğününz bu oluşumu haberlerden duydum ve hemen üye oluyorum benim gibi çok arkadaşım var onları da buraya yönlendireceğim sizden ricam bu sitenin reklamını daha çok yapalım arkadaşlar hepinize HAYIR'lı çalışmalar...teşekkürler..."

Yeliz Güven Yeşilyaprak-İstanbul
(30 Ağustos 2010)

"Derneğinizden daha önce haberim olamadığı için çok üzgünüm. Uzun zamandır acaba ben kendi adıma neler yapabilirim, bu ülke için hiç bir katkım çabam,uğraşım olmadan kafamdakileri iki kişiye anlatamadan göçüp gitmeyeyim benim de sesim çıksın diye düşünüyordum. belki de bunu TGB ile gerçekleştirebilirim.ilginize teşekküler

Halil Sarı-İstanbul (30 Ağustos 2010)
"Gidişatı değiştirmek, yönlendirmek için birlik olup örgütlü çalışmak önemli. Umarım katkı sağlayabilirim.
Böyle bir grubun olduğunu geç de olsa öğrenebildim, umutlandım."


Berkan Soytan-İstanbul (30 Ağustos 2010)
"Merhaba ben 21 yaşında bir gencim, yaptığınız çalışmaları hayranlıkla ve gururla izliyorum. Ben TGB'ye nasıl üye olabilirim. Ayrıca bir siyasi partinin ilçe gençlik kolları başkanıyım. Siyasi partiye üye olan TGB'ye üye olabilir mi? Ben Kartal'da otuyorum, fakat genellikle kadıköy civarında... Kadıköy'de yeriniz var mı? Sizinle cumhuriyetim için çalışmayı çok istiyorum."

Ergin Doğruer-İstanbul (29 Ağustos 2010)
"Merhaba. Siyasi gündemi sürekli takip etmeme rağmen, açık konuşayım varlığınızdan haberim yoktu. Biraz önce Facebook'da bir arkadaşımın paylaştığı, Taksim'de yapılan bir eylemin görüntülerini izledim. Çav Bella'nın üzerine yapılmış 'HAYIR' şarkısı çok hoşuma gitti.
Videonun sonunda da adresiniz yazıyordu. sitenizi gezerken gerçekten etkilendim ve eğer kabul ederseniz eylemlerinize, toplantılarınıza katılıp, size destek olmak istiyorum. İyi çalışmalar."


Halil Efe-Bursa (29 Ağustos 2010)
"Atatürk'ün İlke ve İnkilapları'nı yaşatmak ve devam ettirmek adına vermiş olduğunuz uğraş ve çabayı canı gönülden kutlar. Sizlerin özgür duyğu ve düşüncelerinize ortak olmaktan büyük kıvaç duyarım."

Ali Ozan Güzel-İstanbul (29 Ağustos 2010)

"Tam Bagımsız TÜRKİYE için aranıza katılmaktan onur duyarım."

Nakşi Gökdoğan-Şanlıurfa  (28 Ağustos 2010)
"Ben de TGB üyesi olmak istiyorum. Atatürkçü bir genç olarak beni de aranıza alırsanız sevinirim."

Abdullah Karaman-Balıkesir (28 Ağustos 2010)
"Örgütleştirilmiş, yasal vatan savunmasına, ben de katılmak istiyorum."

Süheyl Tanglay-Oosterhout/Hollanda (28 Ağustos 2010)

"El ele çalısarak, din sömürüsü altında ezilen güzel vatanımızın tam bagımsızlığını umuyorum. Sevgi ve devrimle kalin."

Levent Ekmekçi-İstanbul (28 Ağustos 2010)
"Hayir, hayir, hayir!.. Ilımlı İslam devletine hayir! Soyguna, kayırmaya, gemiciklere ve Cumhuriyete karsi bir zihniyete kesinlikle hayir!.."

Deniz Aydın-Ankara (28 Ağustos 2010)
"Devrimi, gençliğimizi koruma adına hayırrr!.."

