05 Şubat 2012, Pazar
   
Metin boyutu

Üniversitede, Sokakta, Mecliste TGB Her Yerde!

Başlangıçta her şey hükümet için güllük gülistanlıktı. “Demokratik açılım” gündemli 10 Kasım oturumunda CHP’lilerin protestolarıyla karşılaşan AKP’liler, 13 Kasım tarihli oturumda benzeri bir “aksaklık” ile karşılaşmayacağını ummaktaydılar.

Yanılmadılar da… Daha beteri ile karşılaştılar! Oturumu locadan takip eden iki TGB’li, Osman Erbil ve İlkay Akkaya, tam da AKP’li Ömer Çelik kürsüye çıktığı sırada, olanca kuvvetleriyle haykırdılar: “Amerikancı ‘açılım’lara geçit vermeyeceğiz!”.
Eylemin ardından yaka paça meclisten çıkartılarak gözaltına alınan ve başı dik tutumlarını orada da sürdüren TGB’li arkadaşlarımızla, Kırmızı Beyaz olarak bir söyleşi gerçekleştirdik; yaşananların perde arkasını onlardan dinledik: Amacımız Halkın Sesi Olmaktı

Kırmızı Beyaz: İlk olarak genel bir soruyla başlayalım. Mecliste gerçekleştirdiğiniz protestonun temel hedefi neydi?

Osman Erbil: Öncelikle şunu belirtmek isterim; protestomuz, mecliste gerçekleşmiş olması, sansasyonel olması ve gündeme oturması dışında, bundan önceki eylemlerimizin devamı niteliğindedir. Öncekilerden farklı bir eylem tarzı değildi. Bunu şundan dolayı söylüyorum; biz zaten TGB olarak her zaman Tayyip Erdoğanların, Abdullah Güllerin ve AKP Hükümeti’nin bakanlarının gittikleri her yerde karşılarına çıkıp gerçekleri haykırıyorduk. Özellikle de üniversitelere gelip bu Amerikan açılımını üniversitelere sokmak isterlerken “Cumhuriyet üniversiteleri kürsülerine, Cumhuriyet yıkıcıları çıkamaz” haykırışlarımız onların yeterince ödünü patlatmıştı. İşte o gün, TGB’nin mecliste yankılanan sesi de aslında onlar için tanıdık bir sesti. Amacımız, her zamanki gibi, halkımızın vicdanının sesi olmak ve yalanlarını bir kez daha suratlarına çarpmaktı. Bunu başardığımız için mutluyuz.

İlkay Akkaya: 10 Kasım’da mecliste görüşülmeye başlayan sözde “demokratik açılım”, aslında Amerika’nın Türkiye’yi etnik temelde yeniden yapılandırma planının bir parçasıdır. Binlerce yıldır birlikte kardeşçe yaşayan Türk ve Kürt halkını birbirine düşürmeye yönelik aldatmacadır. Türkiye’nin dört bir yanından açılıma yönelik tepkiler geldi, şehit yakınları sokaklara döküldü. Tayyip Erdoğanlar gittikleri bütün üniversitelerde protesto edildiler. Biz de dinlemek üzere gittiğimiz oturumda meclisteki bu vurdumduymazlığa sesimizi yükselterek “Amerikancı ‘açılım’lara geçit vermeyeceğiz” dedik, tepki gösterdik. TGB, Mustafa Kemallerden, Deniz Gezmişlerden, 6. Filo’yu denize dökenlerden feyiz alıyor. Bu tavrını da bulunduğu her koşulda belirtiyor. Meclis de bizim için bu yerlerden biriydi.

KB: Peki, nasıl planladınız bu eylemi?

OE: Aslına bakarsanız, televizyonlardan planlanmış bir eylem görüntüsü veren bu olay, öncesinde konuşulan ve planlanan bir protesto gösterisi değildi. O gün orada halkımızdan aylardır gizlenen “Kürt Açılımı”nın içeriğini, AKP’nin mecliste nasıl ve ne derecede açıklayabileceğini dinleyerek öğrenmek için bulunuyorduk. Eylem için bizi ateşleyen şey de, gün boyu yapılan konuşmalarda açılımın senaryosunu yazan Amerika’nın rolünün saklanmak istenmesi ve hemen ardından da AKP adına açılımı savunmak için Ömer Çelik’in kürsüye çıkmasıydı. Biz de eylemimizle buna izin vermedik. Kürt “açılımı” denen açılımın bir Amerikan planı olduğunu haykırdık.

