06 Eylül 2010, Pazartesi
   
Metin boyutu

Kırmızı Beyaz'dan Dev Hizmet: Cemaati Anlama Klavuzu

Kırmızı-Beyaz - Sayı:17

Kimilerine göre bir sivil toplum örgütü… Yurt sathına yayılmış evlerde ‘hizmet’ görülüyor. Fakir fukaranın, garip gurebanın çocukları ücretsiz olarak okutuluyor, barındırılıyor. Tüm bu ‘örümcek ağının’ merkezindeki Fethullah Gülen Hocaefendi ise, zaten bir kanaat önderi! (Örümcek ağı tabiri tamamı ile zatın kendisine aittir.)
Kimilerine göre ise, cemaatin ev, yurt, dershane, kolej, vakıf üniversitesi vb. kuruluşlar kurması, nihai hedefleri olan ‘adliyede, mülkiyede ve askeriyede’ örgütlenme hedeflerinin bir parçası. Onlara göre cemaat çoktan Türkiye’yi ele geçirmiş durumda.
İncelememiz, Fethullahçılık illetinin bedene girebileceği çeşitli yolları saptamak ve okuyucuyu bu noktalarda uyarmak üzere kaleme alınmıştır. Cemaatin öğrenci ile ‘temas’ sağladığı noktalar tek tek tespit edilmiş ve bir kılavuz çıkartılmaya çalışılmıştır.

Işık Evleri

“Ve bu ışık evlerini bütün dünyayı ışıklandıracak birer ışık kaynağı haline getirelim. Rabbim yar ve yardımcı olsun”. (1)
Fethullahçı örgütlenmenin ya da adam ‘kafalama’nın belki de en tipik aracı Işık Evleri’dir. Öyle ki, lise okuyan her genç bir şekilde bu evlere gitmiş ya da etrafında birilerinin bu evlere girip çıktığının fark etmiştir. Işık Evleri üniversite camiasında da oldukça yaygındır. Öncelikle gelin, Hocaefendi’nin “Prizma” ile “Çağ ve Nesil” adlı başyapıtlarından bu evlerin kuruluş amacını öğrenelim. Bu alıntılar biraz uzun ve sıkıcı olabilir; ama hazretin dili böyle, idare edeceğiz:
“Bu Işık Evler’in kendilerine has özellikleri vardır. Buralar öncelikle insanların insanlık yanlarından ötürü meydana gelebilecek boşlukların kapatıldığı yerlerdir. Plan ve projelerin üretilip, metafizik gerilimin, sürekliliğin sağlandığı ve neticede üstadın ‘Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir’ dediği türden yüreği pek, imanı çelik insanların yetiştiği kutsi mekânlardır”. (2)
“Öyleyse bu evler yalnız yöntemsiz değişik cazibe merkezlerine göre kendini şekillendiren şabloncu nesillerin mamur edilip, mana kökenine dönmelerini sağlayan birer tezgâh ve birer mekteptirler.
Hususiyle tekke ve zaviyelerin kapatılıp kapılarına kilit vurulduğu bir dönemde, o evlerden beklenen de böyle bir misyonun eda edilmesi idi. Bu evler içinde barındırdığı insanlara Finunu Medeniye ile beraber Ulûm’u diniyeyi de öğreterek tekke ve zaviye ruhunun yanında medrese vazifesini de üstlenmiş olacaktır”. (3)
“Mabede giden yolların kapandığı bir zaman diliminde, Allah şimdilik benim adım bu evlerde yükselsin ve anılsın izni ile serfinaz içinde kitapların okunduğu Hakk’ın müzakere edildiği müstesna mekânlardır”. (4)
“Zannediyorum kuruluş gayesine matuf işletildiği müddetçe bu evlerde, bir dönemde tekke ve zaviyeler ile ulaşılamayan noktalara ulaşılacak ve buralarda aynı zamanda medrese insanını aratmayan insanlar yetiştirilecektir”. (5)
“Hâsılı ben bu hususta pek dertliyim. Büyük bir tarihi ihmali telafi etmeye matuf açılan ışık evlerin, ne kadar bu gayeye uygun değerlendirilebileceğini bilemeyeceğim ama ‘arkadaşlarım onun hakkını veriyorlardır’ diyerek hüsnü zan etmek istiyorum. Unutmayın, dünyanın enkazı altında kalan ve kalacak olan bütün milletler, umumi bir ihya adına bu evlerde yetişen irşat. erlerini beklemektedir ve öyle anlaşılıyor ki bu Işık Evler’in fonksiyonu hiçbir zaman bitmeyecektir”. (6)
“Işık Evler, ışık süvarilerinin kışlaları, hak erenlerin halvethane ve zaviyeleri, gözlerini ilim ve marifetle açıp kapayan kutsilerin varidat iklimleridir. Tadını, havasını, rengini, rayihasını ötelerden alan Işık Evler, dünyada ukba yamaçlarında kurulmuş ve fizik ötesi âlemlerin rasathaneleri gibidirler.
(...) Işık Evler, çevrelerindeki bina yığınları itibariyle, tıpkı hale içindeki yıldızlar topluluğuna nur ayetleri tefsir eden bir mehtap veya ebedi nur, ebedi huzur arayanları firdevslere ulaştırma yolunda kurulmuş bir han gibidirler.
(...) Işık Evler gelmiş geçmiş mukaddes binaların en velidü, en doğurganıdırlar. Orada ışığa uyanan herkes hemen karanlıkla hesaplaşmaya geçer. Ona karşı kıyam eder ve bu duygusunu da her yerde bir mum yakmak suretiyle hayata aktarmaya çalışır. Bu itibarladır ki Işık Evler’in çoğalıp gelişmesi tasavvur üstü bir hendesedi”." (7)
“Işık Evler’in, kudret ve irade esintileri ile tohumlar gibi dört bir yana saçılıp, zuhur ve tecelli yamaçlarında çoğalmasıyla hikmet ve inayet düzlüklerinde büyüyüp gelişmeleri, gelişip kabuk değiştirmeleri aynı zamana rastlar. Evet, belli bir döneme kadar birer birer, ikişer ikişer çoğalan Işık evler, mübarek bir zaman diliminde birden bire hendesi katlanmaya geçer ve onar onar, yirmişer yirmişer artmaya başlar...
(...) Evet, bugün büyüğüyle, küçüğüyle Işık Evle,r yıllar ve yıllar imana, imandaki huzur ve itmi’nata susamış gönüllere rahmet yüklü bulutlar gibi gönderdiği, bol bol ab-ı hayat ve insanımızın gönül tepelerine saldığı, marifet, muhabbet, ruhani zevk şuaları ile diriliş yükleyen bir İsrafil sür’u ve vicdanları şahlandıran Cebrail solukları olmuştur”. (8)
Alıntıların uzun olduğunun farkındayız. Daha onlarca yazı ve konuşması ile Gülen, Işık Evleri’nin amacını ortaya koyuyor: Cumhuriyet Devrimi ile birlikte ortadan kaldırılan tekke ve zaviyelerin yerini almak! Bu boşluğu doldurmak! Medrese gibi çalışmak! Dolayısıyla bu kuruluşlar, açıkça Cumhuriyet Devrimi’ne karşı oluşturulmuş yapılardır. Yukarıdaki alıntılarda dikkat çeken bir husus ise, Işık Evi stratejisinin hiçbir yerinde yoksul öğrencileri okutma ya da barındırma gibi bir hedefin olmamasıdır. Fethullahçı yazarların sıkça söylediğinin aksine bu evler bir ‘sosyal’ görevi yerine getirmiyor. Yoksul öğrencilere yardım, Cumhuriyet karşıtı olarak yetiştirilecek bir ‘altın nesil’in yaratılması için bir manivela görevi görüyor. Peki, bir gencin ışık evlerine girişi nasıl gerçekleşiyor?

