Süreli Yayınlar
Kırmızı-Beyaz
Sayı:17
ABD Temsilciler Meclisi'nin "Soykırım" Kararı Üzerine Değerlendirmeler
Kırmızı-Beyaz
Sayı:17
ABD Temsilciler Meclisi'nin "Soykırım" Kararı Üzerine Değerlendirmeler
‘Soykırım’ı tanıma kararı ABD Temsilciler Meclisi’nden geçti. Sonrasında ise İsveç Hükümeti soykırım savlarını tanıdı. Bu iki karar da medyamızda çok büyük oranda yer buldu. ‘Davos Fatihi’ başbakanımız ise olayı komedi olarak niteledi. Yani hem hükümetimiz hem holding medyamız ABD Hükümeti’ne çok sert (!) tepki gösterdi.
Ermeni Sorunu’nda Genel Kabuller ve Tartışma Noktaları
Öncelikle, 1915 Ermeni Olayları’nın ne olduğunu ve tartışmaların esas olarak hangi konular üzerinde döndüğünü açıklamakta yarar var. Ermeni Sorunu’nun kökenlerini 1878 Berlin Antlaşması’na dayandırabiliriz. 93 Harbi sonrası yapılan bu antlaşmaya Batılı devletler imparatorluğun doğusunda yaşayan Ermeni azınlık lehine ıslahat yapılması lehinde bir madde koydurmuşlar ve böylece Ermeni Sorunu, ‘Batı’nın Doğu Sorunu’nun alt başlıklarından biri haline gelmiştir. Daha sonra Abdülhamit Dönemi’nde sultana suikasta değin varan bazı olaylar vuku bulmuş ve Hürriyet Devrimi sonrası, devrimin getirdiği kardeşlik ortamında devlet ve Ermeni azınlık arasında olan bu çatışma yatışmıştır. Fakat bu uzun sürmemiştir. Çünkü Ermeni Sorunu, Batı’nın Doğu Sorunu’nun, yani Osmanlı’yı parçalama projesinin bir parçasıdır ve dünyanın emperyalist güçleri bir paylaşım savaşına hazırlanmaktadır. 1. Dünya Savaşı öncesinden başlanarak sorun tekrar kaşınmaya başlanmış ve savaş sırasında Osmanlı’yı içerden çözme projesinin başat faktörü haline gelmiştir.
Tehcir kararı bu koşullarda alınmış ve uygulamaya konulmuştur. Tehcirde gerek lojistik imkânların yetersizliği, gerek bazı yerel yöneticilerin işgüzarlığı ve gerek Ermeni çetecilerin faaliyetlerinden zarar gören halkın intikam duygularının bir sonucu olarak kitlesel ölümler yaşanmıştır. Ölü sayısının beş yüz bin ila sekiz yüz bin arası bir rakam olduğu kabul edilen bir gerçektir. Bu sayıyı bir buçuk milyona çıkaranlar olduğu gibi yüz binlere düşürenler de vardır. Fakat propaganda amacıyla yapılan tarihsel çarpıtmalara Amerikan Temsilciler Meclisi dışında soykırım destekçisi birçok tarihçinin dahi inanmadığı görülüyor. Yani ölü sayısı, hem soykırım savunucuları hem Türk tarafında ortak bir kabuldür. Kabul edilen ikinci nokta ise, Ermenilerin İtilaf Devletleri’yle bir ilişki içinde olduğudur. Tartışılan nokta ise bu toplu ölümlerin lojistik olanakların eksikliğinden ve yerel yöneticilerin işgüzarlığı sebebiyle mi, yoksa yukardan bir emirle ve sistemli olarak mı yapıldığıdır. Yani, öne sürülen savlar İttihat ve Terakki yönetimi etrafında ve Kurtuluş Savaşı’nı yöneten kadro etrafında kilitlenmektedir.