Sergen Zeybek-Gaziantep (28 Ağustos 2010)
"Yüce önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bize bırakmış olduğu bu toprakları büyük bir gurur olarak görmekte ve gücümüzün yettiğince, kimsenin bu büyüyü bozmaması için çabalıyacağımızı bilmek ve bunu Yüce Atamın da bilmesı ne güzel bi duygu."

Korcan Baysan (28 Ağustos 2010)
"Artık gözümüzü acalım; yıllarca koyun gibi yasamaktan sıkıldık. Kendimize deger verelim, gecmisimize sahip cıkalım; gelecegimizin olmasını istiyorsak bunu yapalım. Biz Türk milletiyiz. Sanlı tarihimize bir millet olalım. Cumhuriyetimizi alkıslamaktan öte anlamaya calısalım ve sahip cıkalım..Tüm bunlara ragmen bizler oldugumuz yerde saymayı kendimize vazife bilmis; birbirimize düsürülmekten olan biteni göremez duruma getirilmisiz.aranizda olmakla gurur duyarim.."

Nesibe Oktav-Sakarya (27 Ağustos 2010)
"Yanlış giden yönetimi, ancak birlik olarak durdurabiliriz. Bunun için de gençlik birliğine katılmak istiyorum."

Adnan Tefikoğlu-İskeçe/Yunanistan (27 Ağustos 2010)
"Merhabalar. Yunanistan'daki Türk'lerden olmam hiç önemli degil. Türkiye benim ana vatanım orda okudum, orada sekillendim.
Atatürk benim hemşerim ve Türkiye'yi AKP türdeşlerinden kurtardı. Tayyip takımı Batı Trakya'ya da girdi, Feto takımı da...
Alayına HAYIR diyorum. Üye olmak istiyorum."


Umut Ayhan-Kocaeli (27 Ağustos 2010)
"Merhaba. Ben 16 yaşındayım ve bu birliğe üye olmak istiyorum. Acaba Kocaeli'de de şubeniz var mı?"

Şeyma Gündüz-Kırıkkale (27 Ağustos 2010)
"Bilinçli bir genç olarak, üye olmak istiyorum."

Mümin Kırman-Bursa (27 Ağustos 2010)

"Ben başvurumu yapmıştım ve hala bekliyorum cevap alamadım. Ben bu ülkeye gerçekleri TGB'li kardeşlerim gibi haykırmaya can atan Kemalistlerdenim. Ben Atatürk için ölümü göze alırım."

Aydın Özgür Delil-Manisa (27 Ağustos 2010)
"TGB'nin Manisa derneği ya da yakın bir ilde bulunan derneğine üye olmak istiyorum. Mesajıma cevap verirseniz çok mutlu olurum. Şimdiden teşekkürler."

Ahmet Pepekal-Adana (27 Ağustos 2010)

"Bütün düşüncelerinize canı gönülden katılıyor ve destekliyorum."

Utku Türkmeneri-Samsun (27 Ağustos 2010)
"Samsunda TGB'de lise örgütlenmesi yoktur. Kurmak için gönüllüyüm. Şuanki görevim CHP Samsun Lise Gençliği Başkanlığı'dır."

Aykutalp Avşar-Kayseri (27 Ağustos 2010)
"Daha huzurlu yarınlar için sizi destekleyip büyük ölçüde varlığımla katkı sağlamak istiyorum. Aranızda olmak beni rahatlatacak. Teşekkür ederim!.."

Abdullah Toye-Uşak (27 Ağustos 2010)
"Birlik ve beraberliğimizin ebediyen sürmesi için şahsım adına herşeyimle varım. Biz bir bütünüz kimse ayıramaz; çünkü gücü yetmez."

İrem Can-İstanbul (27 Ağustos 2010)
"Vatanına bağlı ve onu korumak için her tür fedakarlığa razı olan Atatürkçü bir genç olarak, mücadele yolunuza ben de dahil olmak istiyorum. Saygılar..."

Onur Baybars-Denizli (27 Ağustos 2010)
"CHP Tavas İlçe Gençlik Kolları Başkanı'yım. Çalışmalarınız çok hoşuma gidiyor ve sizinle çalışmak istiyorum."

