Pazartesi, 11 Ocak 2010 23:14
Kuvvetler ayrılığı ilkesi, devlet aygıtını oluşturan güçler arasında dengeyi sağlamak amacı ile Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan ve halen modern devletin işleyişinde önemini sürdüren bir ilkedir. Bu tarihi süreçten Türk Devrimi de etkilenmiş ve Cumhuriyet’in temelleri kuvvetler ayrılığı ilkesine dayandırılmıştır. Erklerin yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi böylece kuvvetler ayrılığının yaşama geçirilmesi için en ciddi mevzuat çalışması 1960 Anayasası dönemine yapılmış ve Türkiye döneminin en ilerici anayasalarından birine sahip olmuştur.



Tarihi “An”lar Vardır
Eski adıyla “muharrir” ya da yeni adıyla “yazar” dendi mi biraz durup düşünme zorunluluğu nüksediyor insanda. Nasıl olmasın ki? Köşeleri tutanlar veya daha doğru tabirle “aman bu köşe senin, değerini bil” diye tutturulanlar; açıyor ağzını, yumuyor gözünü, başlıyor saymaya. İster yandaş olsun, isterse demokrasi, özgürlük vs. gibi söylemlerle yola çıkıp da stepne görevini yerine getirsin, Allah’a çok şükür medyamızda sayıları yüreğimize su serpecek oranda(!) kraldan çok kralcı yazarımız var.
“(…) Bizi biz yapan, bizi aydın yapan halkımızdır ve biz halkımıza borçluyuz. Bu ödenemez bir borç olduğu için ödeyemeyiz; ancak ödemeye çalışabiliriz. Biz de öyle yaptık, öyle yapıyoruz ve yaşadıkça hep öyle yapacağız.”
Tiyatro… Dünyaya açılan devasa bir pencere… Günümüze kadar varlığını koruyan en eski iletişim yolu… Hayatı yansıtan eşsiz bir ayna…
Merhaba sevgili dostlar;
“Soğuk Savaş sonrası, NATO ülkeleri Sovyetler Birliği tehdidine karşı üye ülkeleri denetlemek ve gerekirse rejimlerini bile değiştirmek üzere bir gizli örgüt kurdu: Gladyo.”










