Kırmızı-Beyaz
Sayı:26
Aklın gizli esareti
'Yeni Ortaçağ'; içinde bulunduğumuz süreci, en berrak biçimde tanımlama çabasının sonucu olarak ortaya çıkan bir kavram.
Aslında bu isimlendirme, toplumsal belleğin sakatlanması için elinden geleni ardına koymayan emperyalist sistemin 'Yeni Dünya Düzeni' kavramıyla benzeşiyor. En azından, emperyalizmin ve gericiliğin son atağının 'yeni' olduğu konusunda hemfikiriz. Biz yalnızca, 'dünya düzeni' diye yuvarlatılan ifadeyi, berraklaştırıyoruz: Ortaçağ.
'Yeni'nin Büyüsü
İçinde yaşadığımız 'Dünya Düzeni'nde 'Yeni'nin büyüsü, ünlü Kral Arthur efsanesindeki, büyücü Merlin'i anımsatıyor. Merlin'in görevi nasıl Kral Arthur'u korumaksa, bu düzenin koruyucuları da 'Yeni'nin büyüsüne sarılmaktalar. Peki, bu büyü nasıl işler? Zamanında, bütün dünyada, devrimlerin karanlık kuyulara sürdüğü Ortaçağ'ın, bütün kişi, kurum ve ilişkileriyle geri dönüşünü, nasıl allayıp pullamaktadır? Dünyayı değiştirmek, yeni bir hayatı, toplumu kurmak, devrimci eylemlerdir. Kurulu düzenin sahipleri ise bu eylemlere karşı tedbirler almak zorundadırlar. 20. yüzyılda ardı ardınagelen devrim hareketlerine karşı, emperyalistlerin tedbirleri, Ezilen Dünya'da gerçekleştirilen tertipler, darbeler, katliamlardı. Saldırganlıklarını gizleme ihtiyacı duymadılar. Bu sürecin bütününde emperyalistlerin, hedeflediği ülkelerde, esas maşaları gericilerdi. 1970'lerin sonlarından itibaren bütün dünyada devrimci dalganın geri çekilmeye başlaması süreci, 1980'lerin sonunda emperyalist-kapitalist sistemin zafer ilanına kadar geldi. Emperyalizm, daha önceden kovulduğu ülkelere büyük bir iştahla girerken, yeni görevini de tayin ediyordu. 'Yeni' hayatı ve toplumu kurmak! Ancak, kurulmak istenen toplumun niteliği, elbette devrimlerin hedefi olan eşit ve özgür bir toplum değildi.
Yeni'nin büyüsü işte bu noktada devreye giriyor. Bu 'yeni' düzenin hâkimsınıfı kendini, 1789'dan beri bütün devrimci değerlerini ve kazanımlarını reddetmesiyle 'yeni'liyor. Öte yandan, Fransız Devrimi'nin 200. yıldönümünde (1989 – bu tarih aynı zamanda Sovyet Bloku'nun dağıldığı tarihtir.) devrimin giyotine gönderdiği XIV. Louis ve aristokrasisinin haklarının iade edilmesi ve devrimi gerçekleştiren Jakobenlerin terör uyguladıkları gerekçesiyle mahkûm edilmesi, tarihin çok bilinen cilvelerindendir. Artık, milli devletler çağı geride kaldı! Yaşasın Yeni Dünya Düzeni! Peki, yıkılan mı, yoksa inşa edilen mi yeni olan? 'Yeni' yamalı bohçanın içini açarsanız, içinde göreceğiniz şey, yüzyıllar öncesinin köhnemiş, kokuşmuş Ortaçağ düzenidir. Kokusu midenizi bulandıracaktır.
Bilgi Çağı ya da 'Bilgiç ağı'
