05 Şubat 2012, Pazar
   
Metin boyutu

Kampüs Gündemi

Kırmızı-Beyaz - Sayı:19

TGB PRATİKLERİ

ÖĞRENCİLİKTE MESLEĞİ ÖĞRENMEK


Türkiye Gençlik Birliği olarak on binlerce öğrenciye konferanslarla, panellerle hitap ediyoruz. Okulda yüzünü görmediğimiz insanlarla tanışma olanağı buluyoruz. Düzenin, öğrencileri ilgisizleştirmesine, köreltmesine karşı çıkıyoruz. Memleketinden bir haber nesil yerine, yaşadığı toplum hakkında söz söyleyen insanlar haline geliyoruz. Öğrenciye şimdinin ve yarının resmini gösteriyoruz. Tam bağımsız ülke mücadelesine katılmak isteyen öğrencilerle buluşuyoruz, bir araya geliyoruz.


Mücadelemizin önemi büyük ve bunun farkında olarak uğraşıyoruz. Öğrenciyi sıradan yaşantısından çıkarmak, yaşadığı alanın öznesi haline getirmek isterken aynı yabancılaşmayla kendi hayatımızda karşılaşabiliyoruz. Pencereden bakarak sokağı tanımaya çalışırken, içinde yaşadığımız evimizi unutuyoruz. Yani; siyaset yaparken öğrenci olduğumuzu unutuyoruz. Okuduğumuz mühendislikten, doktorluktan, avukatlıktan bir haber öğrenimimizi geçiriyoruz. Bu durum hayatımızın çeşitli evrelerinde bizim için çelişki haline dönüşebiliyor. İçinde bulunduğumuz mücadeledeki özverimizi de azaltabiliyor.

Mücadele Ömür Boyu


Genç nesil olarak geçmişimize baktığımızda kıvanç duyacağımız mazi arkamızda yatıyor. Genç Osmanlılar, Jön Türkler, Kurtuluş Savaşı gençleri, 68 kuşağı… Türkiye gençlik hareketinde önümüze ışık tutan oluşumlar zihinlerimizden çıkmıyor. Tek tek ismini sayabileceğimiz birçok isim de bu örgütlülüklerden çıkarak tarihteki yerlerini aldı ve alıyor. Bugüne geldiğimizde; gençlik dönemlerinde mücadele eden kişilerin bir kısmının kendi köşelerine çekildiklerini görüyoruz. Ailelerde de bolca söylenen “Bizde gençliğimizde uğraştık. Gençliğimde ben şu örgütün yöneticisiydim…” gibi örnekler mücadelenin gençlik kısmında kalmış olan insanların dillerinden dökülüyor. Bu durumun çeşitli faktörleri vardır. En önemli etmenlerden bir tanesi de mücadele alanının ve mücadelenin nasıl olması gerektiğidir. Mücadele bir anlık heves, boş zaman değerlendirmek midir?
Yaşımız ilerledikçe hepimiz okulunu okuduğumuz mesleklerde çalışacağız. Çeşitli sosyal grupları içerisine gireceğiz. Toplumun sınıflarından birine yerleşeceğiz. Gireceğimiz sosyal yapılar da hayatımızı kazandığımız mesleğe göre belirlenecek. Mühendislik yapıyor isek çalıştığımız ortam gereği arkadaşlarımızın çoğu mühendislerden, mimarlardan, teknisyenlerden olacak. Süreçle değişen koşullarımız gereği mücadele alanlarımız da değişecek. Çevremizdeki insanların sorunlarının ana eksenini hayatımızı ikame ettiğimiz meslek dalının sorunları teşkil edecek. Değiştirmeye uğraştığımız sorunlar bu sosyal yapı ekseninde yükselecek. Öğrencilik hayatımızda bunu görüyoruz. Öğrencileri kitlesel olarak bir araya getiren mevzular, öğrencinin doğrudan hayatına etki eden konular oluyor. Sene başında harç zamlarına tepki duyan öğrencilerin mücadelesi öğrencilik hayatına olan etkinin tepkisidir ve önemlidir. Bir araya gelerek tepkilerini iletmesi öğrencinin konumu açısından belirleyicidir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun gençleri bir araya getirdi. Sonucunda yasa geri çekildi. Bu durumu meslek hayatımıza uyarlarsak, mühendis olduk diyelim. Bizim için tepki gösterilecek birincil madde çalışma şartlarımız olacak. Yabancı mühendis yasasının meclisten geçmemesi için örgütlenmeye çalışacağız Biz de mühendis mücadelesini örgütlemekle mükellef olacağız. Eylemler ortaya koyacağız. Sonucunda örgütlü gücümüzün etkisi doğrultusunda başarılı ya da başarısız olacağız.

Meslek Odalarının Önemi

Türkiye’de birçok meslek odası bulunmaktadır. Tabipler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türkiye Barolar Birliği gibi meslek odaları bu kuruluşların belli başlı olanlarıdır. Bu odalar mesleğe ilişkin çalışmaların yapıldığı, Türkiye'de mesleğin icra edilmesi için toplumsal mekanizmanın devreye sokulduğu, yaşadıkları ülkenin sorunlarıyla doğrudan ilgilenen yapılardır. Odalar, mesleği temel almakla beraber siyasetle de ilişkilidir. Hiçbir yapıyı devlet yönetiminden ayıramadığımız gibi meslek odalarını da siyasetten ayıramayız. Diyelim ki başbakan Türkiye’de üreten sanayi yerine montajı tercih etti. Hükümetin sanayide dışa bağımlı olarak aldığı her karar, orta ve büyük üreticileri etkiler. Sonucunda bu karar sanayide görev yapan mühendisin iyi ihtimalle maaşındaki kesilme, kötü ihtimalle işten atılması ile sonlanır.