Meselenin Çözümünde Yanlış Yaklaşımlar
“‘Jöntürk Rejimi’nin yetkilileri, bir dizi savaş mahkemesinde yargılanmış ve Ermeni halkına karşı katliam düzenlemek ve yürütmek suçlarından hüküm giymiştir. Ermeni Soykırımı’nın baş düzenleyicileri Savaş Bakanı Enver, İçişleri Bakanı Talat ve Denizcilik Bakanı Cemal’dir. Ermeni Soykırımı, Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlanmış ve 1915’ten 1923’e kadar uygulanmıştır. (…)” Temsilciler Meclisi Kararı’nın 5., 6. ve 1. maddelerinde bunlar söyleniyor. (2. kısım) Peki, bugüne kadar Türk resmî savlarının temeli neye dayanıyordu: “Böyle bir soykırım olmuşsa bile bu İttihat ve Terakki Yöneticileri’nin bir sorumluluğudur, Türkiye Cumhuriyeti ise yeni bir devlettir. Dolayısıyla bu olaylardan dolayı suçlanamaz”. Temsilciler Meclisi’nin bu kararıyla artık bu strateji çökmüştür. İttihat ve Terakki’yi feda ederek, Türkiye kendini savunamaz.
Bununla birlikte mevcut tarih yazıcılığının da tarihi gerçekleri çarpıtarak oluşturduğu tarih tezi çökmüştür. Tüm kanıtlara rağmen Mustafa Kemal’in bir İttihat ve Terakki üyesi olduğu, lise tarih kitaplarının birden yerden biter gibi oluşuverdiğini savladığı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin aslında birçoğunun İttihat ve Terakki’nin yerel örgütü olduğu ve bunların üst yönetimin onayıyla Mustafa Kemal’in liderliğini kabul ettiği gerçeği görmezden gelinerek oluşturulan tarih tezinin başarısızlığı da kanıtlanmıştır.
‘Tarih Dışı’ Unsurları Şekillendiren Tarihsel Etmenler
Batı’nın soykırım savları ideolojik bir saldırıdır dedik. Öncelikle bu ideolojik saldırının sınıfsal kökenlerini analiz etmek, emperyalist-kapitalist sistemdeki yapısal değişikliği göz önüne getirmek yararlı olacaktır. Emperyalist-kapitalist sistem 20. yüzyıl boyunca bir tekelleşme süreci içindeydi. Bu tekelleşme süreci içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde had safhaya ulaşmıştır. Bu tekelleşmeyle beraber merkantilist dönemde kapitalistlerin kendi inşa ettikleri ulus devletler, artık tekellerin önünde bir engel haline gelmiştir. Dolayısıyla tekeller önündeki engeller kaldırılmalı, yani büyük ulusal devletler parçalanmalıdır. Emperyalist dönemin son dönem yaklaşımlarını önemli ölçüde etkileyen Max Weber’e göre, “devletler sadece baskı ve zor aygıtıyla ayakta kalamaz; her düzen halkın gözünde ideolojik olarak kendini meşrulaştırabildiği için kalıcı olur”. Emperyalist güruhun saldırdığı işte bu meşruiyettir. Ulusal devletlerin, ulusal soykırım ve tasfiye hareketleri yoluyla kurulduğu fikri beyinlere işlenebilirse, ulus devletlerin meşruiyet zemini ortadan kaldırılmış olacaktır. Türkiye özelinde düşünürsek, ‘Ermeni Soykırımı’nın varlığının kabul ettirilebilmesi, Kürt Sorunu’nda hangi tarafın başarılı olacağını da belirleyecektir.
Israrlı “1915- 1923” vurgusunun nedeni de bizce budur. Hem İttihat ve Terakki hem Kemalist yönetim sürece dâhil edilerek topyekûn uluslaşma ve modernleşme sürecimiz hedef alınmaktadır. Amerikan Temsilciler Meclisi ‘ilerisi’ni de düşünmüş. Kararın 30. maddesinde şunlar söyleniyor: “Ermeni Soykırımı’nın uluslararası alanda tanınmış ve kabul edilmiş olmasına karşın hem yerel hem de uluslar arası yetkililerin, Ermeni Soykırımı sorumlularını cezalandıramamış olması, benzer soykırımların yaşanmasının ve ileride yaşanacak olmasının sebebidir. Bu karar, ileride meydana gelebilecek soykırımların engellenmesine yardımcı olacaktır.”