Emperyalizmin hâkim sınıfların karakteri, gerici ve tutucudur. Ancak, karakterlerini gizlemek zorunda olduklarının farkındalar. Gizleme eylemlerinin bütününü içeren yaşadığımız çağı ise şöyle tanımlıyorlar: Bilgi Çağı. Aslında 'Bilgiç Ağı' tanımı daha doğru olabilir. Elbette bu 'bilgiç'ler 'Yeni Ortaçağ'ın 'Merlin'leridir. Yeni büyüleri ise kitle iletişim araçları. Kitleler dünyanın dört bir yanındaki 'bilgi'ye kolayca ulaştırılmaktadır bu çağda. Yoksulluktan kırılan Latin Amerikahalkı, özgürlük yanılsamasıyla büyülemektedirler. 'Bilgiç ağı' dokunurken, kentlerdeki yoksulların, bir aylık maaşlarından pahalı elbiselerin bir günde satın alındığı giyim programlarını ya da saraylarda, yalılarda geçen entrikaları, izleme özgürlüğü vardır. Düzen, emekçinin önüne, ürettiğinin peşinden koşmasın diye, boynunu büken o giyim programları ve sarayları, bir yandan da kahvehaneleri ve iddaa kuponlarını koymaktadır. Hâkim sınıfların yaşantılarını, özenilecek yaşantı olarak sunarken, alt tabakaların yükselme umutlarını da özenmeyle beraber uyuşturmanın aracına dönüştürmektedir.
Tattıkları en önemli özgürlük ise ‘din’ özgürlüğüdür. Elbette, ‘din’ çarpıtılmalı ve dünyalılaştırılmalıdır. Tarikatlar en sivil toplum kuruluşları haline gelir. İtaat kültürü, yoksullaşmanın yan etkileri (en başta, sistemi yıkacak muazzam potansiyeli)ni kırmanın en etkili yolu olarak piyasadadır artık. ‘Bilgiç ağı’, ‘özgür balıklarla dolmalıdır. Ortaçağ’ın serin sularında yüzen ‘özgür’ balıklar, hâkim sınıfların hayallerini süslemektedir.
‘Bilgiç Ağ’ı ® : En Son Teknoloji ile Üretilmiştir
Teknolojideki gelişmelerin, insanlığı özgürlüğe götürdüğü savına rağmen, ülkemizde bugün yaşananlar da teknolojinin bu ilişkide daha temel bir belirleyici olduğunu gösteriyor. Fiber optik kablolarla internet hızları katlanırken, internet siteleri yasaklanabiliyor, hâkim sınıfların gericikalemleri, Ekşisözlük’e karşı halkı tahrik edebiliyor. Televizyon kanalları dev olanaklarla çalışırken, haber küpleri kurulurken, bu küplerin içinde eskiden iktidarın suyuna giden isimler bile bugün
barındırılmıyor. Yapılan anketlerde, gazeteciler haber yaparken en çok ‘cemaat’ten çekindiklerini söylüyorlar. Bunların kaynağı insanların aptal olması, ilgi gösterdikleri için talebin artması safsatası değildir elbette. Ama sistem aklın önüne geçmiş, güneşi sıvamak için balçıktan daha iyisini bulmuştur. Anlatmak istediğimiz, bilgiye ulaşmada kolaylığın ya da teknolojinin zararı da değildir. Düzenin, ‘bilgiç ağı’nı yanlış bilgiye yönlendirişi ve örgütsüzleştirilen insan yığınlarının buna karşı koyabilecek araçlara sahip olamamasıdır. Bireylerin elinde, tablet PC’lerin mülkiyeti olabilir. Ancak bütün bir ‘Bilgiç ağı’nın mülkiyeti devlerin elindedir. Sistem bütün imkânlarını sevk ediyor. Yanlış bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!
‘Özgür Balıklar’ın Ötenazi Hakkı
