18 Mayıs 2012, Cuma
   
Metin boyutu

Yeniden çağdaşlığın ve halkın cumhuriyetine dek kavga!

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi değildir.

Cumhuriyet kutlamaları yasaklanıyor, İstiklal Marşı zorunluluğu kaldırılıyor, "Hür Adam"(!) filmleri boy gösterisi gibi çarşaf çarşaf panoları kirletiyor.1940'lardan beri süregelen karşıdevrim, artık Cumhuriyet kazanımlarını yıktığını cümle âleme ilan ediyor.

Yedi düvel emperyalistine karşı yazdığımız Kuvayı Milliye destanımızdan sonra 1923'ten 38'e, 15 yılda Büyük Devrimci önderliğinde büyük atılımlar gerçekleştirdik. Şimdi ise Latin Amerika'dan Uzak Doğu'ya ilham olmuş devrimlerimiz emperyalist-feodal ortaçağcılar işbirliğinde, İnsanlık Anıtı gibi sevinç gösterileri ve tekbirlerle yıkılıyor. Köy Enstitüleriyle başlayan Atatürk miraslarını talan hayâsızlığı, can çekişen Orman Çiftliği'nin son kalıntılarına kadar uzanıyor. İktidardaki bu çılgınlık çağında çoğu Atatürkçü ise çay-kuru pasta merkezleri halindeki dernekleri ya da rakı sofralarında, ah ile vah arasından kendini kurtaramıyor. Mücadeleye olmazlanıp işin başında teslim olmayı devrimciliğine yakıştırabiliyor. Dahası 80 sonrası oluşturulan otokontrol ile mücadele edenleri de engelleyebiliyor. Bireyci, yalnızlaştıran sisteme "uyumlu", makul çocuklar yetiştiren ailelerimiz... şehit mitinglerinde malumun ilanını halka anlatmak isteyen bizlere görünmez engeller koyan parti ve dernek yöneticilerimiz... Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe'den sorumluluk alanları ve İstiklal Marşımızın okullardan çıkarılmasına haykıran liselileri cezalandıran idarecileri sessizlikleriyle en yakınlarımız cesaretlendirebiliyor. Oysa kutlamaların iptaliyle yıkıldığı ilan edilen Cumhuriyet, bugün devrimcilere 1923'tekinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.

Faili gericilik olan aydınlarımızın örgütleri yazık kı etkinlik gösterememekte, "Atatürk'ün partisi"ndeki kimi kendini bilmezler ise gericilik ve işbirlikçilikle uğraşacağı yerde devrimlerimiz ve hatta bizzat kurucusuyla hesaplaşma girişimindedir. Devletçilik küresel sermayeye peşkeş çekilmiştir. Milliyetçilik, CIA bilinç operasyonları sonucu ırkçılıkla bir tutulmaktadır. Halkçılık özel sektörün sosyal pazarlama yönetimleri insafına kalmıştır. Devrimcilik denince akla gelen bölücülük ya da en iyi ihtimalle kuru maceracılıktır. Laiklik, tekrara düşmek ve klişe kaygısıyla ağza alınamaz olmuştur. Tümünün toplamı Cumhuriyet ise tescilli gericilik odaklarına teslim edilmiştir. Anlaşılacağı gibi devlet –tüm yanılsamalara rağmen- "bizim" değildir. Mustafa Kemal'in, ömrü yetmediğinden yerleştiremediği kadroları cahil cesareti doldurmuş; bu egemen güç 40'lardan beri devletin mayasındaki ulusçuluk hayaletinden korkarken bugün hesapsızlığı en üst noktaya taşımıştır. Türkiye Şeyh Saitler, Derviş Mehmetler ve müritler memleketi haline getirilmektedir. Devrimlerimizin başından beri emperyalizmle işbirliği içindeki feodal ortaçağcı, etnik ayrımcı odaklar çağdaşlık karşıtlığında birleşip onu her bir yanından örseleyerek sonunda egemenliklerini devrimcilerin kanları üzerine kurmuşlardır.

Anlaşılacağı gibi savunmada olan Cumhuriyet değildir. Devrimciler tarihsel sorumlulukları gereği iktidardaki gericiliğe karşı durmaksızın, her alanda saldırıda olmak zorundadır. Bu noktada en büyük sorumluluk ise Atatürk'ün görevi devrettiği gençliktedir. Devrimci ise her yaşta gençtir. Toplumun dinamik gücü olması ona her şartta bu görevi verir. İhtiyar delikanlıların, genç kızların birliğimize hayranlığının nedeni de budur. Türkiye Gençlik Birliği ülkemizin devrim bekçisi Denizler ve Kubilay mirasını yaşatan yegâne örgüttür. Her bir parçası olan bizlerin de bu kavganın merkezinde ve temsilcileri olarak görülmemizin nedeni budur. Ancak artık kenardan alkış vakti değildir. Heyecan ve umudu yaratan birlikteliktir ve büyütülmesi gerekir. Ümmetleşmeye ve etnik bölünmelere karşı inisiyatif alma, geleceğine sahip çıkma vaktidir. Bu kavga her çağdaş yurttaşın neferliğiyle ve elde kalem ya da kılıç ne varsa silah edilerek yapılır. Satıh (değil ama kurtarılacak olan) tek mezrası dahi ayrılmaksızın vatandır!

Sakın kurtarıcı bekleme! Yoksa sana karşı vazifemi yapamadım sayarım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Ozan Şenyüz / TGB Kuşadası

tgb.gen.tr

Son Yorumlananlar

Yönetici Girişi