Süreli Yayınlar
Kırmızı-Beyaz
Sayı:17
Ve Çizgi Öksüz Kaldı...
Kırmızı-Beyaz
Sayı:17
Ve Çizgi Öksüz Kaldı...
Mart ayı, Türk karikatürü açısından pek de özlemle hatırlanacak bir ay değildir. Öyle ya, kimler yok ki Mart’ta yitirdiklerimiz arasında: Mim Uykusuz, Nehar Tüblek, Mustafa Emektar, Nemci Rıza Ayça… Bu karanlık zincire eklenen son halka, Türk çizgisinin yaşayan en büyük ustası, ‘çizgi dâhisi’ Turhan Selçuk oldu. ‘50 Kuşağı’ çizerlerimizin en bilinen ismi, 11 Mart günü saat 01.30 sularında hayata gözlerini yumdu.
Yaşamı
1922 yılında, Muğla’nın Milas ilçesinde doğdu Turhan Selçuk. Sonraları kararlı bir savunucusu olacağı Cumhuriyet’ten bile bir yaş büyüktü yani… İlk çizgileri 1941 yılında, henüz ortaokul öğrencisiyken, Adana’da Türk Sözü Gazetesi’nde ve İstanbul’da Kırmızı Beyaz ve Şut Spor dergilerinde yayımlandı. 1943’te dönemin önde gelen mizah dergisi Akbaba’nın kadrosunda katıldı. Akbaba’nın ardından Aydede, Akis, Yön, Devrim, Toplum gibi pek çok dergi ile Yeni İstanbul, Yeni Gazete, Akşam, İşçi Köylü, Milliyet ve son olarak da Cumhuriyet gazetelerinde çizerlik yaptı. Kardeşi İlhan Selçuk’la birlikte 41 Buçuk (1952) ve Dolmuş (1956) mizah dergilerini çıkardı.
1969 yılında Semih Balcıoğlu ve Ferit Öngören ile birlikte Karikatürcüler Derneği’nin kuruluşunda yer alan Selçuk, gerek ulusal, gerek uluslararası alanda en çok ödül alan çizerlerimizdendi. Ne Bordighera Altın Palmiyesi kaldı, ne Vercelli’si, ne de Cumhurbaşkanlığı Büyük Sanat Ödülü… Kazandığı onlarca ödül bir yana, 1973’te Sanatçılar Birliği tarafından ‘Halkın Sanatçısı’, 1989’da ise TÜYAP tarafından ‘Onursal Sanatçı’ seçildi.
Ardında pek çok basılı yapıt da bıraktı Selçuk: Karikatür Albümü, Hiyeroglif, Hal ve Gidiş Sıfır, Söz Çizginin ve elbette Abdülcanbaz ciltleri…
Türk Karikatürü’nde ‘50 Kuşağı’
50 Kuşağı çizerlerinin Türk karikatüründeki en önde gelen temsilcisiydi. Cumhuriyet Gazetesi’nde yıllarca birlikte çalıştığı meslektaşı Semih Poroy’un O’nu, “Çizgiyi sadeleştirme çabasının önde gelen büyük ustası. Turhan olmasaydı karikatürümüzün tarihi belki de başka türlü yazılacaktı” sözleriyle anması boşuna değildi.
2. Dünya Savaşı sonrasında ABD’li çizer Saul Steinberg öncülüğünde ortaya çıkan ve 1950’lere damgasını vuran karikatür anlayışının belirleyici özelliği, mizahı çizgiye yükleme çabası oldu. Karikatürde yazı ve söz kısıtlandı, konu-çizgi bütünlüğü sağlandı.
Bu anlayışın Türk karikatüründe oturması, ‘orta kuşak’ çizerlerimizin Cemal Nadir ekolünden adım adım kopması ile gerçekleşti. 1950’lerin başından itibaren sınıf çatışmalarına odaklanan ve toplumun yapısal eleştirisine yönelen karikatürlerin artması da, 50 Kuşağı’na yön veren anlayışın yaygınlaşması ile gerçekleşti.