Burada önemli bir ayrımı ortaya koymamız gerekiyor. Liberal 'bilgiç'ler, zaman zaman yükselen muhafazakârlaşmadan şikâyet ediyorlar. Tezlerini ortaya koyarken de mahalle baskısı, linç kültürü gibi kavramlardan besleniyorlar. Bu kavramlar üzerinde tartışmaya girmeyeceğiz. Belirli gerçeklikleri içinde barındırmaktadırlar. Ancak, bu tezler, muhafazakârlaşmanın yükselmesini, yukarıdan aşağıya değil aşağıdan yukarıya görmektedir. Bu yüzden şikâyet gibi ifade edilen durum, kolayca halkın iradesi şekline bürünmektedir. Tezlerinde 'Yeni Ortaçağ'ı inşa eden emperyalist hegamonyanın zerre izine rastlayamazsınız. Elbette, gerçeği bütünüyle örtmek, hiçbir ‘Merlin büyüsü’nün harcı değildir. Bu yüzden, bu liberal ‘bilgiç’ler gerçeği eğip bükmenin daha doğru olduğunu keşfetmişlerdir. Onlara göre muhafazakârlaşma halkın iradesiyle gelmektedir. O halde yapılabilecek hiçbir şey yoktur. ‘Özgür balıklar’ın ötenazi
hakkı da vardır. Post-modern Saltanat Hem Batı’nın pek demokratik görülen ülkelerinde, hem de Türkiye gibi ülkelerde, uluslararası tekeller kitle iletişim araçlarını, ‘bilgiç ağı’nın tüm olanaklarıyla kullanarak hegemonyalarını sağlamlaştırıyor, popüler kültüre, edebiyata, sinemaya, yaşamın her alanına ideolojilerini hâkim kılıyorken, yığınlaştırmaya çalıştırdıkları halkları da parlementer sistemle ideolojilerinin peşinden sürüklüyorlar. Belki birkaç yılda bir yapılan seçim ve referandumlarda söz sahibi olduğuna inanıp köşesine çekilen insanlar, geri kalan binlerce günde üst siyasetin gelişmelerini ve polemiklerini seyrediyor. Katılımcı değil seyirci olduğu bu ‘demokrasi’ içinde; Sarkozy, Berlusconi gibi seçenekler arasında seçim yapmakta özgür kalıyor. İspanya’da seçimleri protesto edip katılmayan insanların ‘Bu B.k Demokrasi Değil’ sloganını atması da bu gerçeklere dikkat çekiyor. Ortaçağın nasıl koktuğundan bahsetmiştik. İspanyolların bu kokuyu doğru tanımladığını söyleyebiliriz. Sistem tüm araçlarıyla, yaratıcı düşünceden, bağımsız yaşamaktan yoksun, giderek uyuşan ve uyuştukça, önüne konulan alternatiflere razı gelen insan yığınlarını yaratıyor. Falcılardan, büyücülerden medet umanların sayısı az mı? İstersek uzay çağında yaşayalım, cep telefonumuzla her gün
referandumlara katılalım, uçan arabalara binelim; üretim ilişkileri değişmedikçe insan aklının özgürleşme yolu açılmayacak. Beyler ve krallar bu kez farklı şekillerde, post modern tahtlarının üstünde, saltanatını sürdürüyorlar.
Çağdaş Cengiz – Özer Erdoğan
Kırmızı-Beyaz Aralık 2011
tgb.gen.tr

Dünyanın ABD petrolüyle imtihanı
Mert Demir
TGB-ABD Başkanı

Bekle Bizi İstanbul!
Mahir Gümüş
TGB Konya

Anayasaya meşruluk kazandırmak!
Gamze Akbulut
TGB Trabzon

Devrimci mutluluk
Özgür Bursalı
TGB Muğla

Ortadoğu'da Kurtuluş Savaşı
Handan Yılmaz
TGB Trabzon

Psikolojik savaş,Siyaset ve Hayat
Erkin Kenar
TGB Zonguldak
Analar Deniz Doğurmalı
Yener Güneş
TGB Genel Sekreteri
Halka Umut OlmakEzgi Daryürek
TGB Manisa






