18 Mayıs 2012, Cuma
   
Metin boyutu

Bu Gençler Ne Kadar Sivil?

Kırmızı-Beyaz - Sayı:16

1980 Amerikancı darbesiyle birlikte ülkemizde gençlerin ve özellikle de üniversiteli gençlerin siyasetle ilgilenmesi engellenmiş; gerek anne ve babaların nasihatlerinden, gerekse toplum içinde genel kabul gören görüşlerden dolayı (“Bu memleketi sen mi kurtaracaksın?”) politikadan ve memleket meselelerinden çok uzak nesiller yetişmiştir. Türkiye Gençlik Birliği kalıplaşmış bu mantığa tepki olarak ortaya çıkmış ve ülkenin buna ne kadar ihtiyacı olduğunu hissettirmiştir. “TGB neden Cumhuriyetçi, Atatürkçü kesimin gözbebeği haline geldi?” diye sorduğumuzda şu cümleyi duyar olduk: “Ayağı Türkiye topraklarına basan bir gençlik hareketi de onun için”.
TGB ile aynı zaman diliminde ortaya çıkan bir “gençlik” örgütü daha var. AKP’nin ikinci kez tek başına iktidara gelmesinden sonra adlarını daha çok duyuran bir topluluk: Genç Siviller. Bizler de Vakit’in sürekli olarak TGB’yle kıyasladığı şu Genç Siviller neymiş dedik, araştırdık. Hem de tarafsız olarak, hem de onların web sitelerinden ve konuşmalarından yararlanarak. Bakalım karşımıza nasıl bir oluşum çıkmış…

Soros’un Adı Geçmese Olmaz!

Öncelikle herkesin aklındaki soru işaretinden başlayalım; bu çocuklar Sorosçu mu? Soros’tan veya AB’den para alıyorlar mı? Para almaya uğraşıyorlar mı? Soros ve AB’nin para yardımı yaptığı dernekleri destekliyorlar mı? “Ayağı Türkiye topraklarına basan” kimse ülkemizin bağımsızlığını engellemeye çalışan güçlerden para almaz ve alanı da desteklemez dedik, soruyu araştırdık.
“Soros’un kurucusu olduğu Açık Toplum Enstitüsü’nden maddi bir destek de almadık. Bu arada Açık Toplum’un desteklediği STK’leri de eleştirmiyoruz. Akıl vermeyin para verin o zaman. Siz bağış yapın, insanlar Soros’tan para alma ihtiyacı hissetmesin”. Bunlar Genç Siviller’in web sitesinde yer alan sözleri. Açık açık diyorlar ki: “Biz Soros’tan henüz para alamadık; ama kapıyı da kapatmıyoruz. Siz para vermezseniz oradan da alabiliriz. Sorosçu STK’leri eleştirmiyoruz”. Bununla da kalmıyor, devam ediyoruz; acaba AB projelerine (artık ne projeleri varsa!) başvurup oradan para alıyorlar mı? Daha bu soru aklımıza gelir gelmez karşımızda şu cümle: “Ayrıca bugüne kadar iki AB Projesine, bir de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programına başvurduk”.
Sorularımıza açık ve net yanıtlarından dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz, finansal anlayışlarını öğrenmiş olduk. Ama bu topluluk hakkında daha fazla fikir sahibi olmamız lazım. Belki çok güzel düşünce ve eylemleri vardır da bizleri cezp eder, diyerek araştırmaya devam ediyoruz. Bakalım, siyasi fikirleri nasılmış…