İşte Turhan Selçuk, Yeni İstanbul Gazetesi’nde kaleme aldığı bir dizi yazıyla, bu anlayışın Türkiye’de yerleşmesine öncülük etti. Söz konusu yazılarda çizginin Batı’da ulaştığı düzeye dikkat çeken Selçuk, ‘grafik mizah’ın da karikatürün evrensel anlatımı olduğunu savundu. Turhan Selçuk’un bu anlayış ekseninde çizdiği karikatürler o kadar etkili oldu ki, 50’lerin ortalarından itibaren uluslararası antoloji ve dergilerde dönemin büyük ustalarıyla birlikte yer almaya başladı. ‘Çağımızın eşi bulunmaz üslupçularından’ Selçuk, 50 Kuşağı’nın yurdumuzdaki en verimli temsilcisiydi.
Bir Halk Kahramanı: ‘Abdülcanbaz’
Hiç şüphe yok ki Turhan Selçuk denince ilk akla gelen 1957 yılında Milliyet Gazetesi’nde çizmeye başladığı Abdülcanbaz dizisidir.
Senaryoları önceleri Aziz Nesin, ardından da Rıfat Ilgaz tarafından yazılan düzenbaz turist rehberi tipi Abdülcanbaz, senaryo yazımı işinin de Selçuk’un üstüne kalmasıyla adeta yeniden yaratılır. Abdülcanbaz artık zalimlerin, namussuzların, halkı sömürenlerin amansız düşmanı; cesur, zeki ve dürüst bir halk kahramanıdır.
Abdülcanbaz yeni haliyle çok tutar; halka mal olur. Halk Abdülcanbaz’ı öyle sevmiştir ki, Genco Erkal tarafından tiyatroya uyarlandığında kapalı gişe oynar. Turhan Selçuk tarafından 1987’de ‘emekli’ edilen Abdülcanbaz, yoğun istekler sonucu 1994’de yeniden zalimlerle çarpışmaya başlar.
Mızrak Yerine Tarama Ucu
Peki ya Turhan Selçuk’u öldükten sonra ‘keşfedenlere’ ne demeli? Öyle ya, Abdullah Gül’ün timsah gözyaşları, Tayyip Erdoğan’ın ‘teessür’ mesajı ve Bülent Arınç’ın “değerli kardeşimiz Turhan” çığırtkanlığı birbirini izledi. Daha düne kadar kendisine ‘irtica saplantılı’ diye saldıran Yeni Şafak bile “Türk mizahının önde gelen ismi” ilan ediverdi Selçuk’u. Amma velâkin, “Nasıl olsa artık ağzımızın payını veremez” diye düşünen gericilerinin çabaları da yetmedi büyük ustanın cumhuriyetçi, devrimci duruşunu hasıraltı etmeye.
Bugünün Salih Memecan’ları, Hasan Kaçan’ları pek anlamazlar ya; Turhan Selçuk, tarama ucunu iktidarın emrine sunanlardan değildi. Aksine onun çizgisi, ‘Küçük Amerika’ iktidarları için her zaman ciddi bir tehdit unsuru oldu. Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker’in de vurguladığı gibi O, “çizgisini her zaman faşizme ve emperyalizme karşı kullanan, adam gibi adam, insan gibi insan, karikatürcü gibi karikatürcüydü”.
Tarama ucunu iktidarlara karşı bir mızrak gibi kullanması, zaman zaman başına iş de açtı Büyük Usta’nın:
Demokrat Parti’nin iktidar yılları… Turhan Selçuk’un da içerisinde olduğu bir ekip, Dolmuş adlı bir gülmece dergisi çıkartmaktadır. Dolmuş’un muhalefetinden tedirgin olan iktidar sahipleri ise, derginin tepesine binmek için fırsat kollamaktadır. ‘Fırsat’, D.P.’nin ayağına, Turhan Selçuk’un bir karikatürü sayesinde gelir: Öyle ya, Selçuk derginin 7 Mart 1956 tarihli nüshasında, üstelik de S.S.C.B. politikalarını yeren bir karikatüründe, bu ülkenin üzerine orak-çekiç sembolü çizmek suretiyle ‘alenen komünizm propagandası’ yapmıştır. Selçuk derhal savcılığa çağrılır, savcı yardımcısı neden S.S.C.B.’nin üzerine orak-çekiç çizdiğini sorar. Selçuk’un yanıtı da, tıpkı çizgisi gibi eğlendiricidir: “Rusya’nın üzerine orak-çekiç simgesi yerine ay-yıldız mı çizmeliydim?”