Nûr’a Doğru İlk Adımlar

Bu satırların yazarı olan bendeniz de ortaokul sonu ile lisenin ilk yılları arasında bu evlerde bulundum. Bu yıllarda evlere adım atanlar hemen hemen aynı yöntem ile çekilmektedir. Okulun başarılı öğrencileri tespit edilir. Dershaneye gidecek durumu yoksa daha önceden evlere gidip gelen bir başka ‘şakirt’ arkadaşı tarafından hedef seçilir. ‘Bir yerlerde’ ücretsiz olarak ders veren ‘ağabeylerin/ablaların’ olduğu bu arkadaş tarafından kendisine tebliğ edilir. Dünyadan habersiz bizim gibi on beş yaşındaki sazanlar da bu cazip teklifi ıskalamaz ve yavaş yavaş bu evlere girmeye başlar. Adam kafalamanın en temel yöntemi adı geçen ‘ders çalıştırma ayağı’dır. Ev yaşantısının inceliklerini anlatacağız. Fakat cemaatin bu evlere adam kafalamasının başka yollarını da anlatmadan geçemeyeceğiz.
Lise ve üniversitelerde yaygın olan bir yöntem iftara çağırma suretiyle eve davet etmektir. Bir diğer eve çağrı yöntemi ‘ev arkadaşlığı’ biçimindedir. Yaşayanlar bilir, es kaza bunların öğrenci yurtlarına başvurursanız, yurtta görevli genç Fethullahçı size ve ailenize, ücretsiz ya da düşük ücretli ev seçeneklerini de sunar. Eğer bu seçeneği kabul ederseniz, sizin gibi şaşkın şaşkın aynı eve doluşan diğer ev arkadaşlarınızla tanışırsınız. Başınıza elbette sizinle sürekli hasbıhal edecek bir ağabey/abla verilecektir. Üniversitelerde, yine ders çalışalım bahanesiyle eve götürme, cumaya birlikte gidip oradan eve geçme, halı saha turnuvası sonrası Işık Evi’ne gitme gibi metotlar da vardır. Unutulmaması gereken, bu arkadaşların sizi gözüne kestirdikten sonra, eve götürmek için yapamayacakları hokkabazlığın olmadığıdır.

Bizim Evin Halleri

Aslında bir ortaokul talebesi için başlangıçta her şey oldukça güzeldir. Yılsonu yapılacak olan lise imtihanlarına bu yardımsever ağabeyler/ablalar tarafından hazırlanmak başarı şansını artırmaktadır. İyi de anlatırlar (Matematik temelimi hâlâ bu arkadaşlara borçluyum!). Fakat sonra işin rengi değişmeye başlar. Birer Photoshop mucizesi olan ‘Sızıntı’ dergileri çıkmaya başlar ortalığa. Kargacık burgacık soyut resimleri dergiden gösterip yorumlamanızı isterler. Bakar bakar bir anlam veremezsiniz; ama arkadaşlar oradan dört dörtlük Allah tasviri yaparlar. Okumalar yapılır daha sonra. Daha doğrusu evin imamı okur, siz bir halt anlamadığınızdan boş boş etrafa bakınırsınız. Aynı şey Said-i Nursi hazretlerinin kitapları için de geçerlidir. Kendine özgü ağdalı mı ağdalı diliyle anlatır ha anlatır Risale-i Nur’da. Gözünüz bir ara TV’ye ilişir, ama hayır! TV izlenmez! Sadece Hocaefendi’nin VHS’leri izlenir. Yavaş yavaş beş vakit namaz da başlar. Evler zaten genellikle cami yanlarındadır. Cumalar da kaçırılmamaya başlanır.
Bir süre sonra, “Yahu namaz, sohbet, Sızıntı, video falan iyi hoş da, dersler ne olacak dersler?” diyerek uyanmaya çabalayanlar olur. Bu durumda bu kişiye karşı iki yöntem uygulanır: Uyarılır, orada yapılan işlerin öneminin altı çizilir, eğer mızmıza devam eder ise diğerlerine kötü örnek olmaması için tecrit edilir. Kovmamaya özen gösterirler. Bu, yakalanacak yeni avlar için kötü bir görüntü oluşturabilir ve ürkütebilir. Bu yüzden selam sabah kesilir. Tek bırakılır bu kişi. Ve bir süre sonra oradan ayrılmaya mecbur bırakılır.

Evler Gıcır

Evlerde yok yoktur. Yörenin F-tipi esnafı evin yağını, bulgurunu eksik etmez. Ağabey ve ablaların ellerine de ‘hizmetleri’ karşılığı bir şeyler sıkıştırılır. Oturma grupları, beyaz eşyalar ve mobilyalar gıcır gıcırdır. Sıradan bir öğrenci evinde olmayan bir debdebe hâkimdir. Bol çek-yat bu evlerin temel dekoratif özelliğidir. Evde her şey vardır, ama masa yoktur. Sünnet olduğu üzere yemek toplu halde yerde yenilecektir. Örtü dizlere çekilir ve 8 kişi aynı tencereye kaşığı bandırır. Sıkı sıkı kapatılan perdeler 28 Şubat günlerinden gelme bir alışkanlıktır.
Evde ilginç ritüeller de vardır. Örneğin akıllara zarar bir tuvalet talimnameleri vardır. Tuvalet kapısına içeriden asılan 10 maddeden oluşan bu metin malum işi yaparken tam karşınızda durmaktadır. Falanca ayakla gir, filanca ayakla çık gibi maddelerle dolu metnin en ilginç kısmı “İşini görürken uhrevi şeyler düşünme, büyük günahtır” biçiminde olanıdır. Zaten siz yazmasaydınız kimsenin aklına gelmezdi ki!
Evde kıdeminiz arttıkça, sizden beklentiler de artmaya başlar. Yeni nûr talebeleri bulmak artık sizin göreviniz olmaya başlar. Okulda döne döne zeki ama durumu olmayan öğrenci avlamaya çalışırsınız. Ders çalıştırılacak yeni kurbanlar gerekmektedir. Başka görevler de vardır; elinize tutuşturulan Sızıntı koçanlarını doldurmak için abone bulmak bu görevlerden biridir. Karşı cinsle münasebetler derin bir şüphe konusudur. Bir gün evin ağabeyi/ablası gelerek, “Ali/Ayşe sevgilin mi var yoksa?” diye sorabilir. Fakat ağabeyler ile ablalar arasındaki kimi yakınlaşmalar Işık Evleri camiasının başlıca magazin gündemidir.
Aile ile derhal temas kurmak isterler. Hatta kendilerini zorla davet ettirirler. “Gelelim ailenle tanışalım” derler. Onlar için her yeni tanışma yeni yeni ilişkiler yakalamak anlamına gelmektedir. Askeri liselere girmek en büyük hedeftir. Bu yüzden eve giriş çıkışlarda yoğun bir dikkat sergilenir. Kuleli Askeri Lisesi bu cemaatten olanlar için bir idealdir. Ordu içerisinde Hocaefendi’nin fikirlerini yaymak başlıca hedeftir.