Bir Ayağı Okyanusun Ötesinde…

Cumhuriyet tarihinin en büyük Amerikancı operasyonunu gören bir nesiliz: “Ergenekon Tertibi”. Bizler, bizzat Gladyo’nun Türkiye ayağı tarafından organize edilen bu tertibin hedefinde olduk. Bundan korkmadık, çekinmedik; çünkü haklıydık. “Eğer Amerika’ya karşı olanların hedef alındıkları bir operasyonda bizler olmasaydık, işte o zaman kendimizden şüphe ederdik” dedik ve bununla gurur duyduk. Peki, darbelere karşı olduğunu söyleyen, hatta Amerikancı darbelere de kızan (yoksa ‘kızar gibi görünen’ mi yazmalıydık!) Genç Siviller, bu operasyona ne diyor?
İşte, son marifetleri: “Genç Siviller’in yeni kitabı: Derin Devletin Derinliklerine ‘Kısa ve Öz’ Bir Yolculuk: Ergenekon Nasıl Çökertilir?” Yine iyi niyetimizi bozmadan, belki adını yanlış anlamışızdır acaba içeriği nasıldır diyerek kitabın tanıtımına bakıyoruz: “Şu anda Ergenekon canavarına karşı tek başına mücadele veren, hayatı basın tarafından didik didik edilen, başına ne geleceğini kimsenin kestiremediği son savcımız var. Ne diyorsunuz? Biz de başarabilir miyiz?
‘Ergenekon Nasıl Çökertilir?’ kitabında derin yapılanmanın Türkiye ayağını, yaşanan tecrübeleri, bunun kökenlerini ve çözüm önerilerini ise Ali Bayramoğlu, Hasan Cemal, Ergin Cirmen, Cengiz Çandar, Yasemin Çongar ve Ömer Laçiner aktarıyor.”
Acaba yanlış mı okuduk isimleri, bunlar gazetedeki köşelerini ABD’den aldıkları direktiflerle dolduran kimisi eski solcu-yeni dönek, kimisi Fethullahçı Gladyo’nun kalemşoru olan kişiler değiller mi? Biz o kadar iyi niyetli yaklaştığımız halde, her taşın altından garip garip isimler çıkmaya başlıyor. Bu defa şüphelenmeye başlıyoruz; bakalım daha kimler destek vermiş Genç Siviller’e, kimler etkinliklerinde bulunmuşlar.
Mehmet Baransu, Markar Esayan, Sadık Yalsızuçanlar, Mümtaz’er Türköne, Abdurrahman Dilipak, Orhan Miroğlu, Sevan Nişanyan, Fatmagül Berktay, Etyen Mahçupyan, İhsan Eliaçık, Mehmet Altan, Mustafa Karaalioğlu, Nihal Bengisu Karaca, Emre Aköz, Kürşad Bumin…
Şüphelerimizde haklı olduğumuzu görüyoruz; ama bu yazıyı okuyan kimsenin aklında soru işareti kalmasın diyerek bu isimlerin bazılarını hangi etkinlikler altında topladıklarını da öğrenip yazıya ekliyoruz:
“Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukları” etkinliği kapsamında:
“Said Nursi” – Konuşmacı: Sadık Yalsızuçanlar
“Adnan Menderes” – Konuşmacı: Murat Belge
“İskilipli Atıf Hoca” – Konuşmacı: Abdurrahman Dilipak
Bunların dışında söyleşi olarak:
“Demokratlığa Giriş” – Konuşmacı: Etyen Mahçupyan
“Şeriat Nedir? İrtica Nedir?” – Konuşmacı: İhsan Eliaçık
Konuşmacılarından sonra konuları da çok dikkat çekiciymiş gerçekten. Fethullahçı Gladyo bizzat organizatör olsa yine bu konuları bu kişilerle işleyecektir.

