10 Şubat 2012, Cuma
   
Metin boyutu

Fettullah Gülen, Graham Fuller'i* Müslüman Yapsın!

Kırmızı-Beyaz - Sayı:17

                                                                                                                                                                                   

                                                                                                 BAŞYAZI
AKP ‘demokrasi’ kelimesini kullanmadan siyaset yapabilir mi? İmkânsız!
Cumhuriyeti yıkarken kendisine meşru alan yaratabilmek için kullanabileceği başka kelime yok çünkü.
Gericilik o kadar demokrasi sever ki son elli yıldır dilinden düşürmediği en önemli sözcüktür.
Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez taciz ettiği küçük kızı nasıl seviyorsa gericilerde demokrasiyi öyle sevmektedir.
Demokrasi kavramı emperyalizm ve işbirlikçiler yüzünden lanetli bir kavram olmaya doğru gitmektedir.
İlk ‘demokrat’ımız Adnan Menderes, “Ben odunu koysam milletvekili seçtiririm” demişti. Gericilik için halkın konumu odundan da aşağıdır. Millet gericiler için sürüdür, onu gütmek gerekir.
Gericilerin en önemli özelliği, milletimize “Sen İslamiyet’i kendi başına anlayamazsın, biz sana öğretelim” demeleridir. Gericiler kendilerini ilahi yaratıcı yerine koyarlar.
Cumhuriyet dini inancın vicdanlarda bireyin hür iradesiyle yaşanması gerektiğini savunurken gericiler cuma namazına giderken gelip çeksinler diye basın kuruluşlarına namaz kılacakları camiinin ismini bildirmektedir. Gericiler gösteriş meraklısıdır.

İkinci Dünya Savaşı’nı Said Nursi Önlemiş!

Said Nursi “Ben Kur’an’ı sözlerimle övmüyorum, sözlerimi Kur’an’la övüyorum” demektedir. Hud Suresi’nin 105. ayetinde “içlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır” denilmektedir. Said sözcüğünden dolayı Said Nursi, ayette kendisinden söz edildiğini belirtmektedir. Hâlbuki ‘said’ kelimesi Arapçada mutlu anlamına gelen bir kelimedir.
Said Nursi’nin yazdıkları Risale-i Nur başlığıyla bir araya getirilmiştir. Hicr Suresi’nin 87. ayetinde ‘And olsun ki sana her zaman tekrarlanan yedi ayetli Fatiha’yı ve büyük Kuran’ı verdik’ denilmektedir. Nursi’ye göre burada da Risale-i Nur’a işaret ediliyormuş.
Nursi’ye göre İkinci Dünya Savaşı’na girmemizi önleyen Risale-i Nur olmuştur!
Risale-i Nur Said Nursi’nin iddiasına göre kendisine Allah tarafından verilmiştir. Nursi’nin iddiasına göre Kur’an’ı Kerim’in ruhu, Risale-i Nur’un cesedine girmiştir! Hatta Erzurum’da bir eseri hakkında takibat yapıldığı için hararet -18’e düşmüştür! Kedinin mırmırları aslında “Ya Rahim, Ya Rahim, Ya Rahim”dir! Kadın kısmı heyecanlı olduğu için tanıklığının erkeğe göre yarı değerde olması doğrudur!
Nursi, “Ayasofya Camisi’ni puthaneye, Meşihat Dairesi’ni (Osmanlı Diyanet Dairesi) kızların lisesine çeviren Mustafa Kemal”den nefret etmektedir.
Fethullah Gülen işte bu anlayışın güncelleştirilmiş halidir!
Aczmendiler ve Yeni Asya gurubu da kendilerini Nurcu olarak adlandırmaktadır. Ama Aczmendiler kılıklarıyla kıyafetleriyle, saçlarıyla sakallarıyla ‘Şeriat, şeriat’ diye bağırırken Fethullahçılar bunu yapmaz! Fethullahçılar sinsidir, Bülent Arınç gibi sürekli gülerek sempati toplamaya çalışır ama içindeki zehri bir türlü tutamaz ve ara ara dışarı vurur.

Fethullah Gülen Peygamber Soyundan Gelmiş!

1938 yılı Erzurum Pasinler ilçesi Korucu köyü doğumlu sıradan bir vatandaş olan Fethullah Gülen, ‘Küçük Dünyam’ ismini taşıyan hayat hikâyesinin anlatıldığı kitaba göre Peygamber soyundan gelmektedir.
Peygamber soyundan gelen aile iddiası Nazlı Ilıcak’ın Fethullah Gülen hakkında Akşam Gazetesi’nde yayımlanan yazı dizisinin 15 Mart 1998 tarihli bölümünün manşetini oluşturmuştur.
Gülen’e göre, “Taktik ve stratejiler söylenmez. Söylendiği an, onun bir taktik olma hüviyeti ortadan kalkar, stratejiler sadece tatbik edilir. Bazen da bu strateji, işin başında bulunan insandan başka hiç kimse tarafından bilinmemesi gerekir.” Gülen, bu cümleleri akıl hocası, CIA yöneticisi, Graham Fuller’e söyleseydi keşke. Zira Fuller ABD’nin Ilımlı İslam projesini on yıllar önce açıklamıştı.

Fethullah Gülen’i Sinek Sokmuyor!