‘Kom’lar, Materyalistler ve ‘Deccal’ Meselesi

Felsefi ve siyasi sohbetler kıdemle doğru orantılı olarak ilerlemektedir. Siyaseti ve felsefeyi ABD’ye hicret eden büyük insan zaten en üst düzeyde yapmaktadır. Sen, bir geri zekâlı olarak iki şeyi ezberlemek ve sakız gibi çiğnemek durumundasın:
İki tip adam vardır: ‘Müspet adam’ ve ‘solcu adam’. Solcuya kısaca ‘kom’ da denilebilir. ‘Kom’, bu sivri zekâlıların dilinde ‘komünist’ demek! Fethullah’ın anti-komünistliği yeni değil. Gençliğinde, NATO’nun ‘Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin Türkiye’deki ilk fedailerinden olduğunu artık kendi internet sitesinde de yazıyor. Solculuk Gülen’e göre insan için en büyük ve defedilmesi gereken beladır. Bugün Hocaefendi’nin gazetelerinde bu cemaate övgüler düzen eski ‘kom’lara bakıp bakıp gülmemek elde değil.
Felsefede materyalizmin üzerine gidilecektir. Darwin ve Marx başlıca hedeflerdir. Özellikle bu ikisinin, “ruhu inkâr ederek insanı çırılçıplak bıraktığı” her ortamda propaganda edilecektir. “İnsanı manen yoksun bırakan” bu felsefelerin kökünün kazınması, cemaatin esas gayelerinden birini oluşturuyordu. Bu kapsamda dünyanın meşhur materyalist ve ‘kom2larına ilişkin ilginç menkıbeler de bunların dillerinde ve yayınlarında dolaşıp dururdu. Yok, “Lenin’in azap içinde canı çıktı”; yok, “Allah, Mao’nun canını öldürdüğü milyonlarca insanın vebalinden dolayı ağır ağır aldı”; yok “Stalin’e bunu yaptı Allah”; yok, “Engels’e şu oldu” vs vs. Halen internet ortamında bulabileceğiniz bu komik ve gerçekdışı hikâyeler, okula gittiğinizde sağa sola anlatabileceğiniz ‘malzemeler’inizi oluşturuyordu. Cemaat çevrelerinin asparagas ve hastalıklı hikaye yazarı Halit Ertuğrul’un kitapları ve uydurma hikayelerinin fotokopileri elden ele dolaştırılır. Bunlardan en meşhurlarından biri Yugoslavya’nın büyük önderi Mareşal Tito’nun ölüm döşeğinde hidayete erişidir. Cemaatçiler, Tito’nun, ne hikmetse aşağıdaki gibi ağdalı bir Türkçe ile şu sözleri sarf ettikten sonra öldüğünü ileri sürer:
“Yoldaşlar, ben mahvolduktan sonra beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor. Öyle ki, milyonlarca suçsuz insana yaptığımız eza ve zulümler şu anda boğazıma düğümlenmiş bir vaziyette... Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı... Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı... Marks bu mevzuda halt işlemiş. Uyuşturmuş beynimizi.” (9)
Mustafa Kemal Atatürk konusunda kafalar cemaatte nettir. Dışarıya karşı kem küm etseler de, evlerde bu konudaki tavırlar apaçıktır. Fethullah Gülen’in ifade ettiği biçimiyle Kemalist rejim, tekke ve zaviyeleri kapatarak milleti ateizmin ve materyalizmin kucağına itmiştir. Atatürk işte bu yüzden asla affedilmeyecektir. Onu ‘deccal’ olarak nitelemek, cemaate karşı uydurulmuş bir efsane değil, olabildiğine gerçektir. Bu kulaklar, Ankara Cebeci semtindeki bir Işık Evi’nde bir şakirdin bir diğer şakirde, okuldaki Atatürk büstüne nasıl tükürdüğünü ve nasıl rahatladığını ballandıra ballandıra anlatışını duymuştur! Cemaat mensupları açısından Cumhuriyet tarafından hanedanın ortadan kaldırılması kabul edilemez bir uygulamadır. Atatürk devrimleri cemaatin baş hedefidir.

Beyin Nasıl İşlevsiz Kılınır?

Işık Evleri’nde ve genel olarak Fethullah kurumlarında yalnız bir akıl vardır: O akıl ise Fethullah Gülen’in aklıdır. Bir şakirdin fazla düşünmesine gerek yoktur. Yalnızca Hocaefendi’nin kitap ve videolardan aktardığı buyrukları yerine getirmesi ondan beklenir. Hocaefendi’nin üstün vasıfları dillerden dillere aktarılır. Allah’ın 99 sıfatı kadar olmasa da, onun da onlarca sıfatı vardır. Onun üstün yeteneklerine koşulsuz iman, dediklerini ikiletmeden, sorgulamadan yerine getirme alışkanlığı yaratıyordu. Onlar bu dünyayı unutmuşlardır. Bu dünyayı madde olarak görmekte ve ondan kaçmaktadırlar. Ona yaklaşmadıkları gibi üzerine kafa da yormuyorlardı. O yüzden bu arkadaşları çevrenizde hemen fark edersiniz. Ders biter bitmez hemen Işık Evi’ne kaçar, ekseriyetle kafalayacağı adamlar dışında (hele karşı cinsle!) kimseyle bir alış-veriş kurmaz ve boş boş etrafa bakar! Dönem dönem ağabeylerde uzun süreler kalmak için kamplara çekilinir. Buradaki kamp programı aşağıdaki gibidir:
“Haftalık: 1) Her gün Kuran-ı Kerim, 2) Her gün istiğfar (tövbe) ve salâvat-ı şerife, 3) Sohbet defteri okunacak, 4) Haftada bir tespih namazı, 5) Haftada bir istiğfar ve vallahü galibun hatmi (Allah kelamı galip gelir anlamında Yusuf suresinden bir bölüm. Sınavlardan önce 75 kez okunması salık verilir. Ciddiyim!), 6) Haftada bir teheccüd namazı (Gece uykusu bölünerek kılınan namaz).
Günlük:  06.00: Kalkış, 06.15: Vazife, 06.30: Namaz, 06.45: Hatim, 07.00: Kur’an, 07.45: Kahvaltı, 08.15: Hazırlık, 08.30: Çıkış (Kamp yapılan yere göre), 17.45: Geliş, 18.15: Yemek, 18.45: Namaz, 19.00: Ders, 20.15: Namaz, 20.30: Çalışma, 23.00: Yatış”. (10)
İşte bu programlar yavaş yavaş insan beynini kemirmekte ve düşünme melekelerini yok etmektedir. Hipnotize edilmiş ve kul haline getirilmiş, tüm bireysel özelliklerini kaybetmiş bir robotla karşı karşıya kalıyoruz. ABD’nin açıkça bir kuklası olan Fethullah Gülen, Cumhuriyet’i yıkacak ‘altın neslin ışık süvarileri’ni işte bu beyinleri alınmış gençlerin arasından devşirmeye çabalıyor.

