Kırmızı-Beyaz
Sayı:17
Avrupa Birliği'nin Dayattığı Başarı Ölçütü: Öğrenci Misin, Müşteri Mi?
AKP iktidara geldiği ilk günden bu yana Türkiye’nin biricik demokratik devriminin tüm eserlerini yok etmeye çalışmaktadır. Bunların en başında da Türkiye’nin aydınlanma sürecinde mihenk taşı olan üniversitelere saldırılmaktadır. YÖK Başkanı’nın değiştirilmesiyle başlayan süreçte, üniversiteler eğitim ve aydınlanma yuvası olmaktan çok ticarethaneye dönüştürülmeye başlanmıştır. Yusuf Ziya Özcan daha ilk günden, “Üniversitelerde artık Amerikan sistemine geçileceğini, artık sadece parası olanlar okuyabileceğini” söylemişti. Üniversitelerin, yurtların, yemekhanelerin, okul bahçelerinin özelleştirilmeye çalışılması, maddi destek olmak bir yana üniversite harçlarına yapılan zamlar, öğrencilerin eğitim hayatını son derece olumsuz etkilemektir.
Bologna Süreci
Neo-liberal ve Avrupa Birliği eksenli izlenen hükümet politikalarının üniversitelerdeki yansıması olan yönetmelik değişimleri öğrencilerin birlikte haklarını aramaları için harekete geçmelerinin çağrısı olmuştur. Yapılması istenen sermaye destekli değişimin adı ‘Bologna Süreci’dir. Bologna Süreci’nin temleri, resmi kaynaklara göre, 1998 yılında Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere eğitim bakanlarının Sorbonne’da toplanarak Avrupa’da ortak bir yükseköğretim alanı yaratma düşüncesiyle yayımladıkları Sorbonne Bildirisi ile atılmıştır. Sürecin resmi olarak başlaması ise 1999 yılında 29 Avrupa ülkesinin yükseköğretim bakanları tarafından imzalanan Bologna Bildirisi ile gerçekleşmiştir. Bologna Bildirisi’nin yayımlanmasından 2 yıl sonra, 32 Avrupa ülkesinin yükseköğretimden sorumlu bakanları, 19 Mayıs 2001 de Prag’da yaptıkları toplantıda sürece yeni hedefler eklemişlerdir.
Neo-liberal Sistemin Hedefleri
Bu hedefler incelendiğinde üniversitelerarası beyin göçünün önünün açıldığı ve en temel haklarımızdan biri olan eğitim-öğrenim hakkımızı ‘bedelini ödeyerek’ almamızın amaçlandığı anlaşılıyor. En önemli hedeflerinden bir tanesi de işgücü rekabetini piyasa ekonomisine göre ulusal sınırlar içinde değil, küresel boyutta sağlayarak ucuz işgücü kaynağı yaratmak! Sermayeye kar sağlayacak mal ve hizmetlerin üretimi için yetiştirilen vasıflı-nitelikli iş gücünün sayısal çokluğundan yaralanılarak rekabet ortamı oluşturuluyor. İşverenler, Avrupa ülkelerindeki mevcut eğitim sistemlerinin öğrencileri işgücü pazarına yeterli bir şekilde hazırlamadığından şikâyetçi olmaktadırlar ve bu husus Bologna Süreci’nin arkasındaki itici güçlerden birisi olmuştur.
Hayat boyu eğitimi geliştirmek için, öğretim konusunda olduğu kadar vatandaşların ve işverenlerin katılımı konusunda da, partner motivasyonu stratejilerinin tarifini yapmak gerekir. İstihdam politikasında eğitimin rolü belirtilmelidir. “Avrupa Topluluğu’nun yaşam boyu öğrenme tanımı, okul öncesi öğrenimden emeklilik sonrasına kadar resmi ve resmi olmayan tüm öğrenmeleri kapsar. Yaşam içerisinde yer alan bilgiyi, yetenekleri ve yetkinlikleri geliştiren, nerede ve nasıl edinildiğine bakılmadan, tüm öğrenmeleri kapsar. Yaşam boyu öğrenme fikri, öğrenme alanı olarak, öğrenme sistemi ve kurumlardan çok kişiye odaklanır.” Bu maddeden anlaşılacağı üzere sermayenin değişen ihtiyaçlarına hızlı ve etkili çözümler bulmak için bireylerin yaşamlarının sonlarına dek çeşitli kurslar ve eğitimlerle bilgi ve beceri düzeylerini çeşitlendirmeleri istenmektedir. Bunun için verilen eğitimler ve açılan kurslar, günümüzde olduğu gibi dershane mantığıyla hareket ederek yeni sektörler oluşturacak ve öğrenci için yeni masrafların kapısı açılacaktır.
“Bütünlemeler Geri Gelsin!”