Gülen rüyalarında Peygamberin dört halifeyle birlikte köyünü ziyaret ettiğini anlatmaktadır. Gülen Kestanepazarı’nda görevli olduğu günlerde, Hacca gitmek dileğini ifade eden mektuplar yazarak Peygamber’e gönderiyor. Ardından, o sırada Diyanet İşleri Reis Muavini olan Lütfi Doğan, Gülen’i Hac’da görevlendiriyor. Gülen, buradan, mektupların muhatabına ulaştığı ve dileğinin kabul edildiği sonucuna varıyor. Kâbe’de Harem bölümünde 15 gün kadar hiç ayrılmadan kalıyor. Bu zaman zarfında pek bolca olmalarına karşın tek bir sinek bile Fethullah’ı sokmuyor.
Fethullah Gülen anılarını aktarırken sürekli peygamberlerin isimlerini vererek aynı olayların peygamberlerin de başlarından geçtiğini belirtmektedir. Gülen kadın eli sıkmayı bile doğru bulmamaktadır. Bize demokrasi öğretenlere bakın, kadını elini bile sıkmayı kabul etmeyecek bir yaratık olarak görüyor. Gülen’e göre recim cezası (taşlanarak öldürülme) gereklidir.
Fethullah Gülen bir söyleşisi sırasında Deniz Gezmiş’in dinsel törenle gömülmesini bile eleştirmektedir.
Gülen’e göre, “Kahkaha, bir küfür sıfatıdır. Mümin tebessüm eder, kahkaha atmaz.” Fethullah Gülen isterse cinleri istediğinin üzerine salabilirmiş!
Gülen’e göre Atatürk dönemi Kur’an’ı öğrenmenin yasak olduğu dönemdir. Mustafa Kemal Kur’an’ı Kerim’i kendisini peygamber yerine koyan düzenbazların oyunlarına karşı Türkçe’ye çevirterek milletimizin inancını daha sağlıklı yaşamasını sağlamıştır. Ezanın Türkçeleştirilmesi de bu açıdan çok önemlidir. Ama gericiler milletimizin dinini kendi başına vicdanında yaşamasına müsaade etmez. Bu cemaate göre Cumhuriyet’in adı ‘Kefere Düzeni’, Mustafa Kemal’in adı ‘Deccal’dir!
Gazetelerin üçüncü sayfalarında sıkça rastladığımız haberlerdir: “Şeyh kadına tecavüz etti”, “Üfürükçü hoca bilezikleri aldı kaçtı”, “Cin çıkarmaya çalışan hoca çocuğu boğdu” vb. İşte yukarıda örnekler verdiğimiz zatlar bir kadının bileziğini çalmıyorlar. Onlar, bütün bir milletin geleceğini karartmaktadırlar.

ABD İslam’ın Papasını Yaratıyor!

Bu gericiler sürüsünün milletimizi nasıl kandırdığı ve emperyalizmin piyonluğunu nasıl yaptığı konusunda TGB yöneticisi arkadaşlarımız, kapak yazılarında önemli bilgiler vermektedir. Bir örnek ekleyerek bu konuya da değinmiş olalım: ABD bilindiği gibi bu cemaati dünya çapındaki politikalarını uygulayabilmek için beslemektedir. İslam’ın emperyalizm kontrolünde bir lidere ihtiyacı vardır. Tıpkı Papa gibi. Dikkat edilmelidir ki bu cemaat tam bir para organizasyonudur. Parayı çekin, cemaat buhar olur.
Fethullah Gülen’in okullarını kapatan ülkeler ABD’ye çalıştıklarını gerekçe göstermişlerdir. Bunu cemaat de saklamamaktadır. ABD istihbaratçılarından Morton Abromowitz, 8 Şubat 1998’de Papa ile Gülen’i buluşturmuştur. Gülen bunu “Abdomowitz cenaplarının yardımıyla bu buluşma gerçekleşti” diyerek sanki çok doğalmış gibi belirtmektedir. Fethullah Gülen Müslümanlığı çok seviyorsa, sabahtan akşama akıl aldığı, Morton Abromowitz’i, Graham Fuller’i, Hanri Barkey’i Müslüman yapsın!
Gericilikle mücadele emperyalizmle mücadeleye göbekten bağlıdır. Biz Atatürkçü, vatansever, devrimci gençler olarak gericilerin sinsi yüzlerini sürekli örneklerle açıklamalıyız. Bunların Müslümanlığı tartışmalıdır. Hortumcudan Müslüman mı olur? Gemi hortumcularından Müslüman olmaz!
Hatırlanacaktır, AKP üniversitelerde oldubitti yoluyla türbanı serbest bıraktırmaya çalışmıştı. Biz TGB olarak “ABD’ye Karşı Birleştik, Türbanda Bölünmeyiz!” başlığıyla on binlerce bildiri dağıtarak AKP’nin provokasyonunu boşa çıkarmıştık. AKP bizim üniversite kapılarında kargaşa çıkaracağımızı zannetmişti. Biz ise türbanlı arkadaşlarımıza bağımsız bir ülkede yaşamanın onurundan, öneminden bahsettik. Şimdi de cemaatin Amerikancı yüzünü sabırla, tane tane, olgun bir şekilde gözlerine perde çekilen arkadaşlarımıza anlatacağız.
Biz bilgiye dayalı olarak gericilikle mücadele edeceğiz!
Hakaretle konuşmak Bülent Arınç’a mahsustur!


NOT: Yazıda kullanılan ana kaynak Prof. Dr. Alparslan Işıklı hocamızın ‘Said Nursi ve Laik Sempatizanları’ başlıklı Hasat Yayınlarından 2007 yılında çıkan kitabıdır. Değerli hocamız yukarıda belirtilen örnekleri ilgili kişilerin yazdıklarından birebir vererek aktarmaktadır. Bu kitap bütün TGB’lilerin okuması gereken bir başucu kitabıdır.


* Eski CIA Ortadoğu İstasyon Şefi, RAND Coorperation Daimi Politik Danışmanı.

 

                                                                                                                                                                      İlker YÜCEL
                                                                                                                                                                  TGB Genel Başkanı

 

 

 

 

 




Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Yorum ekle


Son Yorumlananlar

Yönetici Girişi