Kırmızı-Beyaz
Sayı:19
19. Yüzyıl’da Fransa, Fransa’da Bir Aydın: Emile Zola
İNCELEME
Devrimler ve toplumsal değişim süreçleri kendi sanatçılarını yaratır. Sanatın her alanında görebileceğimiz bu toplumsal gerçek, yazında da karşımıza çıkar. Eski düzen alt- üst olurken, sistemin yarattığı çürüme toplumun her tabakasını bir örümcek ağı gibi sararken ve gelecek sistemin nüveleri eski toplumda şekillenirken, içinde bulundukları toplumun ilerisinde bazı insanlar, bu değişen toplumun istemlerini ve daha adil bir toplum özlemini sanatın her dalında dile getiriler. Toplumların sıçrama dönemlerinde, yazında da bir sıçrama görülür ve bu sıçrama dönemlerinde oluşan eserler değişen toplumu ve o değişen toplumun insan tinine yansımasını anlamada sonsuza dek rehber olarak kalırlar. Toplum yapısında meydana gelen değişiklikler, bu eserlerde öylesine ifadelerini bulmuşlardır ki, bir süre sonra bu eserler olmadan o toplumsal süreci anlamak da olanaksız hale gelir.
Tolstoy, Puşkin, Dostoyevski, Gogol, Gorki Sovyet Devrimi denilince birçok kişinin usuna Lenin’den dahi daha önce gelen isimlerdir. Fakat yine aynı isimler eserlerinde ifadesini bulan toplum ve insan tininin evrensel ilkeleriyle, içinde bulundukları toplumu ve toplumsal süreçleri de aşmışlardır. Hitler Nazizmi’ne direnişin simgesi Brecht; savaşın, burjuvazinin yayılmacı ereklerinin, ereklerin sahipleriyle beraber çürüttüğü toplumun simgesi Kafka’nın ölümsüz karakteri Gregor Samsa da içinde doğdukları Alman toplumunu aşmış ve insanlığın ekinsel birikiminde yerlerini almışlardır. Emile Zola da 19. Yüzyıl Fransası için bu isimlerden biridir.
Zola’nın Düşünce Dünyasını Şekillendiren Temel Unsurlar
Yazar 1840’ta Fransa’da dünyaya gelmiştir. 1840 yılında, Fransa’da Temmuz Monarşisi’nin krallığı iktidardadır. 1848’de bu anayasal krallık da devrilecek, yerini 3. Napolyon’un katıksız mutlak krallığına bırakacaktır. Bu iktidar 1870 yılına dek devam edecektir. Yani, burjuvazinin bir sınıf olarak hızla güçlendiği ve yönetimi elinde bulundurduğu, krallık rejimi dolayısıyla kapitalizmin vaat ettiği temel haklardan da yoksun bir toplum ve gelişme sürecinin tüm çelişkilerini içerisinde barındıran bir vahşi kapitalizm süreci…
Zola’nın düşünce dünyasını şekillendiren toplumsal koşullar bunlardı. Bir de yazarın kişisel yaşamına bakalım. Yazarın mühendis olan babası, Zola yedi yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Bu ölümden sonra aile büyük ekonomik sıkıntılar içinde kalmış ve Zola lise eğitimine bile devam edemeyerek çalışmak durumunda kalmıştır. Fabrika işçiliği de dâhil çeşitli işlerde çalışmış, bu arada da liseyi dışarıdan bitirmiştir. Üniversite sınavlarında başarısız olunca yine çalışmaya devam eden yazar, sonunda bir yayınevinde işe başlamış ve bu olay yaşamını değiştirmiştir.
Yirmi dört yaşına kadar süren bu çalışma sürecinin izleri, yazarın hemen hemen tüm eserlerinde görülecektir. Bu dönemde varoş yaşantısını gözlemleme olanağı bulmuş olan yazar, hızla değişen toplumsal ortamda, ailelerdeki hızlı düşüşlere ve yükselişlere ve Fransız Devrimi’nin getirdiği değerlere karşı gelişen Romantik tutucu muhalefetin toplumda yükselen etkisine tanık olmuştur. Bu olaylar doğal olarak yazarın eserlerindeki ana temayı da şekillendirecektir.
İçkinin, çürümüş toplumsal ilişkilerinin girdabında yok olan aileler ve bunların sonucu gelen ölüm, toplumda Yahudilere karşı oluşan nefret ve kır yaşamını etkisi altına alan din ve kilise, yazarın eserlerinde değişmez konular olacaktır.
Romanlarında Fransız Toplumunun Tahlili
Yazar, öncelikle ikinci krallık idaresi altında bir ailenin doğal ve toplumsal tarihi dizisiyle 19. yüzyıl Fransız toplumunun tahliline girişti. Bu dizi yazarın en bilinen üç romanı olan Meyhana, Nana ve Germinal’i de kapsar. Şimdi, Meyhane’den başlayarak Zola romanını incelemeye başlayalım.
Basit bir işçi ailesinin yaşamı ve onların çevresi etrafında döner Meyhane. Gervaise, Coupeau ve kızları Nana etrafında dönen hikâye başlangıçta, Meyhane’yi klasik bir işçi ailesini ve onların yaşamını anlatan bir eser gibi görmemize neden olur. Coupeau bir çinko işçisidir, Gervaise ise çamaşırcı. Bu iki çalışkan eş bir varoş ailesine göre iyi bir yaşam sürmektedir. Coupeau’nun bir gün çalışırken çatıdan düşmesiyle her şey değişir. Gervaise kocasını hastanede ölüme terketmeyi kabul etmez ve varoşta yaşayan birçok ailenin imgesinde dahi canlandıramayacağı bir şeyi yapar ve onu evde özel hekimlere tedavi ettirir. Coupeau bu hastalık döneminde çalıştığı işi sorgulamaya başlar. Yerden metrelerce yükseklikte çalışmaktadır ve her an ölümün ucundadır. Bunları düşünürken de işine olan sevgisini kaybeder.
Burada bir ara not olarak eklememiz gerekiyor. Yazar, Coupeau ailesinin öyküsünü anlatırken, bize 1800’lerin bir görüntüsünü de veriyor. İşçilerin günün neredeyse üçte ikisini çalışarak geçirdikleri ülkede, kamu hastanelerinin halkın gözünde girenin ölü olarak çıktığı
Ercan ÇANKAYA
Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle
![]()
Kemalist devrim
Yüksel Yiğit Sarsmaz
TGB Gebze
Amerika'da beniEce Kırbaş
TGB Ankara
'Manyetik Takla' ve Eylemsellik GereğiÇağrı Sevinç
TGB Isparta
Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e aynı oyun!Mehmet Yaşar Yıldız
TGB Sakarya
'Fail-i meçhul' değil 'Fail-i emperyalizm'Elvan Konuk
TGB Ankara
Yeniden çağdaşlığın ve halkın cumhuriyetine dek kavga!Ozan Şenyüz
TGB Kuşadası
KorkuErkin Öncan
TGB İstanbul
Bizim tarihimiz; 19 MayısOnur Dönmezer
TGB Hatay
Hakimiyet-i Milliye'nin mesleği, milletin hakimiyetini müdafaa...Gökalp Çiftçioğlu
TGB Ankara