Bırakın Beni Gideceğim!

Cemaatin cenderesinin farkına varıp ayrılmak istediğinizde ağabeyler/ablalar ağda gibi yapışıp peşinizi bırakmazlar. Önce, özellikle ablalar tarafından bir gözyaşı seansı uygulanıyor. Ardından aileler aranıp şantajlar yapılıyor. Özellikle kız çocuklarının ‘kötü yola düşebileceği’ utanmazca ailelere çıtlatılıyor. Cemaat evinden ayrılmakla fahişe olmak arasında doğrudan bir ilişki en pespaye yöntemlerle ve gerekirse yalanlarla ailelere aktarılıyor. Telefonunuz sürekli taciz ediliyor. Açıp, “İstemiyorum kardeşim” deseniz de sizi unutmaları bir kaç ay alacaktır! Özellikle askeri bir kariyer düşünen gençler bir süre sonra cemaatten ayrılmak istemekte, ama cemaatin baskıları intiharlara kadar giden yolları açmaktadır.

Yurt Şebekesi

Cemaatin Işık Evleri kadar yaygın olan diğer bir adam kafalama aracı ise yurtlarıdır. Yurtlar ‘ışık kompleksleri’nin vazgeçilmez bir bileşenidir. Burada yurtlara gençlerin nasıl çekildiği meselesine girmeden önce, sayıları her geçen yıl artan üniversite öğrencilerinin bu yurtlara nasıl mahkûm edildiğini rakamlarla anlatalım. Elimizde 2008 yılı verileri var. Buna göre devlet, 2 milyon 498 bin üniversite öğrencisinin yalnızca 201 bin tanesine yurt sağlamaktadır. Ülkemizde 3126 özel yurt ve binlerce kaçak yurda karşılık yalnızca 216 devlet yurdu bulunmaktadır. (11)
3126 adet özel yurdun % 90’ının en az çeşitli cemaatlerin elinde olduğu biliniyor. Burada aslan payı da Fethullah Gülen cemaatine ait. Özellikle AKP iktidarı döneminde her ile üniversite açılmasına karşın bu öğrenci artışına yetecek yeni yurtlar yapılmadı. Özel yurt sayısı ise % 500’lera varan oranda çoğaldı. Dolayısıyla üniversite sınavı hengâmesinden sonra en büyük telaş olarak gençlerin ve velilerin karşısında duran sorun barınma sorunudur. Üniversite kazanan yalnızca küçük bir grup devlet yurtlarına yerleştirilirken, geri kalan büyük çoğunluk cemaatin ellerine bırakılmaktadır. Bu yıllardır bilinçli olarak uygulanan bir plandır.
Her nasılsa üniversiteyi ya da yatılı bir liseyi kazandığınıza ilişkin bilgiyi YÖK,  MEB ya da ÖSYM’den alan cemaatin adamları, telefonunuzu da bularak sizi ya da ailenizi arayarak tebrik eder ve bir ihtiyacınız olup olmadığını sorar. Yok, mok deseniz de bu ısrar sürecektir. Ardından geldiğiniz şehrin otogarında sizi ve diğer çiçeği burnunda öğrencileri karşılarlar. Yurtlarının broşürleri hemen elinize tutuşturulur. Üniversite kayıtlarında yardım sözü verilir. Eğer müsaitseniz şimdi hemen bir araçla yurdu gezdirebileceklerini söylerler. Eğer kabul edersiniz, sizin gibi etrafa ebleh ebleh bakan bir kaç kişinin içinde oturduğu bir minibüse doğru ilerlersiniz. Eğer bu teklifi kabul etmezseniz bu kez sizi ve ailenizi üniversite ya da lise kayıt gününde yakalarlar.

“Devlet Yurtlarında Fuhuş Var!”

Kendilerine ait yurtlar için bir kaç tane masa açmışlardır kayıt kuyruğunun yanına. Türban giyinmiş şıkır şıkır Fethullahçı kızlar üçlü beşli gruplar halinde ‘av’ ararlar burada. Öncelik, kendisinin ya da annesinin başının kapalı olduğunu tespit ettikleri genç kızlardır. O iğrenç propaganda burada da başlar. “Devlete ait kız yurtlarına gece erkek alınıyormuş!” diye başlarlar. “Sabaha kadar kızlar dışarıda kalıyor, yurtta içki ve uyuşturucu içiliyor” diye devam ederler. Kendilerinin kız öğrenciye nasıl yaklaştıklarını anlatırlar. Sürekli takip güvencesi verirler. Ders çıkış saatinde kızlarının yurtta olacağına dair güvence verirler. Sürekli ispiyon taahhüdünde bulunulur. Devlet yurduna giden kızlara ilişkin olmadık felaket hikâyeleri anlatılır ve kafalama çalışması böylece devam eder. Kız öğrencilerde esas propaganda ‘ahlâk’ eksenli iken, erkek öğrenciler ülkemizde bu konuda görece rahat olmalarından dolayı onlar ve aileleri, maddi olarak ikna edilmeye çalışılır.
Sözgelimi Ankara’da devlet yurduna yerleşemediyseniz ve bir tanıdığınız da yok ise cemaat bağlantısı olmayan sıradan bir yurda ayda en az 500 TL vermek durumundasınız. Cemaatin size biçtiği fiyat ise 150 TL’ye kadar düşmektedir. Fiyatlara yemekler de dâhildir. Cemaatin sağladığı mali imkânlarla bu yurtlar finanse edilmektedir. Yoksa sıradan bir işletmecinin altından kalkabileceği fiyatlar değildir bunlar. Hatta, “O da fazlaymış” derseniz bedavaya bile kalmak mümkün olabilmektedir. Size alternatif bir seçenek olarak yukarıda belirttiğimiz üzere Işık Evi de önerilebilir.
Yurt yaşamı da üç aşağı beş yukarı Işık Evleri’ne benzer. Yurdun bir odası mescit olarak döşenmiştir. Bunun yanı sıra bir oda sohbetler için düzenlenmiştir. Başlangıçta bu sohbetlere katılma zorunluluğu yoktur. Hatta ailelere bile katılsa iyi olur, ama katılmasa da biz zorlamayız denir. Başı açık olarak yurtta bulunan kızlar, bir süre sonra markaja alınmaya başlanır. Depresyona sokulacak kadar üzerine gidilir ve başını açarak ne kadar günaha battığı anlatılmaya çalışılır. Yurt giriş saatinin biraz aşılması durumunda tehditler başlar. Aileye bu durumun anlatılacağı bildirilir. Yalvar yakar ikna edersiniz fakat artık ağabeyin/ablanın esiri olmuşsunuzdur. Aileye bu ‘suçlarınızın’ anlatılmaması için ne derlerse yapmaya başlarsınız. Fethullah’ın yurtlarında yaşam, özellikle kız öğrenciler için bir işkence gibidir.