Bologna Süreci Türkiye’de de AKP eliyle yürürlüğe konmuştur ve Marmara Üniversitesi’nde yapılan yönetmelik değişikliği bunun en büyük göstergesidir. Yapılan değişikliğe göre sınıf geçme notu 50’den 65’e çıkarılmış ve bütünleme hakkının kaldırılıp yerine alternatif olarak yaz okulunun getirilmesi, bunun öğrencilere danışılmadan fakültelerin ve yüksekokulların inisiyatifine bırakılması, değişen not baremleriyle çoğu üniversitede geçerli olan sistemden çok daha düşük not ortalamaları ve yeni sistem konusunda altyapı oluşturulmamasından doğan birçok sorun, öğrencileri eğitim hayatından çok sistemsel sorunlarla uğraşmaya mahkûm etmektedir. TGB üyesi öğrencilerin önderliğinde gerçekleştirilen imza kampanyaları, dilekçeyle başvurular ve hukuksal süreçler, bu mecburiyet karşısında öğrencilerin haklarını korumak için başvurdukları başlıca çalışmalar olmuştur. Marmara Üniversitesi’nin Haydarpaşa Kampusu’nda yine TGB üyesi arkadaşların önderliğinde kurulan ‘Bütünleşme Platformu’ öğrencilerin hiçbir koşul gözetmeksizin birleştiği ve haklarını geri kazanabilmek adına mücadele verdikleri yer oldu. Bütünleşme Platformu’yla birlikte hukuk bölümünde okuyan öğrenciler sistemli bir şekilde toplantılar düzenlediler. Bütünleme haklarının geri verilmesi adına bir eylem planı oluşturup bu yönde çalışmaya başladılar. Yapılan toplantıların sonucunda bir bildiri hazırlayıp okulda tüm öğrencileri mücadeleye katmaya çalıştılar. Üzerinde “Bütünlemeyi Geri İstiyoruz, Paralı Eğitime Hayır” yazılı bildiriler hazırlayıp tüm okula mücadelelerini tanıttılar. Öğrencilerin desteğini ve hak arama talebini her geçen gün arttırması, platformun planlarını yeniden düzenlemesini sağladı ve mücadelenin meşruluğunu bir kez daha kanıtladı. Her sınıfta, her kantinde, her bahçede yapılan birebir görüşmelerle öğrencilere hakları anlatıldı ve yaklaşık 500 kişinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantının orta yerinde izinsiz olduğu gerekçesiyle okul güvenliği ve dekan yardımcısı toplantıyı sabote etmeye çalıştı. Öğrencilerin verdikleri mücadeleyi kırmak ve oluşturulan platformun meşruluğunu ortadan kaldırmak adına, toplantıyı yöneten 2 TGB üyesi hakkında soruşma başlatılması kararı alındı. Ancak yapılan toplantının son derece meşru olması ve amfideki öğrencilerin tepkisi dekanlığı geri adım atmak zorunda bıraktı. Gösterilen mücadele örneği tüm üniversitelere örnek olabilecek nitelikte olup, AKP’nin piyasacı eğitim politikalarına karşı tokat gibi bir cevap olmuştur.
Gençlik Uyanıyor
Bugün geldiğimiz noktada, ABD’nin ve onun güdümündeki iktidarların Türkiye’de ‘apolitik, asosyal ve milli kimliğinden koparılmış’ bir gençlik yaratma politikası iflas etmiştir. Türk gençliği, devrimci tarihinin varisi olduğunu hatırlamıştır.
Üniversiteler öğrencilerindir ve mutlaka kendileriyle ilgili verilecek kararlarda öncelikle üniversite öğrencilerine danışılmalıdır. Neo-liberal eğitim sistemiyle birlikte yalnızca sermayedarların söz sahibi olduğu, kendi çıkarlarını dayattıkları, aydınlanmanın değil, paranın egemen olduğu üniversiteler yaratılmaya çalışılmaktadır. Türkiye Gençlik Birliği, Cumhuriyetimizin en önemli değerlerinden olan üniversitelerimize sahip çıkacaktır.
Ensar ERENOĞLU
Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle
![]()
Kemalist devrim
Yüksel Yiğit Sarsmaz
TGB Gebze
Amerika'da beniEce Kırbaş
TGB Ankara
'Manyetik Takla' ve Eylemsellik GereğiÇağrı Sevinç
TGB Isparta
Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e aynı oyun!Mehmet Yaşar Yıldız
TGB Sakarya
'Fail-i meçhul' değil 'Fail-i emperyalizm'Elvan Konuk
TGB Ankara
Yeniden çağdaşlığın ve halkın cumhuriyetine dek kavga!Ozan Şenyüz
TGB Kuşadası
KorkuErkin Öncan
TGB İstanbul
Bizim tarihimiz; 19 MayısOnur Dönmezer
TGB Hatay
Hakimiyet-i Milliye'nin mesleği, milletin hakimiyetini müdafaa...Gökalp Çiftçioğlu
TGB Ankara