Ekin Eraydin-Delft / Hollanda (27 Ağustos 2010)
"Ülkeme borcumu ödemek ve aydınlık günlere ulaşmak için..."

Emre Soysal-İzmir (27 Ağustos 2010)
"Merhabalar, ben İzmir Karşıyaka'dan Emre Soysal. İstanbul'da yaptığınız Referanduma Hayır etkinliğini aynı beste kullanılarak Karşıyaka Çarşısı'nda yapmak istiyoruz. Ancak bunun için gerekli izinler ve örgütlenme çabalarında sizin yardımlarınıza ve desteğinize ihtiyacımız var.Bizimle iletişime geçerseniz çok memnun oluruz.
İlginiz için teşekkür ederim."


Aliye Gurur Taner-Mersin (27 Ağustos 2010)
"Ülkemizde sessiz kalan, fikirlerini söylemekten çekinen genç nüfusun harekete geçmesinde büyük katkılarınız olduğunu düşünüyorum. Yıllardır sessiz kalan gençlik, artık birşeyler yapmalı. Bu yüzden ben de bu birliğin bir parçası olmak istiyorum."

Mehmet Gülerman-Ankara (27 Ağustos 2010)

"Çalışmalarınızı sevgi, takdir ve gıpta ile izliyorum ve aranızda yer almak istiyorum. Sevgilerimle..."

Levent Türkoz-Berlin/Almanya (27 Ağustos 2010)

" 'AKP'ye Hayır' ile beni cezbettiniz. Bende sizinle herseye varım."

Gülşah Deniz Pehlivan-Kırklareli/Lüleburgaz (27 Ağustos 2010)

"Ben de bu ülkenin vatansever bir genci olarak, atamın bıraktığı emanetlere sahip çıkmak için yaşıyorum ve bu uğurda ne gerekirse yapmaya hazırım. Saygılar..."

Mehmet Bunar-Denizli (27 Ağustos 2010)
"Merhabalar, öncelikle çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Denizli'de uygun olduğum sürece diğer faaliyetlerde bulunmak ve özgürlük için bir adım da ben atmak istiyorum. Başarılarınızın ve emeğinizin devamını dilerim."

Melda Bütün-Samsun (27 Ağustos 2010)

"Atatürkçü Düşünceyi savunan arkadaşlarım, aranızda bulunmaktan onur duyarım!"

Abdulbaki Korkmaz-Ankara (27 Ağustos 2010)
"Ben işitme engelliyim. Türkiye Gençlik Birliği'ne katılmak istiyorum... AKP Anayasa Degisikliğine "hayır" oyu istiyorum. Ankara'da eylemlere gitmek istiyorum."

Ozan Kaya-Kocaeli (27 Ağustos 2010)
"Sizlerin varlığınızdan haberdar olmak, biz gönül dostlarınıza apayrı mutluluk veriyor. Yolunuz açık..."

Esra Önay-Gaziantep (27 Ağustos 2010)

"Türkiye'nin yeni aydınlık kuşağı..."

Bora Güldiker (24 Ağustos 2010):
"Biz yaşayamadık fakat çocuklarımız daha özgür bir ülkede yaşasın diye, birliğe katılmak istiyorum."

Suzan Yılmaz (23 Ağustos 2010):
"Merhaba, aranıza katılmaktan gurur duyarım."

Pınar Saros (21 Ağustos 2010):
"Türkiye Cumhuriyeti gençliğe emanet edilmiştir, emanete sahip çıkalım!"

Emir Kağan Arkıl (21 Ağustos 2010):
"Ülkede olan biten hadiselere kayıtsız kalmamanın en güzel yolu ses getirecek bir topluluğun içinde bulunmak olduğunu bildiğim için birliğe üye olmak istedim."


Görsel Galeri

Yeni Videolar

TGB´nin Bakırköy Masası Haber Oldu
Etkinlikler
05-09-2010
Bakırköy´de Referandum İçin Hayır Standı
Eylemler
30-08-2010

Son Yorumlar

RSS

Yönetim