Dershane Ağı

Fethullah Gülen cemaati ile bağlantılı çok sayıda ve farklı isimlerde dershaneler bulunmaktadır. Bu dershaneler arasında ilk akla gelenler, Maltepe, FEM, Zirve, Açı, Feza, Sur, Aras, İkbal, Sakarya, Zağnos, Yeşilırmak, MED, Güven-Der gibi kuruluşlardı. Bunların bir kısmında taktik icabı haremlik-selamlık uygulaması bulunmamaktadır. Burada yoksul ve zeki öğrenciler hedef alınarak gerekirse ücretsiz olarak dershaneye kaydedilir. Yakalanan ilişkiler Işık Evi’ne ya da yurda yönlendirilir. Toplu etkinliklerle dini sohbetlerin önü açılır. Bu etkinlikler, ders çalışma bahanesiyle götürülen kamplar olabileceği gibi, piknik, halı saha turnuvası ve şimdilerde ‘Eşrefpaşalılar’ filmine topluca götürdükleri üzere sinemaya gitmek biçiminde de olabilir. Burada hedef öğrenci birebir olarak kafalanmaya çalışılmaktadır.

Sonuç

Fethullah Gülen Cemaati’nin eğitim öğretim bahanesi ile çok sayıda yurt, dershane, Işık Evi, hatta vakıf üniversitesi açtığı bir gerçek. Buralarda Fethullah Gülen’in ABD planlarında aldığı rol gereğince ülkeyi yönetecek kadroların yetiştirilmesi, kendi ifadeleri ile, hedeflenmektedir. Devletin idari, adli ve askeri sinir noktalarına yerleşmek cemaatin esas hedefidir. Bu alanlara ilişkin örgütlenmeleri başka yazıların konusudur. Örneğin polis okulları ve akademilerinde ki örgütlenme biçimleri, astsubay ve subaylar arasında veya harp okullarında örgütlenme tarzları… Bunlar için şimdilik yerimiz yok.

Büyütmeyelim

Cemaatin gücünü büyütmeyelim. Kimi Atatürkçü ve ilerici çevrelerde F-Tipi örgütlenmelerin artık Türkiye’yi ele geçirdiği görüşü yaygınlaşıyor. Bunu sahip oldukları eğitim ve mali güce bakarak söylüyorlar. Mali gücünü bilemiyoruz, ama eğitim-öğretim kurumlarının birçoğu hedefledikleri işlevi yerine getiremiyor. Oralarda okuyan ya da barınan memleket çocuklarının önemli bir kısmı maddi yoklulardan ötürü bu tuzağa düştüğünün farkında. Bazı kurallara lanet ederek uymak zorunda kalıyorlar. Bu kuruluşlar Fethullahçı yarattığı gibi, yapılan uygulamalar ve baskılar neticesinde ciddi bir cemaat düşmanı kitle de yaratıyor. O yüzden umutsuzluğa yer yok. Fethullah Gülen cemaatini Amerikan uşağı bir düşman olarak ciddiye alalım. Ama gözümüzde büyütmeyelim. Bu Cumhuriyet’in evlatları, emekçi çocukları gün gelecek onların ışıklarını söndürecektir!

                                                                                                                                                                                        Utku REYHAN

Kaynaklar:

(1) Prizma 2, M. Fethullah Gülen, Sf. 18, Nil Yayınları 1997.
(2) Prizma 2, M. Fethullah Gülen, Sf. 12-13, Nil Yayınları 1997.
(3) Prizma 2, M. Fethullah Gülen, Sf. 12-13, Nil Yayınları 1997.
(4) Prizma 2, M. Fethullah Gülen, Sf. 12-13, Nil Yayınları 1997.
(5) Prizma 2, M. Fethullah Gülen, Sf. 14-15, Nil Yayınları 1997.
(6) Prizma 2, M. Fethullah Gülen, Sf. 17, Nil Yayınları 1997.
(7) Çağ ve Nesil 5, M. Fethullah Gülen, Sf. 1-6, TÖV Yayınları 1997.
(8) Çağ ve Nesil 5, M. Fethullah Gülen, Sf. 8 -11, TÖV Yayınları 1997.
(9) Kendini Arayan Adam, Halit Ertuğrul, Sf.37, Nesil Yayınları 1997.
(10) Fethullah Gülen’in 40 Yıllık Serüveni, Hikmet Çetinkaya, Sf. 146, Günizi Yayıncılık 2004.
(11) Cumhuriyet Gazetesi, 20.10.2008.

Neden TGB'li Oldum?

Damla Dinçşahin-İstanbul(3 Eylül 2010) 

2006 yılında kurulduğunuzu öğrendiğimde, ne kadar çok zaman kaybetmişim dedim. Fakat hiç birşey için geç değildir diye düşünerek aranızda olmak istediğime karar verdim. Taksimde sizleri gördüğümde, sizi kameraya almakdan daha fazlasını yapmam gerektiği düşündüm. Benim için sizlerle olmak, sizlere ufak bi katkım olmasından daha fazla; sizlerle olmak kendim için önemli, kararlarım ve düşüncelerim için önemli.

Sinem Ayver-Uşak (2 Eylül 2010)
"Selaam videonuzu izledim çok mutlu oldum. sizlerle iletişime geçmek isterim yapabileceğim birşey varsa da yaparım.... teşekkürler herşey için."


Hasan RAY-Afyonkarahisar (2 Eylül 2010)
"Atatürk'ün mirası Cumhuriyeti korumak, laik devlet düzenini çulsuzlara peşkeş çektirmemek için Atatürkçü genç arkadaşlarımla beraber olmak istiyorum"

Uğur Kavoğlu-Tekirdağ (2 Eylül 2010)

"AKP Anayasasına HAYIRRRRR!.."

Cansu Şahin-Çorum (2 Eylül 2010)
"15 yaşımda olmama rağmen sizin sayenizde bazı gerçekleri ben de görüyorum artık"

Dinçer Özer-İzmir (2 Eylül 2010)

"Yeni kaybettiğim işe iade davamdan sonra bu ülkede hukuk, adalet ve eşitliğe olan inancımı tamamen kaybettiğim bu günlerden sonra, inandığım tüm çalışma ve eylemlerinize katılmayı gönülden dilerim."

Yasemin Arguz-İstanbul (2 Eylül 2010)
"Böyle güzel bi birligin farkına geç vardım. Aranıza katılıp gerçekleştirilen faaliyetlere elimden geldiğince katılıp destek olmak istiyorum. Teşekkürler..."