Yandaş Medyanın İftiraları Haklılığımızın Kanıtıdır

KB: Yandaş medyada yer bulan “CHP milletvekili Canan Arıtman’dan talimat alarak eylemi gerçekleştirdiğiniz” iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İA: Yandaş medyada Tayyip Erdoğanlar gibi, meclisten bizi apar topar ağzımızı kapatarak götüren görevliler gibi korku ve telaştan ne yaptığını ne söylediğini bilmemektedir. Biz o gün meclise açılım oturumunu dinlemek üzere Canan Arıtman’ın davetlisi olarak gittik; ama eylem kendiliğinden gelişti. AKP’liler sokağa çıktıklarında halktan gördükleri tepkiye bile birilerinin talimatıyla gerçekleştirdiklerini söyleyecek hale gelmişlerdir. Onların karşısına yeni çıkmış, fikirlerimizi yeni söylemiş değiliz. İstanbul’da, Eskişehir’de, Ankara’da, İzmir’de, bütün üniversitelerde TGB karşılarına çıktı ve “demokrasi” gibi güzel, süslü kelimelere büründürdükleri “açılım” aldatmacalarını her yerde yüzlerine vurdu.


OE: Bu iddiaların eylemin hemen ertesinde yandaş gazeteler tarafından manşetten verilmesi ve günlerce sürdürülmesi anlamlıdır. Bu durum TGB’nin eyleminin bu kez onları hiç olmadığı kadar rahatsız ettiğinin göstergesiydi. Canan Arıtman’a atfen bizimle ilgili olarak ortaya attıkları “Neden erken yaptınız azarı!” türünden iddialar komik olmasının yanı sıra, yalan haber üretmedeki hızla yükselen grafiklerinin ivmesi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu yalanların yandaş medya tarafından servis edilmesi yaptığımız işin ne kadar doğru olduğunu da ortaya koymaktadır.

KB: Polisin size karşı tavrı nasıldı? Çıkarılırken darp edildiğinizi gördük, karakolda da bu tutum devam etti mi?

OE: Basın locasında ayağa kalkarak sesimizi yükseltmemiz, aynı anda oradaki güvenlik görevlilerinin üzerimize çullanmasıyla karşılık buldu. Kendimizi bir anda ağzımızın kapatıldığı, boğazımıza sarılınıldığı bir pozisyonda bulduk. Locadan yaka paça çıkarıldık. Gazetecilerin bulunduğu hole yaklaştığımızda, basına şirin gözükmek için bir anda bizi yere indirdiler. Hızla, ite kaka dışarı çıkarılarak polis minibüsüyle meclis güvenlik bölümüne, ardından da polis karakoluna götürüldük. İfademiz alındıktan sonra serbest bırakıldık. Meclisteki güvenlik görevlileri dışında, polislerin bize karşı davranışı olması gereken şekildeydi.

Kendi Omzumuzun Üstünde Kendi Başımızı Taşıyoruz!

KB: Eylemiz basında geniş yer buldu. Özellikle hükümet destekçisi basın organları ise sizin üzerinizden TGB’ye yönelik bir karalama kampanyasına girişti. “Provokatörlük yaptığınız” veya “karanlık odaklarla ilişkili olduğunuz” iddialarını nasıl karşıladınız?

OE: Tayyip Erdoğan’ın geçenlerde yaptığı açıklamada iddia ettiği gibi birisi bizim elimizden tutup da, mecliste bize slogan attırtmadı. Aslında Tayyip Erdoğan TGB’yi iyi tanıyor ve bunun söylediği gibi olmadığını kendisi de çok iyi biliyor. TGB ne bir kurumdan, ne de bir şahıstan emir ya da talimat almaz; sadece ve sadece Mustafa Kemal’in Bursa Nutku’nda Cumhuriyet’in gençliğine vermiş olduğu göreve -bu ülkenin polisi, jandarması, adalet kurumu vardır demeden, gerektiğinde kendi eserini taşla, sopayla korumak- karşı sorumluluk duyar. Yani biz Tayyip Erdoğan’ların yapamayacağı bir işi yapıyoruz, kendi omzumuzun üstünde kendi başımızı taşıyoruz!

İA: TGB kurulduğu günden beri bu tür karalamalarla karşı karşıya. Açıkçası bir karalama kampanyasını bile beceremeyecek kadar acizler. Basına yansıdı, hem “TGB’yi CHP yönetiyor” dediler, hem “İP’in arka bahçesi” dediler. Üstüne “Ergenekon’un gençlik ayağı” olduğumuzu söylediler… Bu iddialar komiktir. Onlar bize saldırdıkça biz büyüyoruz; onlar bize saldırdıkça gençlik birleşiyor.