Yani, ileride Türkiye’nin ülke bütünlüğünü korumak için alacağı her karar daha baştan soykırım kapsamına alınmıştır. Kürt Sorunu’yla bu sorun arasındaki bağ bu maddeyle apaçık gözler önüne serilmiştir. Bu atmosferde başbakanımızın Türkiye’de çalışan Ermeni işçilerimizle ilgili sözleri de ayrıca düşündürücüdür. Açılımcı başbakanımızın birden Ermeni düşmanı kesilmesi, ‘kararın doğruluğunun’ bir sağlaması imajı vermektedir. Belki de o sözlerin amacı sadece budur.
Kurtuluş Savaşı Ne Zaman Başladı?
Bu soruya verilecek yanıt Türkiye ulusal devletinin şu anda devam eden ideolojik saldırı karşısında konumlanışını da belirlemesi bakımından önemlidir. Tasarının 19. maddesi şöyle: “Komisyon, Sevr Barış Antlaşması’nın 230. maddesindeki hükümler, açık ve 1915 yılında İttifak Güçleri’nin yaptığı açıklamaya uyumlu şekilde…” Yani, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın müttefikleri ve savaştığı kuvvetler soykırım konusunda hemfikir! Hatırlanacağı gibi İttifak ve İtilaf güçleri kapitülasyonlar konusunda da hemfikirdi. İttihat ve Terakki yönetimi İtilaf güçlerine karşı fiziksel bir savaş yürütürken, aynı zamanda kendi ‘müttefik’lerine karşı da bir diplomatik savaş yürütmüştü. Bu gerçek bizce Türkler için, 1. Dünya Savaşı algısını tamamıyla değiştirmektedir. Türkler açısından, 1914’te başlayan savaş, bir paylaşım savaşı değil, bir bağımsızlık savaşıdır ve dönemin yöneticilerinin birçoğu savaşı kazandıktan sonra kendi müttefiklerine karşı ikinci bir bağımsızlık savaşı vereceklerinin bilincindeydiler. Yazının başında da değindiğimiz gibi 1. Dünya Savaşı’nda alt ve orta kademede görev almış kadrolarla Kurtuluş Savaşı kadroları arasında Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kanalıyla oluşan bir bağ vardır. Kara Kemal gibi eski İttihatçıların egemen olduğu Karakol Cemiyeti ise hem İttihat ve Terakki üst yönetiminin Mustafa Kemal’e verdiği desteği göstermesi bakımından, hem de üst yönetimin 1918 sonrası mücadeleye katılması ya da en azından katılma isteği göstermesi bakımından önemlidir.
Sonuç
Ermeni Soykırımı yalanı Türk ulusal devletinin bütünlüğüne yapılan önemli bir saldırıdır. Sorunu çözmenin yolu bu gerçeği anlamaktan ve bu kapsamda Türk tarih yazıcılığını ve buna bağlı olarak tarih tezlerini kökten değiştirmekten geçer. Bu ise bir iktidar sorunudur. Batı sistemi içinde kalıp, Türk modernleşme tarihinin bir bölümünü feda ederek bu saldırıyı püskürtmenin bir yolu olmadığı defalarca kanıtlandı. Ermeni Sorunu’nda çözümün yolu tüm ulusal güçlerin bu gerçeği anlamalarından geçiyor.
Kaynakça
• ABD Temsilciler Meclisi Karar Tasarısı.
• 6 Mart 2010 Tarihli Tüm Gazeteler (Tayyip Erdoğan’ın Temsilciler Meclisi kararına yönelik açıklamaları).
• 17 Mart 2010 Tarihli Tüm Gazeteler (Tayyip Erdoğan’ın kayıt dışı Ermeni işçilerle ilgili açıklaması).
• Akşin, S. (2005). Jöntürkler ve İttihat Terakki. Ankara: İmge Yayınevi.
• Fritz, R. (2006). Weber’in Metodolojisi: Kültür Bilimleri ile Sosyal Bilimlerin Birleşimi. Ankara: Doğu Batı Yayınları.
• Zürcher, E. J. (2006) Milli Mücadelede İttihatçılık. İstanbul: İletişim Yayınları.
• Zürcher, E. J. (2004). Turkey: A Modern History. London: I.B. Tauris Publishers.