Batı’nın Talimatları ve Batı’nın Yeniçerileri…

Şimdi de grubun eylemlerinden biraz bahsedelim.
“Geçtiğimiz ay, İstanbul Barosu avukatlarının yürüyüşünün son anlarında bir otelin üst katlarına asılan pankart ortamı gerilmesine neden oldu. Taksim Square Otel çatısından ‘Darbeci baro Taksim’e hoş geldin’ pankartı sarkıtılınca, bu pankartı gören bazı avukatlar otele doğru yürüdü ve otelin önüne Çevik Kuvvet ekipleri sevk edildi. İki kişi oldukları tahmin edilen şahıslar, polis ekiplerince gözaltına alındı. Otelin arka kapısından polis aracı ile çıkartılan şahıslar, polis merkezine götürüldü.”
Eylemin haber bültenlerine yansıyan kısmı bu idi. Haber bültenlerine yansımayan nokta ise, o pankartı indirenlerin İstanbul TGB üyelerinin olduğuydu. Baro’nun haklı eylemine destek veren TGB’liler, otel odasından sarkıtılan pankartı görmüş ve anında müdahale etmişti. Eylemi düzenleyen Genç Siviller’di. Aslında bu eylemin aynısını daha önce de yapmışlar, 1 Mayıs günü The Marmara otelin camından da benzer tasarımdaki pankartlarını sarkıtmışlardı. Örgütlülükleri emekçiye kitlesel destek vermeye yetmemiş olacak, hiçbir dar gelirlinin hayalini edemeyeceği bir miktarı gözden çıkartıp 2 kişi lüks otel odasından pankart sallandırmışlar; akıllarınca işçi sınıfına destek olmuşlardı. Anlaşılan yaratıcılıkları otelden pankart sallandırmaktan ibaret bu Genç Siviller’in.
Peki, kimdir bu Genç Siviller’in lideri?
22 Temmuz seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı olan Turgay Oğur.
Yani, Taraf Gazetesi Yazı işleri Müdürü Yıldıray Oğur’un ağabeyi Turgay Oğur.
Yani, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonuna özel davet ile giden ve geceyi peri masalına benzeten Turgay Oğur.
Genç Siviller son dönemde Dursun Çiçek’in oğlu Deniz Çiçek ile de gündeme gelmişti. Deniz Çiçek, gazeteci Kutlu Esendemir’e verdiği röportajda Genç Siviller’den ayrılık nedenini şöyle açıklamıştı: “Genç Siviller’in ‘sivil’liklerine ve tarafsızlıklarına olan inancımı yitirmiş olmamdır. Grubun kurucularından ve en aktif üyelerinden birinin, 2007 seçimlerinde bir partiden milletvekili aday adayı oldu. Grubun organizasyonlarının birçoğunun o partinin siyasi görüşlerinin etkisine girmesi sebebiyle grubun bağımsızlığına, tarafsızlığına inancımı yitirdim. Yaptıkları eylemleri de, demokrat olmak adına yaptıklarına inanmıyorum”.

Yine Taraf… Yine TSK Karşıtlığı…


“Bizim tarafımız ise; artık paşaların darbe, muhtıra ve azarlarından usananların tarafıdır. Bizim tarafımız, bu akan kandan artık bıkanların, bu saçma sapan savaş artık dursun diyenlerin tarafıdır. Bizim tarafımız, cesurca bu pis kokuların üzerine giden Taraf’ın tarafıdır. Bugün Taraf olma zamanıdır. Bu mücadelede yanlız (Türkçe’de “yanlız” diye bir kelime yoktur, “yalnız” yazılmalı) bırakılan Taraf’a sahip çıkma zamanıdır. Demokrasiden yana herkesi Taraf almaya çağırıyoruz. Adeta sessiz bir reklam ambargosu uygulayan iş dünyasını cesaretli davranmaya davet ediyoruz”. İşte böyle söylüyor Genç Siviller açıklamalarında.
4 Temmuz’da ABD’nin milli gününü ilk sayfadan kutlayan, ancak 29 Ekim’de Türkiye’nin milli gününü “gazetelerin ilk sayfasında kutlanması gereksiz ve yanlıştır” diyerek eleştiren bir gazetedir Taraf. Manşetlerini ABD’nin çıkarlarına göre atmaktan çekinmeyen ve bu doğrultuda Türkiye’nin tüm kurumlarını en bayağı şekilde suçlayan bir gazeteyle bu kadar içli dışlı olan bir topluluktur Genç Siviller. TGB İstanbul Şube Başkanı Adnan Türkkan, baroların eyleminde Genç Sivillerce açılan kışkırtıcı pankartı indirmek için pankartın sarkıtıldığı otel odasına girdiklerinde, odada Taraf Gazetesi gördüklerini söylemişti zaten. Bütün bunları alt alta koyduğumuzda karşımıza kimin çıkarlarına hizmet ettiği aşikar olan bir örgüt çıkıyor. “Bu çıkarların karşısında bugün bir şekilde TSK da duruyorsa, o zaman hedef TSK’dır” ana fikirli söylem ve eylemlerden çekinmiyorlar.
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un açılımlarla ilgili konuşmasından sonra, bu toplantıyla ilgili Genç Siviller açıklaması şöyle:
“Bu konuşma, ordunun siyasetin içinde kalıcı olma arzusunun yeni hamlesidir.
Parola BBB (Böyle Buyurdu Başbuğ).
Tek basamaklı sayılarla toplama-çıkarma yapabilen 4 yaşındaki bir çocuğun matematik bilgisi ne kadar ilginç ise İlker Başbuğ’un demokrasi konusundaki görüşleri de o kadar ilginçtir. TSK, demokrasi algısında toplumun hayli gerisinde kalmıştır. Türkiye’nin herhangi bir kahvehanesinde dönen muhabbetin demokrasi çıtası İlker Başbuğ’un konuşmasındakinden daha yüksektir”.
Bu saldırıları yeterli bulmayan topluluk, Ergenekon tertibi kapsamında sorgulanan muvazzaf subaylar haberinden sonra şöyle devam ediyor kin kusmaya: “Peki ya Türk Silahlı Kuvvetleri, yani bizim ordumuz ne yapar? Diğer orduların yaptıkları şeyler bir tarafa, onların düşünemeyecekleri, akıllarından dahi geçiremeyecekleri her şeyi kendisine görev edinir ve yapar. Neden tüm bu rezillikleri TSK için kabul etmiyoruz ve hala bir kaç kendini bilmez yapmış diyoruz ki? Tüm bu hukuksuzluklar, gizli planlar vs. vs. bir kaç kişiye mâl edilemez, kurumun kendisi böyle”.
TSK kimin karşısında? ABD! Kim TSK’nın karşısında? Genç Siviller! Gel de düşünme!