Bahattin Onur Güven-İstanbul (2 Eylül 2010)

"Bağımsız Türkiye için ben de varım..."

Anıl Arpacı-Hatay (2 Eylül 2010)
"Gençlik 'HAYIR' diyor..."

Salih Murat Özsaraç-Bolu (2 Eylül 2010)

"Elleri bağlanmış buldum yurdumu, heryeri işgal altında. Atatürk gençliğinin görevini yapma zamanıdır."

Onur Yücel Kırca-Aydın (2 Eylül 2010)

"Oluşumunuzda aktif olarak yer almak için hazırım. Oluşuma katılmam için ne yapmam gerekir acaba."

Ebru Yalbuğ-Mersin (2 Eylül 2010)
"Herkese selam hey Türk gençliği. ATATÜRK'ün yolunda devammmmmmm. BU ülke tayyipçilere feytullahçılara kalmaz...."

Perihan Eldeniz-Hatay (2 Eylül 2010)
"ATAMI karşısına alan beni de karşısına almış olur atama ve yarattığı ülkeye gelecek zarar bize gelmiştir ama bunu bilincine varamayan çok insanlar var ama inşallah onlarda doğru yolu bulacaklardır..."

Hakkı Doğan-Balıkesir (1 Eylül 2010)
"12 yıl ADD gençlik kolları şube başkanlığı yaptım ve TGB çalışmalarını gördüğüm zaman hep işte bu diyordum Türkiyenin ihtiyacı olan güç..."


Pınar Aktaş-Mersin (1 Eylül 2010)
Türk Gençlik Birliği'nin farkına geç vardım, üye olmak için zaman kaybetmek istemedim.!"

Utku Karakoç-Bilecik (1 Eylül 2010)
"Söylenecek birşey yok. Her daim bu cumhuriyetin koruyucusu ve sizin destekçinizim."

Ertan Aytekin-Şanlıurfa (1 Eylül 2010)
"Türküm, gencim, milletimi severim! TGB'ye destek veririm !"

Zeliha Üzgün-Trabzon (1 Eylül 2010)
"Ben de Atatürkçü bir genç olarak birliğinize üye olmak istiyorum. Bugüne kadar çok fazla ilgilenmedim, ama bundan sonra sizin de yardımlarınızla ben de daha fazla bilgi edinip fikir üretip bu birliğe ve ülkemize katkıda bulunmak istiyorum."

Salih Mete-Kocaeli (1 Eylül 2010)
"Satılmış başbakandan, ülkemin en güzel en stratejik noktalarını satan, işçiyi ezen, hiç bir fabrika açmayıp hep satan , yoldan başka birşey yapmayan, buğdayı princi, şekeri, kağıdı ithal etmemizi sağlayan sayın çok bilmiş başbakanımıza olan saygısızlığımdan dolayı özür dileyerek buraya üye olmak istiyorum. Atatürk genci olarak utanıyorum, vatanımın bu halini gördükçe."

Sezgin Kavas-Çanakkale (1 Eylül 2010)
"Çok başarılı işlere imza atmış olmanızın bende yarattığı etki ile üye olmak istedim.tepkisini dile getirebilen sayılı gruplardan birisiniz etki alanınız büyük,ortak hareket etmek,birlikte yapılacak her ne varsa katkı sağlamak istiyorum."

Serhat Kadan-Bursa (1 Eylül 2010)
"Benim de bi HAYIR'ım dokunsun istedim ."

Özhan İnderesi-Gazimağusa/KKTC (1 Eylül 2010)

"Kemalistleri bir arada görmek gurur verici."

Funda Kavas-Çanakkale (1 Eylül 2010)
"Elimden gelebilecek her ne olursa, her an hazır askerim, bu kadar takdir edilecek yanı olan bir ekibin içinde olmak ve destek olmak istedim. Keşke tüm gençlerimiz sizler kadar cesur ve bilinçli olsalar. Herşeye rağmen siz umutsunuz ve çığ gibi büyüyüp, hep birlikte hak edenlerin cezası olacağız."

Serkan Abo-İzmir (1 Eylül 2010)
"Uzun zamandır oluşumunuzu internet üzerinden bilgilendirme olarakta olsa takip ediyorum. Ve gerçekten düşündüklerimi eyleme geçiren siz arkadaşları tebrik etmek istiyor ve sizin aranızda olmanın beni onure edeceğini eklemek istiyorum."

Seda bilgiç-Kütahya (1 Eylül 2010)
"Atatürkçüyüz..."
 
Asena Kübra Soydas-Mengen/Almanya (1 Eylül 2010)
"Merhaba,
Türkiye Genclik Birligi'ne kurulusundan beri katilmak istiyorum. Ülkemizdeki son gelismelerden dolayi herzamankinden daha da cok , kendimde birseyler yapmak istiyorum.
17 yasindayim ve ailemle Almanya'da yasiyoruz. Asiri dincilerin, akp´cilerin vs. buradaki genclerin beyinlerini yikamalarina engel olmak sart. Öyleki, Atatürk´ü inkar edenler git gide cogaliyor.
Bu birliğe ben de dahil olmak ve kendi çapimda bir seyler yapmak isterim. Buna izin verirseniz cok sevinirim."


Bengi Yüzügüllü-Ankara (1 Eylül 2010)
"Şu dönemde birlik olup Cumhuriyetin bekçileri oldugumuzu göstermemizin tam zamanı diye düşünüyorum..."
 

Uğur Arslan-İstanbul (31 Ağustos 2010)

"Uğur Arslan - İstanbul (31 Ağustos Salı)
Merhaba. öncelikle kendimi size tanıtmak isterim. Bağcılarda/Mahmutbey de ikametgah etmekteyim. Orta halli bir ailenin çocuğuyum. Sosyalist bir düşünceye ve kemalist devrimci diyebiliceğimiz bir zihniyete sahibim. Deniz'lerin, Mahir'lerin, İnan'ların ki gibi, ben de vatan aşkıyla doluyum ve bu uğurda Deniz'in darağacındayken yaptıgı gibi ben de taburemi kendim devirecek kadar sevdalıyım bu topraklara.
Liseyi yeni bitirdim. ÖSS öğrencisiyim. Türkiye Gençlik Birliği'nin de düşüncelerimle paralel olduğunu düşündüğümden internet üzerinden de kaydımı yapmış bulunmaktayım ve TGB'ye, izin verirseniz, karınca kararınca destek vermek niyetindeyim.
Size kendimi tanıtmak açısından bir kaç şey daha söylemek isterim. Bir Dersimli ailenin evladı aynı zamanda bir muhtar çocuğuyum. Ben de sizinle omuz omuza haykırmak, bu hükümetin, bu Amerikan uşaklarının faaliyetlerine bir genç olarak sizinle birlikte dur demek, Atatürk'e olan müteşekkirligimi, bu gaflet ve dalalete dur diyenler arasında yer alarak ödemeyi bir borç biliyorum.
Saygılarımla..."

Mehmet Bozyel-Çanakkale (31 Ağustos 2020)

"Geleceğimizin aydınlık Türkiyesi için, mutlaka olmazsa olmazlardan biri ATATÜR'ün ilerici aydınlık yolunda ilerleyecek gençlerimizi yetiştirmemizdir."