TMMOB’nin Öğrenci Komisyonları

Konuyu Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği özeline indirgersek: TMMOB’nin 342.996 üye bulunmaktadır. Makine Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası… gibi odalar olmak üzere 23 Oda, bu Odalara bağlı 190 şubede çalışmalarını sürdürmektedir. TMMOB de toplam 1267 birimi ile görev yapmaktadır.
Bunun yanında her odanın gençlik komisyonları bulunmaktadır. Tıpkı okul toplulukları gibi çalışan komisyonlardır bunlar. Konferansların ayarlandığı, teknik gezilerin yapıldığı, mesleğin daha yakından tanıma imkânının bulunduğu yerlerdir. Öğrenci komisyonları okullarda sahip olduğumuz öğrenciye ulaşma araçlarımızın (topluluk, dergi, konferans, panel…) daha bir başka şeklidir. İlerde çalışırken ortak noktamız olacak meslektaşlığın öğrenci ayağını oluşturur.

Meslek Odalarında Nasıl Olmalıyız?

Meslek odaları toplumdaki meslek grubuna göre örgütlenmiş kuruluştur. Sahip oldukları üyeler ile büyük örgütlü güçtür. Bunun yanında çeşitli gelirlerle edindikleri mali olanak örgütlülüğü tamamlayarak kuvvetini perçinler. Güç odağı olması sebebiyle siyasi partilerin ve görüşlerin ağzının suyunu akıtır. Birçok siyasi görüşü içinde barındıran odalarda üyeliğin birinci koşulu mesleki konum yerine siyasi görüşe kayabilir. Aktif çalışacak kişiden aynı ideolojide olması şartı yöneticiler tarafından beklenebilir. Odaların gerek temel amacı olan meslek üzerinden örgütlenmeye, gerekse mühendislik disiplinin iyileştirilmesi için çalışmalara engel olabilir. Örneğin Ankara Makine Mühendisleri Odası’nı incelediğimiz zaman sahip olduğu katı düşünceler üzerinden örgütlenmek güdükleşmesine ve işlevsizleşmesine sebep olmuştur. Ayrıca katı düşüncesi doğrultusunda odayı elinde tutmak isterken tavizler vermiştir. Mühendislik disiplini mensup üyelerin tepkisini doğru yönlendirememiştir.
Elbette kişiler odalarda ülkesine dair siyasi görüşleri belirtecektir. Bu doğrultuda bir araya gelinecektir. Dikkat edilmesi gereken mevzu farklı siyasi görüşlerin dışlanarak odadan tasfiye edilmesini engellemektir. Eğer dışlanmak engellenmezse, birleştirici özelliğinden uzaklaşan her kurum gibi karşı devrimci güçlerin güdümüne girebilir.
Yöneticilerin, üyelerin azası olduğu siyasi partinin veya derneğin temsilcisi olarak meslek odalarında mücadele etmesi değil mühendis olarak odada bulunması gerekmektedir. Siyasi görüşünü değil mesleğini ön plana çıkartması gerekmektedir. Siyasi görüşü kendisini her adımında belli edecektir.
Biz de mühendis öğrenciler olarak odalarda öğrenci komisyonlarında çalışmalıyız. Komisyonlar bizim için insanlara ulaşmak için bir araç, mesleğimizi tanımak için uygun ortam, gelecekte ki mühendislik hayatımızda mücadele edebileceğimiz mevziiye ısınmamız için olanak sağlayan kurumdur.

Mücadeleyi Anlamlandırmak


Yukarda TMMOB özelinde verdiğimiz örnekle meslek odalarının gücünü anlatmaya çalıştık. Mücadelemizi ömür boyu sürdürmek için meslek odalarını önümüze koymalıyız ve şimdiden meslek dalımıza göre odalara girmeye başlamalıyız. TGB üyeleri olarak biz mücadelemizi hayatımızın dört yılına sığdırdığımız heyecan olarak görmüyoruz. Maraton koşucusu gibi ömrümüze yayılmış uzun soluklu işlerin peşindeyiz. Hayatımızın 100 metre pistindeki gençlik mücadelesi ileriki kilometrelerde başka yollara dönüşecek. Bu yollar için de şimdiden hazırlık yapmalıyız.
Üniversite hayatımızdaki mesleki çalışmalar yukarıda değindiğimiz gibi; meslek odalarında ki çalışmalarımız sayesinde eğitim sistemi nedeniyle yabancılaştığımız dersleri anlamlandırabiliriz. Mühendislerle iletişime geçmek, mühendislerle ilgili kritik mevzuların tartışıldığı etkinlere katılmak  mesleğimizi bize öğretecektir. Mesleğimiz sayesinde yetkinleştikten sonra biz de mühendisliğe ve ülkemize çok şeyler katabiliriz. Aksi takdirde sıradan doktor, mühendis, avukat olarak yaşayıp gideriz. Hayatımızın son demlerinde arkaya baktığımızda anlatabileceğimiz dişe dokunur anılar, üniversite çağlarında yaşanmış birkaç anlık kazanımlardan başka bir şey olmayacaktır.

                                                                                                                                                                       Osman BAYRAM

 

 





Paylaş / Arkadaşına Gönder / Favorilere Ekle

Yorum ekle


Son Yorumlananlar

Yönetici Girişi