Röportaj
"Son Sözü Hep Direnenler Söyler!"
"Son Sözü Hep Direnenler Söyler!"
TEKSİF Sendikası İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy:
“Son Sözü Hep Direnenler Söyler!”
Önce TEKEL, şimdi TARİŞ… 1 Mart 2010 tarihinden beri TARİŞ Genel Müdürlüğü önünde oturma eylemi yapan TARİŞ İplik ve Dokuma Fabrikası işçilerinin sözcüsü, TEKSİF sendikası İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy’la, direnişin sebepleri ve sürece ilişkin görüşleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.
Kırmızı Beyaz: Faruk Bey, okurlarımızın sizi daha iyi tanıması için önce bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Sendika ve sendikacılıkla tanışmanız ne zaman gerçekleşti?
Faruk Aksoy: 1977 Aydın, Söke doğumluyum. Fakir, emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. 2000 yılında TARİŞ iplik ve dokuma fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladım. 3 ay sonra da sendikaya üye oldum. Öncelikle yönetim kurulunda yer aldım, daha sonra başkanlığa seçildim. 10 yıldır bu görevi yürütmekteyim.
K.B.: ‘Avrupa’nın en büyüğü’ sıfatını taşıyan İzmir Çiğli’deki TARİŞ İplik ve Dokuma Fabrikası’nın işçileri, 1 Mart 2010 gününden beri direnişteler. Sizleri eylemli mücadeleye yönelten sebepler neler oldu?
F.A.: Kooperatifçiliğin, dayanışmanın, mücadelenin simgesi olmuş; TARİŞ destanını yazmış ağabeylerimizin izindeyiz aslında biz. TARİŞ Genel Müdürlüğü önünde 20 gündür eylemde olan işçilerin sözcüsü olarak konuşuyorum: 4447 sayılı kanunun işsizlik sigortası ile ilgili bölümü, işçinin bu fondan daha iyi faydalanacağını öngörüyordu. İşten çıkarmalar olmasın, fabrikalar üretimi durdurmasın diye bu yasayı çıkardıklarını söylemişlerdi. Aksi hareket edenler için de ağır bedeller ödeteceklerdi. Ancak bunlar hiçbir zaman gerçekleşmedi. Biz bugün öncelikle bu yasanın mağduriyetini yaşıyoruz.
Şubat 2009’da işten çıkarıldık. Fabrikanın kendini toparlaması için zaman tanımıştık. Bu dönemde kısa çalışma ödeneği aldık. Ağustos ayında birlik yönetimi değişti. Birtakım vaatlerde bulunarak pembe tablolar çizdiler; bize herhangi somut proje dahi sunamadılar. Müzakere masasına bile çağrılmadık. İkinci 6 ayı biz işe dönme şartı koyarak kabul ettik. Bu ikinci 6 ayda işsizlik sigortamızdan kesinti yapılıyordu. Mart 2010 tarihinde ise geriye 2 aylık işsizlik sigortamız kaldı. Ve 1 Mart sabahı arkadaşlarımız işbaşı yapmak için fabrikaya gittiklerinde iş akitlerinin feshedildiğini öğrendiler. Arkadaşlarımızın fedakârlıkları, Pamuk Birliği’nin hava atarak anlattıklarından çok daha yücedir. Birlik bu fedakârlığının 10’da birini yapsaydı, fabrikamız şu an açık olacaktı.
Moraller Yüksek
K.B.: İşçi ağabeylerimizin, ablalarımızın moral durumları nasıl; eylemli mücadelenin geleceğini nasıl görüyorlar?
F.A.: Moralleri oldukça iyi, mücadeleye büyük bir kararlılıkla bağlılar. Her biri sosyal haklarını geri alana kadar mücadele edeceklerine belirtiyorlar. Kendilerine güvenleri de tam. Mücadeleyi hep beraber kazanacağımıza inanıyoruz.
Röportaj: Oytun Ozan KORKMAZ
Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle
![]()
Amerika'da beni
Ece Kırbaş
TGB Ankara
'Manyetik Takla' ve Eylemsellik GereğiÇağrı Sevinç
TGB Isparta
Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e aynı oyun!Mehmet Yaşar Yıldız
TGB Sakarya
'Fail-i meçhul' değil 'Fail-i emperyalizm'Elvan Konuk
TGB Ankara
Yeniden çağdaşlığın ve halkın cumhuriyetine dek kavga!Ozan Şenyüz
TGB Kuşadası
KorkuErkin Öncan
TGB İstanbul
Bizim tarihimiz; 19 MayısOnur Dönmezer
TGB Hatay
Hakimiyet-i Milliye'nin mesleği, milletin hakimiyetini müdafaa...Gökalp Çiftçioğlu
TGB Ankara
Öncü, toplumcu bir şair: Cemal SüreyaNadir Temeloğlu
TGB Ankara