Hakan Ak-Tekirdağ (31 Ağustos 2020)
"Daha çağdaş, daha özgür, daha KEMALİST gençlik için TGB ile olmaya karar verdim. Daha önceleri DEV-GENÇ'le mücadele ettiğim KEMALİST DEVRİM amacımın aslında DEV-GENÇ'le değil TGB ile olacağına karar verdim."

Ayşe Sezginer-Antalya (31 Ağustos 2020)
"Antalya bölgesi dahil Türkiyenin her yerinde ne yapmak gerekiyorsa, şimdiki      "

Cansu Acarbay-İzmir (31 Ağustos 2020)

"TGB 'le büyük bir ses getirdiniz. Çalışmalarınızı beğenerek takip ediyorum. Ben de size katılmak istiyorum. Zamanla artık bişey yapmalı."

Mert Kandemir-İstanbul (31 Ağustos 2020)
"Türk gençlerine katılmak ,Soran sogulayan gençlik için bende katılmak istiyorum..."

Özgür Savaş-Ankara (31 Ağustos 2020)
"Türkiye için genç ve kendini genç hisseden dostlarım için buradayım."

Onur Encür-Çanakkale (30 Ağustos 2010)
"Çanakkale Çan İlçesi Add ve Chp Gençlik Kolları Başkanıyım..."

Tayfur Yüksel-Mersin (30 Ağustos 2010)
"TGB'ni facebookta paylaşılan bir videoda görüp yaptıkları yürüyüşleri,şarkılarını,sözleri beğendim ve CUMHURİYETİN yılmaz bekçileri olduğunu görünce üye oldum"

Ceren Boztoprak-İzmir (30 Ağustos 2010)
"Sen bana 40 tane evet için neden sayabilirsin, ben sana hayır için tek bir neden söyliyeyim! TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ SEVİYORUM"

Emre Daş-Artvin/Arhavi (30 Ağustos 2010)
"Kurmuş olduğunuz ve yürütüğününz bu oluşumu haberlerden duydum ve hemen üye oluyorum benim gibi çok arkadaşım var onları da buraya yönlendireceğim sizden ricam bu sitenin reklamını daha çok yapalım arkadaşlar hepinize HAYIR'lı çalışmalar...teşekkürler..."

Yeliz Güven Yeşilyaprak-İstanbul
(30 Ağustos 2010)

"Derneğinizden daha önce haberim olamadığı için çok üzgünüm. Uzun zamandır acaba ben kendi adıma neler yapabilirim, bu ülke için hiç bir katkım çabam,uğraşım olmadan kafamdakileri iki kişiye anlatamadan göçüp gitmeyeyim benim de sesim çıksın diye düşünüyordum. belki de bunu TGB ile gerçekleştirebilirim.ilginize teşekküler

Halil Sarı-İstanbul (30 Ağustos 2010)
"Gidişatı değiştirmek, yönlendirmek için birlik olup örgütlü çalışmak önemli. Umarım katkı sağlayabilirim.
Böyle bir grubun olduğunu geç de olsa öğrenebildim, umutlandım."


Berkan Soytan-İstanbul (30 Ağustos 2010)
"Merhaba ben 21 yaşında bir gencim, yaptığınız çalışmaları hayranlıkla ve gururla izliyorum. Ben TGB'ye nasıl üye olabilirim. Ayrıca bir siyasi partinin ilçe gençlik kolları başkanıyım. Siyasi partiye üye olan TGB'ye üye olabilir mi? Ben Kartal'da otuyorum, fakat genellikle kadıköy civarında... Kadıköy'de yeriniz var mı? Sizinle cumhuriyetim için çalışmayı çok istiyorum."

Ergin Doğruer-İstanbul (29 Ağustos 2010)
"Merhaba. Siyasi gündemi sürekli takip etmeme rağmen, açık konuşayım varlığınızdan haberim yoktu. Biraz önce Facebook'da bir arkadaşımın paylaştığı, Taksim'de yapılan bir eylemin görüntülerini izledim. Çav Bella'nın üzerine yapılmış 'HAYIR' şarkısı çok hoşuma gitti.
Videonun sonunda da adresiniz yazıyordu. sitenizi gezerken gerçekten etkilendim ve eğer kabul ederseniz eylemlerinize, toplantılarınıza katılıp, size destek olmak istiyorum. İyi çalışmalar."


Halil Efe-Bursa (29 Ağustos 2010)
"Atatürk'ün İlke ve İnkilapları'nı yaşatmak ve devam ettirmek adına vermiş olduğunuz uğraş ve çabayı canı gönülden kutlar. Sizlerin özgür duyğu ve düşüncelerinize ortak olmaktan büyük kıvaç duyarım."

Ali Ozan Güzel-İstanbul (29 Ağustos 2010)

"Tam Bagımsız TÜRKİYE için aranıza katılmaktan onur duyarım."

Nakşi Gökdoğan-Şanlıurfa  (28 Ağustos 2010)
"Ben de TGB üyesi olmak istiyorum. Atatürkçü bir genç olarak beni de aranıza alırsanız sevinirim."

Abdullah Karaman-Balıkesir (28 Ağustos 2010)
"Örgütleştirilmiş, yasal vatan savunmasına, ben de katılmak istiyorum."

Süheyl Tanglay-Oosterhout/Hollanda (28 Ağustos 2010)

"El ele çalısarak, din sömürüsü altında ezilen güzel vatanımızın tam bagımsızlığını umuyorum. Sevgi ve devrimle kalin."

Levent Ekmekçi-İstanbul (28 Ağustos 2010)
"Hayir, hayir, hayir!.. Ilımlı İslam devletine hayir! Soyguna, kayırmaya, gemiciklere ve Cumhuriyete karsi bir zihniyete kesinlikle hayir!.."

Deniz Aydın-Ankara (28 Ağustos 2010)
"Devrimi, gençliğimizi koruma adına hayırrr!.."

Sergen Zeybek-Gaziantep (28 Ağustos 2010)
"Yüce önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bize bırakmış olduğu bu toprakları büyük bir gurur olarak görmekte ve gücümüzün yettiğince, kimsenin bu büyüyü bozmaması için çabalıyacağımızı bilmek ve bunu Yüce Atamın da bilmesı ne güzel bi duygu."

Korcan Baysan (28 Ağustos 2010)
"Artık gözümüzü acalım; yıllarca koyun gibi yasamaktan sıkıldık. Kendimize deger verelim, gecmisimize sahip cıkalım; gelecegimizin olmasını istiyorsak bunu yapalım. Biz Türk milletiyiz. Sanlı tarihimize bir millet olalım. Cumhuriyetimizi alkıslamaktan öte anlamaya calısalım ve sahip cıkalım..Tüm bunlara ragmen bizler oldugumuz yerde saymayı kendimize vazife bilmis; birbirimize düsürülmekten olan biteni göremez duruma getirilmisiz.aranizda olmakla gurur duyarim.."