12 Mart Amerikancı cuntası da es geçmedi Selçuk’u. İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un öldürülmesi bahanesiyle evi basılan aydınlardan biri de Turhan Selçuk’tu. Kelepçelenerek önce Beşiktaş’taki İnzibat Komutanlığı’na, oradan da Balmumcu’daki Toplum Polisi Karargâhı’na götürüldü. Devrimci bir çizer olmanın cezası açıktı: Ağır dayak ve işkence… Yılmaz Güney’le aynı odada gözaltında tutuldu. Suçsuz olduğu ancak kötü muameleyle geçen 6 günün ardından ‘anlaşıldı’, serbest bırakıldı… 12 Mart’ta başına gelenler bile hiciv konusuydu Selçuk için: Abdülcanbaz dizisinde bunları da tiye aldı.
Dedik ya, yaman muhalifti Turhan Selçuk. 2006’da yitirdiğimiz bir diğer çizgi ustası Semih Balcıoğlu, Selçuk’la ilgili bir anısını şöyle aktarıyor:
“Bir ara maçlara da gelirdi. Dolmabahçe ve Ali Sami Yen’de birlikte çok maç izledik. Hastası değil ama biraz Fenerbahçe sempatizanı idi. Aradan uzun bir süre geçti, baktım Cim Bom’u tutuyor.
‘N’oldu’, dedim. ‘Sen Fener’i tutuyordun, şimdi de Galatasaraylısın?’
‘Yahu’, dedi, ‘Ankara’da yapılan bir Cumhurbaşkanlığı mı, Başbakanlık Kupası’nda mı ne, Fener’le Galatasaray karşılaştılar. Maçtan sonra da şeref tribününde kupayı Özal verecek. İki takım da tribüne çıktı. Galatasaraylılar Özal’ın elini sıkarak geçtiler. Fenerlilere gelince hemen hepsi Özal’ın elini öpmediler mi? O anda Fenerli olmaktan vazgeçtim, Galatasaraylı oldum. Olay bu…’”
Sonsöz
Turhan Selçuk artık yok. Boşluğu dolar mı? Çok zor… Muzaffer İlhan Erdost’un dediği gibi O, “sanatın evrensel Everest’i” idi. Dünyanın başı sağ olsun…
Onurcan ÜLKER
Kaynaklar:
Balcıoğlu, S. (2003). Memleketimden Karikatürcü Manzaraları. İstanbul: Can.
Demirci, C. (2010). Türk Karikatürü En Büyük Ustasını Yitirdi. http://mizahhaber.blogspot.com/2010/03/turk-karikaturu-en-buyuk-ustasini.html. Erişim tarihi: 12.03.2010.
Girgin, E. Ç. (2010). Hacı Bektaş’ın Torunu: Turhan Selçuk. http://www.odatv.com/n.php?n=haci-bektasin-torunu-turhan-selcuk--1103101200. Erişim tarihi: 12.03.2010.
Kar, İ. (1999). Karikatür Sanatı. Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı.
Kırçak, Ç. (1993). Türkiye’de Gericilik (1950-1990). Ankara: İmge.
Poroy, S. (2010, 12 Mart). Büyük Ustaya Veda. Cumhuriyet Gazetesi, s. 10.
Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Dünyanın ABD petrolüyle imtihanı
Mert Demir
TGB-ABD Başkanı

Bekle Bizi İstanbul!
Mahir Gümüş
TGB Konya

Anayasaya meşruluk kazandırmak!
Gamze Akbulut
TGB Trabzon

Devrimci mutluluk
Özgür Bursalı
TGB Muğla

Ortadoğu'da Kurtuluş Savaşı
Handan Yılmaz
TGB Trabzon

Psikolojik savaş,Siyaset ve Hayat
Erkin Kenar
TGB Zonguldak
Analar Deniz Doğurmalı
Yener Güneş
TGB Genel Sekreteri
Halka Umut OlmakEzgi Daryürek
TGB Manisa