Eylem TGB’ye Olan İlgiyi Arttırdı

KB: Eylem sonrası tepkilere değinelim biraz da, yurttaşlardan ne gibi tepkiler aldınız?

OE: Eylemin ardından günlerce Türkiye’nin her yerinden destek mesajları aldık. Yüzlerce destek mesajı da TGB Genel Merkezi’ne ulaşmış. Eylemin ardından 250’nin üzerinde genç TGB’ye internet üzerinden üyelik başvurusu yapmış. TGB sitesi günlerce binlerce ziyaretçi almış. Bunların hepsi çok sevindirici. Ancak beni en çok sevindiren destek elbette ailem ve akrabalarımdan geldi. Onların, arayıp gurur duyduklarını söylemeleri gerçekten mutluluk vericiydi. Demek ki, TGB bu eylemle halkın sesine, duygularına, düşüncelerine tercüman olmuş…

İA: Türkiye’nin dört bir yanından tebrik mesajları aldık; Türkiye’yle de kalmadı, İngiltere’den, Almanya’dan büyüklerimizden TGB ile gurur duyduklarını belirten e-postalar aldık. Kürt kökenli olduğunu belirten arkadaşlarımızdan da mesajlar alıyoruz. TGB sitesini takip ettiklerini belirtiyorlar.
Ayrıca Osman da ifade etti, eylemi yaptığımızdan beri TGB’ye yüzlerce kişi üye oldu; görev almak istediklerini belirtiyorlar. İnternet sitemizi bir günde 1500 kişinin takip ettiği görülüyor.

Günün Görevi Yurtsever Gençlik Mücadelesini Büyütmek

KB: TGB bu tür cesurca eylemlere hız kesmeden devam edecek gibi görünüyor. Sizin TGB için öngörüleriniz nelerdir?

OE: Şüphesiz devam edecek. İşbirlikçiliğin, iradesizliğin ve gericiliğin temsilcileri yenilene, Atatürk Cumhuriyeti yeniden kurulana kadar bize rahat uyku yok. Enselerindeyiz! Tayyip Erdoğan hazmettirmeyi başaramadığı “açılım”ı, halka giderek anlatacakmış. Sakın unutmasın o halkın onuru var. Yurtsever, devrimci gençliği var. TGB’si var! Tayyip Erdoğanların yerinde olmayı hiç istemezdik, işleri gerçekten çok zor.
TGB geliyor. Atatürkçü, yurtsever gençlik kurtuluşu TGB’de görüyor. TGB’nin yükselen mücadelesiyle, yıllardır apolitik olarak tanımlanan gençliğin kaderinin de değişeceğini öngörüyorum. ’68 gençlik hareketinden, Dev-Genç’ten bu yana, sistemin gençliğin önüne sunduğu seçeneklerin –seçeneksizliğin- dışında alternatif bir gençlik örgütü Türkiye gerçekliğiyle buluştu. Sadece ideolojik benzerlikleri olan ve mücadele içinde bir araya gelen gençlik kesimlerini örgütlemekten de öte; TGB gençliğe paylaşmayı, feda etmeyi, sırt sırta vermeyi ve çalışkan olmayı öğreterek daha değerli bir yaşamın fırsatını sunuyor.

KB: Son olarak gençliğe nasıl bir çağrı yapmak istersiniz?

İA: Cumhuriyet’i kuranların, 6. Filo’yu denize dökenlerin temsilcileri TGB’de örgütleniyor. Tam bağımsız Türkiye mücadelemizin başarıya ulaşacağından eminiz. Bütün gençliği bu mücadeleye destek vermeye çağırıyorum.

OE: Gençlik, AKP’nin Cumhuriyet’in değerlerinden ve onun kurumlarından hesap sorarak yaratmaya çalıştığı “korku imparatorluğu”nu kabul etmeyecektir; “dur” diyecektir! Bunu hep birlikte göreceğiz. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Günün görevi ve yakıcı ihtiyacı yurtsever gençlik mücadelesini büyütmektir. TGB programıyla, disipliniyle öne çıkmıştır. Bütün arkadaşlarımı TGB’ye üye olmaya ve TGB’de görev almaya davet ediyorum.

KB: Çok teşekkür ederiz arkadaşlar.


Söyleşi: Cansu YİĞİT
Fotoğraf: Emir YEGANEH




Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Yorum ekle


Son Yorumlananlar

Yönetici Girişi