Nesibe Oktav-Sakarya (27 Ağustos 2010)
"Yanlış giden yönetimi, ancak birlik olarak durdurabiliriz. Bunun için de gençlik birliğine katılmak istiyorum."

Adnan Tefikoğlu-İskeçe/Yunanistan (27 Ağustos 2010)
"Merhabalar. Yunanistan'daki Türk'lerden olmam hiç önemli degil. Türkiye benim ana vatanım orda okudum, orada sekillendim.
Atatürk benim hemşerim ve Türkiye'yi AKP türdeşlerinden kurtardı. Tayyip takımı Batı Trakya'ya da girdi, Feto takımı da...
Alayına HAYIR diyorum. Üye olmak istiyorum."


Umut Ayhan-Kocaeli (27 Ağustos 2010)
"Merhaba. Ben 16 yaşındayım ve bu birliğe üye olmak istiyorum. Acaba Kocaeli'de de şubeniz var mı?"

Şeyma Gündüz-Kırıkkale (27 Ağustos 2010)
"Bilinçli bir genç olarak, üye olmak istiyorum."

Mümin Kırman-Bursa (27 Ağustos 2010)

"Ben başvurumu yapmıştım ve hala bekliyorum cevap alamadım. Ben bu ülkeye gerçekleri TGB'li kardeşlerim gibi haykırmaya can atan Kemalistlerdenim. Ben Atatürk için ölümü göze alırım."

Aydın Özgür Delil-Manisa (27 Ağustos 2010)
"TGB'nin Manisa derneği ya da yakın bir ilde bulunan derneğine üye olmak istiyorum. Mesajıma cevap verirseniz çok mutlu olurum. Şimdiden teşekkürler."

Ahmet Pepekal-Adana (27 Ağustos 2010)

"Bütün düşüncelerinize canı gönülden katılıyor ve destekliyorum."

Utku Türkmeneri-Samsun (27 Ağustos 2010)
"Samsunda TGB'de lise örgütlenmesi yoktur. Kurmak için gönüllüyüm. Şuanki görevim CHP Samsun Lise Gençliği Başkanlığı'dır."

Aykutalp Avşar-Kayseri (27 Ağustos 2010)
"Daha huzurlu yarınlar için sizi destekleyip büyük ölçüde varlığımla katkı sağlamak istiyorum. Aranızda olmak beni rahatlatacak. Teşekkür ederim!.."

Abdullah Toye-Uşak (27 Ağustos 2010)
"Birlik ve beraberliğimizin ebediyen sürmesi için şahsım adına herşeyimle varım. Biz bir bütünüz kimse ayıramaz; çünkü gücü yetmez."

İrem Can-İstanbul (27 Ağustos 2010)
"Vatanına bağlı ve onu korumak için her tür fedakarlığa razı olan Atatürkçü bir genç olarak, mücadele yolunuza ben de dahil olmak istiyorum. Saygılar..."

Onur Baybars-Denizli (27 Ağustos 2010)
"CHP Tavas İlçe Gençlik Kolları Başkanı'yım. Çalışmalarınız çok hoşuma gidiyor ve sizinle çalışmak istiyorum."

Ekin Eraydin-Delft / Hollanda (27 Ağustos 2010)
"Ülkeme borcumu ödemek ve aydınlık günlere ulaşmak için..."

Emre Soysal-İzmir (27 Ağustos 2010)
"Merhabalar, ben İzmir Karşıyaka'dan Emre Soysal. İstanbul'da yaptığınız Referanduma Hayır etkinliğini aynı beste kullanılarak Karşıyaka Çarşısı'nda yapmak istiyoruz. Ancak bunun için gerekli izinler ve örgütlenme çabalarında sizin yardımlarınıza ve desteğinize ihtiyacımız var.Bizimle iletişime geçerseniz çok memnun oluruz.
İlginiz için teşekkür ederim."


Aliye Gurur Taner-Mersin (27 Ağustos 2010)
"Ülkemizde sessiz kalan, fikirlerini söylemekten çekinen genç nüfusun harekete geçmesinde büyük katkılarınız olduğunu düşünüyorum. Yıllardır sessiz kalan gençlik, artık birşeyler yapmalı. Bu yüzden ben de bu birliğin bir parçası olmak istiyorum."

Mehmet Gülerman-Ankara (27 Ağustos 2010)

"Çalışmalarınızı sevgi, takdir ve gıpta ile izliyorum ve aranızda yer almak istiyorum. Sevgilerimle..."

Levent Türkoz-Berlin/Almanya (27 Ağustos 2010)

" 'AKP'ye Hayır' ile beni cezbettiniz. Bende sizinle herseye varım."

Gülşah Deniz Pehlivan-Kırklareli/Lüleburgaz (27 Ağustos 2010)

"Ben de bu ülkenin vatansever bir genci olarak, atamın bıraktığı emanetlere sahip çıkmak için yaşıyorum ve bu uğurda ne gerekirse yapmaya hazırım. Saygılar..."

Mehmet Bunar-Denizli (27 Ağustos 2010)
"Merhabalar, öncelikle çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Denizli'de uygun olduğum sürece diğer faaliyetlerde bulunmak ve özgürlük için bir adım da ben atmak istiyorum. Başarılarınızın ve emeğinizin devamını dilerim."

Melda Bütün-Samsun (27 Ağustos 2010)

"Atatürkçü Düşünceyi savunan arkadaşlarım, aranızda bulunmaktan onur duyarım!"

Abdulbaki Korkmaz-Ankara (27 Ağustos 2010)
"Ben işitme engelliyim. Türkiye Gençlik Birliği'ne katılmak istiyorum... AKP Anayasa Degisikliğine "hayır" oyu istiyorum. Ankara'da eylemlere gitmek istiyorum."

Ozan Kaya-Kocaeli (27 Ağustos 2010)
"Sizlerin varlığınızdan haberdar olmak, biz gönül dostlarınıza apayrı mutluluk veriyor. Yolunuz açık..."

Esra Önay-Gaziantep (27 Ağustos 2010)

"Türkiye'nin yeni aydınlık kuşağı..."

Bora Güldiker (24 Ağustos 2010):
"Biz yaşayamadık fakat çocuklarımız daha özgür bir ülkede yaşasın diye, birliğe katılmak istiyorum."

Suzan Yılmaz (23 Ağustos 2010):
"Merhaba, aranıza katılmaktan gurur duyarım."

Pınar Saros (21 Ağustos 2010):
"Türkiye Cumhuriyeti gençliğe emanet edilmiştir, emanete sahip çıkalım!"

Emir Kağan Arkıl (21 Ağustos 2010):
"Ülkede olan biten hadiselere kayıtsız kalmamanın en güzel yolu ses getirecek bir topluluğun içinde bulunmak olduğunu bildiğim için birliğe üye olmak istedim."


Görsel Galeri

Yeni Videolar

TGB´nin Bakırköy Masası Haber Oldu
Etkinlikler
05-09-2010
Bakırköy´de Referandum İçin Hayır Standı
Eylemler
30-08-2010

Son Yorumlar

RSS

Yönetim