Kutu:
ABD Temsilciler Meclisi’nden Geçen Yasa Tasarısı’nın Bazı Maddeleri
ABD Temsilciler Meclisi’nden geçen ‘Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’, bir bütün olarak Türk Devrimi’ni sorguluyor ve Cumhuriyet’in bir soykırım üzerine inşa edildiğini savunarak gayrimeşru olduğunu ima ediyor. Ayrıca tasarı metni, ABD’nin uzun yıllardır soykırım yalanını Türkiye’ye dayattığını gösteren kanıtlara da yer vermekte.
İşte tasarının bazı çarpıcı maddeleri:
• Ermeni soykırımı 1915 -1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlanıp uygulandı ve yaklaşık 2 milyon Ermeni’nin sınır dışı edilmesiyle, bunlardan 1,5 milyon kadın, erkek ve çocuğun öldürülmesiyle, kurtulan 500 bininin de evlerinden kovulmasıyla ve 2500 yıllık Ermeni varlığının anavatanından tasfiye edilmesiyle sonuçlandı.
• Jön Türk Rejimi’nin (İttihat ve Terakki Partisi) yetkilileri, kurulan askeri sıkıyönetim mahkemelerinde, Ermeni halkına karşı katliamlar organize etme, uygulama suçlamasıyla yargılanarak mahkûm edildiler.
• Ermeni soykırımının başta gelen organizatörleri olan Harbiye Bakanı Enver, İçişleri Bakanı Talat ve Donanma Bakanı Cemal işledikleri suçlardan dolayı idama mahkûm oldular, ancak mahkemelerin kararları uygulanmadı.
• 1913–1916 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nu nezdinde ABD Büyükelçisi olan Henry Morgenthau, aralarında Osmanlı İmparatorluğumun müttefiklerinin de yer aldığı çeşitli ülkelerin resmi görevlilerinin Ermeni soykırımına ilişkin protestolarını organize etti ve başını çekti.
• BM Savaş Suçları Komisyonu, “Sevr Barış Antlaşması’nın 230. maddesinin hükümlerinin, 1915’teki İttifak Devletleri beyannamesiyle uyum içinde (...) Türk topraklarında Ermeni veya Rum asıllı Türk vatandaşlarına karşı işlenmiş suçları” kapsadığını belirtiyordu.
• ABD Soykırımı Anma Konseyi oybirliğiyle 30 Nisan 1981’de kendi müzelerinde Ermeni soykırımına yer vermeyi kararlaştırdı ve o günden beri de yer vermektedir.
• 5 Haziran 1996’da Temsilciler Meclisi yabancı yardımlar ve uluslararası dış ticaretle ilgili 3540 kanunda değişiklik yaparak, Türkiye Hükümeti’nin Ermeni soykırımını tanıyıp kurbanlarını onurlandırıncaya kadar Türkiye’ye yapılan yardımlarda 3 milyon dolarlık bir kesinti yapılmasını kararlaştırıldı.
• Başkan George W. Bush ise 24 Nisan 2004’te “Bugün 20. yüzyılın en korkunç trajedilerinden birinin anılmasına ara vereceğiz. 1,5 milyon Ermeni’nin sürülerek öldürülmesini hatırlamak amacıyla saygı duruşundayız” dedi.
Kaynak: Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK, Ermeni Yasa Tasarısı’nın İçeriği ve İddialara Verilen Cevaplar, http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Sayfa&No=183
Ercan ÇANKAYA
Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle
![]()
Kemalist devrim
Yüksel Yiğit Sarsmaz
TGB Gebze
Amerika'da beniEce Kırbaş
TGB Ankara
'Manyetik Takla' ve Eylemsellik GereğiÇağrı Sevinç
TGB Isparta
Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e aynı oyun!Mehmet Yaşar Yıldız
TGB Sakarya
'Fail-i meçhul' değil 'Fail-i emperyalizm'Elvan Konuk
TGB Ankara
Yeniden çağdaşlığın ve halkın cumhuriyetine dek kavga!Ozan Şenyüz
TGB Kuşadası
KorkuErkin Öncan
TGB İstanbul
Bizim tarihimiz; 19 MayısOnur Dönmezer
TGB Hatay
Hakimiyet-i Milliye'nin mesleği, milletin hakimiyetini müdafaa...Gökalp Çiftçioğlu
TGB Ankara