Ve İlginç Bir Davet!


ABD Dışişleri Bakanlığı, “Gençlik Hareketleri İttifakı”na çağırdığı grubu öve öve bitiremedi!
Biz, “Uluslararası Anti-Emperyalist Gençlik Forumu”na Türkiye’den davet edilen tek örgüt olarak diyoruz ki; işte beklenen buluşma!
Milli kuvvetleri hedef alan açıklamalarıyla dikkat çeken, yazımızda bütün yönleriyle açıklamaya çalıştığımız “Genç Siviller” ABD’ye davet edildi. Ukrayna’da, Gürcistan’da, Sırbistan’da ve Kırgızistan’da gençlik hareketlerini kullanıp renkli devrimler yaptıran ABD Dışişleri Bakanlığı, New York’ta düzenlediği Gençlik Hareketleri İttifakı programına Genç Siviller’i de çağırdı.
Genç Siviller eylemlerini ABD’de anlatacak. Hareketin sözcüsü Turgay Oğur, “Bizi BBC’deki programda, Facebook’ta sivil toplum hareketlerinin nasıl yapıldığı ile ilgili arkadaşımızın yaptığı konuşmayı duyup, telefonumuzu BBC’den alarak davet ettiler” dedi. Konuyla ilgili açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı James Glassman ile Siyaset Planlama yetkilisi Jared Cohen de bu harekete destek verdi. Cohen, Türkiye’deki Genç Siviller’in faaliyetlerine 2006’da internet üzerinden başladığını ve reform, demokrasi ve insan hakları yanlısı bir örgüt olduğunu anlattı. Cohen, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de binlerce insanı sokaklara döken etkileyici eylemler de düzenlediler”. (Bizim niye haberimiz yok? Cohen bizden çok Türkiye'de her halde!) Müsteşar Glassman ise, Genç Siviller’in Türkler ve Ermeniler’i bir araya getirmeye çalıştıklarını söyledi.
Yazımızda elimizden geldiği kadarıyla Genç Siviller oluşumunu irdeledik ve karşımıza bu profil çıktı: TSK karşıtlığı, Cumhuriyetçilik ve Atatürkçülükle olan kavgaları, ABD’nin çıkarlarına hizmet eden söylemleri… Genç Siviller’le (bu yazıdan sonra ne kadar sivil oldukları belli olduysa da!) ilgili son sözü aydınlara bırakıyoruz:
Prof. Dr. Mustafa Erkal: “Bunların tek ortak noktası, Cumhuriyet ile kavgalı olmaları...”
Prof. Dr. A. Kadir Çevik: “Sloganları bile yanlış. Özgürlük, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.”


Hasan GÜNER




Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Yorum ekle


Son Yorumlananlar

Yönetici Girişi